Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/6765 E. 2025/11673 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6765
- Karar No
- 2025/11673
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/569 E. 2022/433K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Güvence Hesabı vekili ile dahili davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 18.05.2006 tarihinde ... Karayolunda meydana gelen ... ve ... plakalı araçların karıştığı maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası neticesinde, ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacı sigortalısı ...'nin yaralandığını, kaza tespit tutanağına göre ... plakalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde 6/8 oranında, diğer araç sürücüsünün ise 2/8 oranında kusurlu olduklarını, davacının sigortalısı için 37.705,36 Euro tedavi gideri ödediğini, bu bedelin 2/8 kusur oranına isabet eden bölümünün ... plakalı aracın sigortacısı tarafından ödendiğini, kazaya karışan diğer aracın zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmadığını, bakiye 28.279,02 Euro zararın tazmini için diğer davalılarla birlikte Güvence Hesabına başvurulduğunu, davalı Güvence Hesabının hasar dosyası açmasına rağmen ödeme talebini reddettiğini, diğer davalılara yapılan başvurunun da sonuçsuz kaldığını belirterek 28.279,02 Euro tazminatın tahsil tarihindeki kur üzerinden TL karşılığının yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Güvence Hesabı vekili cevap dilekçesinde; Türk Kanunlarında davacı tarafın rücu hakkının düzenlenmediğini, müvekkili kurumun olayda hukuki sorumluluğu bulunmadığını, bu bakımdan öncelikle husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin her halükarda teminat limiti ve kusur oranı dahilinde sorumlu olacağını, kusurun ve zararın tespit edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu kazanın ... ilçesinde meydana geldiğini, bu nedenle davanın Manavgat Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini belirterek yetki itirazında bulunmuş, bilirkişi raporunda belirlenen kusur oranını kabul etmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.09.2013 tarih ve 2014/1430 E.-2015/11928 K. sayılı kararı ile davacının sigortalısı için ödediği tedavi giderlerini, davalı sürücünün kusuru oranında talep etme hakkı doğduğundan, bilirkişi raporlarında tespit edilen kusur oranlarına ve tedavi giderine göre davanın kabulüne, 28.279,02 Euro tazminatın fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL karşılığı olarak davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya ödenmesine, tazminat tutarına 01.06.2010 dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Güvence Hesabı vekili ile davalı ... vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir. Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 2014/1430 E.-, Karar No:2015/11928 sayılı ilamı ile "Hükme esas alınan hesap raporunda, dosyada yer alan, davacıya muayene, tetkik, ameliyat, yatarak tedavi, ilaç, tıbbi malzeme, egzersiz programı, geçici iş göremezlik zararı, emeklilik sigorta prim farkı, hastalık ve bakım sigorta prim farkı olarak toplam 37.705 Euro ödendiği bilgisi tekrarlanmış, uygulanan tedavi ve yapılan ödemelerin kaza ile uygunluk gösterip göstermediği hususunda başka bir bilgiye yer verilmemiştir. Anılan hususlar gözetilerek bilirkişiden ek rapor alındıktan sonra sonucuna göre karar vermek gerekirken, yetersiz ve eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozma sebebi yapılmıştır." karar bozulmuştur. Davalı Güvence Hesabı vekili süresi içerisinde karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/4667 E.-2016/9200 K. sayılı ilamında "Sigorta poliçesinde belirtilen, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle sigorta şirketi zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır ,Sigorta şirketinin yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere göre, 2918 sayılı Yasanın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluk "Sosyal Güvenlik Kurumu'na" geçtiğinden eldeki davada yasal hasımın "Sosyal Güvenlik Kurumu" olması gerekir. Bu durumda mahkemece, "Sosyal Güvenlik Kurumu"nun davaya dahil edilmesi, tarafların delillerinin toplanması, davacı tarafından talep edilen tedavi giderlerinden 2918 sayılı Yasanın 98. maddesi kapsamında kalanların ve Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğuna esas olanların belirlenmesi için uzman doktor bilirkişiden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, 2918 Sayılı Yasanın 98 maddesi kapsamında kalan tedavi giderleri yönünden Sosyal Güvenlik Kurumu'nun, yasa kapsamı dışında kalan giderlerden ise davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir." gerekçesi ile davalı Güvence Hesabı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesi'nce yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, 2.142,65 Euro'nun dahili davalı SGK'dan, 26.136,37 Euro'nun diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL karşılığı olarak alınarak davacıya verilmesine, bu bedellere 01.06.2010 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Güvence Hesabı vekili temyiz dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, 2 yıl içinde açılmayan davanