Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/775 E. 2023/5523 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/775
- Karar No
- 2023/5523
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/2920 E., 2017/2920 K. SAYISI : 2017/İHK-1867 HÜKÜM/KARAR : Başvurunun reddi/İtirazın kabulü ile başvurunun kısmen kabulü SAYISI : K-2017/6769 BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2017/1554 E., 2019/400 K. Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun reddine karar verilmiştir. Karara davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kabulüne, kararın kaldırılmasına ve başvurunun kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde; davalı nezdinde kasko poliçesi ile sigortalı bulunan aracının 16.04.2016 tarihinde dava dışı ...'in sevk ve idaresindeyken başka bir araç ile birlikte maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, sigortalı aracın bir iş yerine girmesi nedeniyle işyeri sahipleri ve bina sakinleri ile diğer araçtaki şahısların olay yerine toplanması nedeniyle sürücü ...'in olay yerinden uzaklaştığını, daha sonra polislerin olay yerine intikal etmesi üzerine sürücünün tekrar olay yerine döndüğünü, sürücünün polisler tarafından hastaneye götürülerek sağlık raporu alındığını ve ifadesinin alınarak sabah saatlerinde salıverildiğini, sigortalı araçta oluşan hasarın ödenmesi için davalı tarafa başvurduğunu ancak davalının, sürücünün olay yerini terketmesi nedeniyle ödeme yapmadığını belirterek hasar gören aracı için yetkili servise ödediği 79.032,95 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının başvurusunun haksız olduğunu, araç sürücüsünün olay yerinden firar etmiş olması ve kaza tutanağına göre aracın içerisinde boş alkol kutularının bulunduğunun tespit edilmesi nedeniyle, davacının tazminat talebinin Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5.10. maddesine göre teminat dışında olduğunu, hasar ekspertizi için müvekkilince görevlendirilen eksper tarafından düzenlenen raporda yapılan hesaplamaya göre araçta parça ve işçilik olmak üzere 47.569,22 TL hasar bedeli oluştuğunun tespit edildiğini, davacı tarafça talep edilen miktarı kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. ... KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kaza ile ilgili olarak trafik polisleri tarafından tanzim edilen resmi trafik kazası tespit tutanağında davacıya ait araç sürücüsünün firari olduğunun belirlendiği, davacının, sürücünün kazadan sonra hasar gören işyeri sahipleri ve bina sakinleri ile diğer araçtaki şahısların olay yerine toplanması nedeniyle can güvenliğinden endişe ederek olay yerinden uzaklaştığını, polisler olay yerine intikal edince sürücünün geri döndüğünü beyan ettiği, sürücü ...'in ise ifade tutanağında can güvenliğine ilişkin herhangi bir şikayetten bahsetmediği, davacı tarafından kazaya karışan diğer araç ve dükkan sahibi ile komşulardan kaçmak için sürücünün olay yerini terk ettiğinin iddia edildiği, ancak sürücü ...'in ifade tutanağında kazaya karışan ikinci aracı olay yerine geri döndüğünde gördüğünü beyan ettiği, Kasko Sigortası Genel Şartları’ nın “Teminat Dışında Kalan Zararlar” başlıklı A.5.5.10 maddesinde; zorunlu haller (tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma vb) hariç olmak üzere bu maddenin 5.4 ve 5.5 nolu bentlerdeki ihlaller nedeniyle, sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılması halinde meydana gelen zararların teminat kapsamı dışında olduğunun düzenlendiği, 5.4. nolu bentte poliçede gösterilen aracın, ilgili mevzuat hükümlerine göre gerekli sürücü belgesine sahip olmayan kimseler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların, 5.5. nolu bentte ise aracın Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce kullanılması sırasında meydana gelen zararların belirtildiği, Kasko Sigortası Genel Şartları’nın; Sigortalı ve/veya Sigorta Ettirenin Sözleşme Yapıldığı Sırada Beyan Yükümlülüğü başlıklı C.2 maddesinde; sigorta ettirenin ihmali kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkacağının düzenlendiği, yine aynı maddenin devamında; “Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin ihmali kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder" hükmünün bulunduğu, buna göre davacının beyan yükümlülüğüne aykırı çelişkili beyanları ile doğru beyan yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve sürücünün zorunlu haller dışında kaza yerinden ayrılmış olması nedeniyle Kasko Sigortası Genel Şartları A.5.5.10 ve C.2 maddeleri kapsamında meydana gelen hasarın teminat harici olduğu ve tazminat talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davacı itiraz dilekçesinde; sigortalı aracın kaza günü dava dışı ... yönetiminde iken meydana gelen trafik kazasında hasar gördüğünü, sürücünün olay anındaki psikolojisi nedeniyle ve insan kalabalığından korkarak olay yerinden ayrıldığını, olay yerine polisin gelmesinden sonra sürücünün döndüğünü, sürücünün ifadesinin kaza saatinden çok sonra karakolda alındığını, can güvenliği ile ilgili endişesi kalmadığından bu yönde beyanda bulunmamış olabileceğini, kazanın saat 03:45'ten meydana geldiğini, sürücünün alkol raporunun saat 04:57'de alındığını, kazanın üzerinden 1 saat geçmeden alınan raporda sürücünün alkolsüz olduğunun tespit edildiğini, sürücünün firari olmadığını, olay yerine geri döndüğünü, 6102 sayılı TTK’nın 1409 uncu maddesi uyarınca davalı sigortacının rizikonun teminat dışında kaldığı hususunu ispatlaması gerektiğini belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda kaza tespit tutanağının düzenlendiği, tutanakta sürücünün olay yerinde bulunmaması sebebiyle sürücünün belirtilmediği, davacının, sürücünün dava dışı ... olduğunu belirttiği, davalı ... şirketine de aynı şekilde ihbarda bulunulduğu, kazanın saat 03:30’dan sonra meydana geldiği, sürücü ...’in alkolsüz olduğuna ilişkin raporun saat 04:57’de düzenlendiği, arada 1 saat 30 dakikalık zaman farkının bulunduğu, sürücünün karakol ifadesi her ne kadar sabah saat 08:00 sıralarında alınmış ise de alkol raporunun kazadan kısa süre sonra alındığı, 6102 sayılı TTK’nun 1409 uncu maddesinde "(1) Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur. (2) Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir." şeklinde düzenleme yapıldığı, kaza anında ve tarihinde davaya konu aracı sürücü ...’in kullanmadığına ilişkin davalı ... şirketinin herhangi bir delili bulunmadığı, sürücü ...’in kazadan hemen sonra alınan raporunda alkollü olmadığının tespit edildiği, sürücünün karakol ifadesi olaydan 5 saat sonra alındığından, can güvenliğinden endişe duyması nedeniyle olay yerinden ayrıldığını söylememiş olması ve kazadan hemen sonra alkol raporunun alınmış olması karşısında, davacının genel şartların B.1. maddesindeki koşullara aykırı davranmadığının anlaşıldığı, 6102 sayılı TTK’nın 1409/2 maddesi uyarınca ispat yükümlülüğünün davalı ... şirketinde olduğu, davalı ... şirketinin rizikonun belirtilen şekilde gerçekleşmediği iddiasını ispat edemediği, bu nedenle davalı ... şirketinin hasar bedelini ödemekle yükümlü olduğu, davalı ... şirketinin, davacının iyi niyet kurallarına ve genel şartlara aykırı olarak ihbarda bulunduğunu ispatlayamadığı, sürücünün olay yerinden ayrılmış olmasının, alkollü olduğunun ve kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana geldiğinin delili olarak kabul edilemeyeceği, davalı ... şirketinin kasko poliçesi genel şartları ve 6102 sayılı TTK hükümleri uyarınca araçta oluşan hasar bedelini ödemesi gerektiği, ... tarafından başvurunun reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, dosya kapsamında alınan makine mühendisi bilirkişi raporunda davacının aracındaki toplam zararın KDV dahil 76.229,00 TL olarak usulünce hesaplandığı gerekçesiyle davacının itirazının kabulüne, kararın kaldırılmasına ve başvurunun kısmen kabulü ile 76.229,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; araç sürücüsünün olay yerinden firar etmiş olması ve polis memurlarınca düzenlenen tutanakta araç içerisinde boş alkol kutularının tespit edilmesi nedeniyle davacının tazminat talebinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.10 maddesi gereğince teminat dışında olduğunu, başvurunun reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dava, kasko poliçesinden kaynaklanan araç hasar tazminatı istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, davalı tarafça kasko poliçesi ile sigortalı bulunan 10 HS 237 plakalı aracın 16.04.2016 tarihinde tek taraflı kaza yapması sonucu aracın hasar gördüğü ve araçta meydana gelen hasarın, 23.05.2017 tarihli bilirkişi raporuna göre 76.229,25 TL olduğu tespit edilmiştir. İtiraz Hakem Heyetince de, bilirkişi raporundaki miktar dikkate alınarak başvurunun kabulüne karar verilmiştir. Davalı taraf her ne kadar, araç sürücüsünün olay yerinden ayrılması ve araç içerisinde alkol kutularının bulunması gerekçesiyle, davacının tazminat taleplerinin Kasko Genel Şartları gereğince teminat dışı olduğunu iddia etmiş ise de, araç sürücüsünün can güvenliği nedeniyle kısa bir süreliğine olay yerinden ayrıldığı ve alkollü olmadığının doktor raporuyla tespit edildiği, dolayısıyla davalının iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Başka bir deyişle, davacının tazminat talebi kasko poliçesi teminatı kapsamında olduğundan, davalı tarafın istinaf iddia ve itirazları yerinde değildir. " gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu trafik kazasına istinaden resmi makamlarca düzenlenen kaza tespit tutanağı incelendiğinde görüleceği üzere; sürücü Nihat Kurtbey'in sevk ve idaresindeki 10 YN 447 plakalı araç ile aynı yön ve aynı istikamette arkasından gelmekte olan 10 HS 837 plakalı davalıya sigortalı aracın çarpışması neticesinde maddi hasarlı ve yaralamalı kaza meydana geldiğini, 2918 sayılı KTK’nun 52/1-a maddesini ihlal eden 10 HS 837 plakalı davacıya ait aracın sürücüsünün olay yerinden firar etmiş olduğunun tespit edildiğini, somut olayın meydana gelişi ile ilgili davacı tarafça oluşturulan senaryonun hayatın olağan akışına uygun olmadığını, sigortalı araç sürücüsünün olay yerinden firar etmiş olması ve polis memurlarınca düzenlenen tutanakta araç içerisinde boş alkol kutularının tespit edilmesi nedeniyle davacının tazminat talebinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.10 maddesi gereğince teminat dışında olduğunu, her ne kadar ... kararında, 6102 sayılı TTK'nun 1409 uncu maddesinde yazılı ispat külfetinin kural olarak sigortacıda olduğu belirtilmişse de, bu kuralın, ihbar yükümlülüğünün iyi niyet kurallarına uygun olarak gerçekleştirildiği hallerde geçerli olduğunu, sigortalı tarafından işbu yükümlülüklere uygun hareket edilmediğinin resmi makamlarca düzenlenen kaza tespit tutanağı ile somut olarak ortaya koyulmuş olduğunu, bu nedenle hasarın kasko poliçesi teminatı kapsamında olduğunu ispat külfetinin davacıya geçtiğini belirterek ... kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Kasko Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan davacıya ait aracın karıştığı kaza sonucu araçta meydana gelen hasar tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1409 uncu maddesi. 3. Değerlendirme 1. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun 19.06.2020 tarih, 2019/4-2019/1 sayılı kararı ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesi ile kurulan ... İtiraz Hakem Heyetinin, Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra itiraz üzerine verilen kararlarının temyiz kanun yoluna tabi olduğu kararlaştırıldığından, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin 14.03.2019 tarihli 2017/1554 Esas, 2019/400 Karar sayılı kararının kaldırılarak davalı vekilinin ... ... kararına yönelik istinaf isteminin temyiz istemi olarak incelenmesi gerekmiştir. 2. Mal sigortaları türünden olan kasko sigortasının teminat kapsamını belirleyen Kasko Sigortası Genel Şartları A/1 maddesine göre; gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler ile fiil ehliyetine sahip olmayan kişilerin yol açacağı zararlar, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bütününün sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Olay tarihinde geçerli olan Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5.10. maddesinde, "zorunlu haller (tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma vb) hariç olmak üzere; bu maddenin 5.4 ve 5.5 nolu bentlerdeki ihlaller nedeniyle, sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılma" denilmek suretiyle, maddede ifade olunan haller ile benzer haller dışında olay yerini terkin, zararın teminat dışı olmasına yol açacağı kabul edilmiştir. Eldeki davada davacı; 16.04.2016 tarihinde davalıya kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olan aracı ile başka bir aracın karıştığı kazada aracının hasar gördüğünü açıklayıp tazminat talebinde bulunmuş; davalı vekili ise kaza tespit tutanağına göre araç sürücüsünün olay yerinden firar ettiğini, aracın içerisinde boş alkol kutularının bulunduğunun tespit edildiğini, bu nedenle Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5.10. hükmü uyarınca tespit edilen hasarın teminat dışında kaldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Yukarıda anılan Kanun ve Sigorta Genel Şartları ve 6102 sayılı TTK'nun 1409 uncu maddesinin 2 nci fıkrası gereği, kural olarak zararın teminat dışı olduğunu ispat yükü, davalı sigortacıda bulunsa da somut olayın özellikleri ve bilhassa kolluk görevlilerince tutulan kaza tespit tutanağına göre davacıya ait aracın sürücüsünün firari olduğunun ve sigortalı aracın içinde alkol kutularının bulunduğunun tespit edildiği, kazaya ilişkin 16.04.2016 tarihli olay yeri inceleme raporunda da davacıya ait aracın ön ve arka koltuk ile paspasları üzerinde dolu ve boş teneke ile cam bira şişesinin bulunduğunun belirtildiği, kolluk görevlilerince olayla ilgili yapılan araştırmada sigortalı aracın çarptığı binada ikamet eden tanığın ifadesinin alındığı, tanığın gece uyurken gürültüyü duyduğunu, balkona çıkıp baktığını, işyerine çarpan davacının aracının içinden 2 erkek şahıs ile 1 bayanın olduğunu, bu 3 şahsın olay yerinden şehir merkezine doğru koşarak uzaklaştığını beyan ettiği, olaydan yaklaşık 55-60 dakika sonra davacıya ait aracın sürücüsü olduğunu iddia eden ... isimli şahsın olay yerine geldiği, ...'in alkolsüz olduğuna ilişkin sağlık raporu alındığı, ...'in ifadesinde kaza esnasında araçta kendisinden başka kimsenin olmadığını, araçtan inip kaçan birilerinin bulunmadığını, kaza sonrasında ikametinin olay yerine yakın olması nedeniyle olay yerini terk ederek ikametine gittiğini, olayı eşine anlattığını, daha sonra tekrar olay yerine döndüğünü, araçtaki bulunan bira kutusunun kimin tarafından kullanıldığını bilmediğini beyan ettiği, davacının iddia ettiği gibi kaza nedeniyle olay yerine toplanan insanlardan zarar görme tehlikesi nedeniyle olay yerinden uzaklaştığına ilişkin bir beyanda bulunmadığı, buna göre kazada sürücünün can güvenliğini tehlikeye atacak ispatlanmış bir durum olmadığı, kazanın oluş biçimi, araç içerisinde tespit edilen alkol kutuları ve kazanın meydana geldiği saat gözetildiğinde; haklı sebeple olay yerini terkin ötesine geçen bir durum bulunduğu ve aksi durumu ispat yükünün, davacı sigortalıya geçtiğinin kabulünün zorunlu olduğu açıktır. Taraflar arasında güven ve iyiniyet esasına dayanan sigorta sözleşmelerinde, gerek sigortalının gerekse sigortacının haklarını kullanırken ve yükümlülüklerini yerine getirirken iyiniyetle hareket etmesi; rizikonun gerçekleşmesinden sonra doğru ihbar yükümlülüğü altında bulunan sigortalının, bu yükümlülüğüne uyup uymadığının saptanmasında da bu ilkenin göz önünde tutulması gerekir. Somut olayda 16.04.2016 günü gece saat 03:30 sularında meydana gelen kazada sürücünün yaralanmadığı ve dava dışı başka bir araca veya kişiye çarparak zarar verilmediğine göre araç sürücüsünün korku, kaygı ya da panik yaşamasını gerektirir bir durumun varlığından da söz edilemeyeceği, kaza yerini terk etmek yönünden Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.10 hükmü uyarınca haklı bir neden bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca sigortalı aracın ön ve arka koltuk ile paspasları üzerinde dolu ve boş teneke ile cam bira şişesinin bulunduğunun tespit edildiği, kolluk görevlilerince dinlenen tanık beyanına göre de kazadan hemen sonra davacının aracının içinden çıkan 3 şahsın olay yerinden şehir merkezine doğru koşarak uzaklaştığının ifade edildiği görülmektedir. Bu durumda ispat yükünün yer değiştirdiğinin kabulü gereklidir. Bu itibarla davacıya ait aracın sürücüsünün kaza yerini Genel Şartlarda belirtilen zorunlu nedenlerle terk ettiği dolayısıyla zararın poliçe teminatı kapsamında kaldığını ispat yükü davacı sigortalıda olup, dosyadaki mevcut deliller ile hasarın teminat kapsamında kaldığı ispatlanamamıştır. Şu durumda açılan davanın tümden reddi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve ... kararının bozulması gerekmiştir. VII. KARAR 1- Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin 14.03.2019 tarihli 2017/1554 Esas, 2019/400 Karar sayılı ilamının kaldırılmasına, 2- Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan ... kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,24.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.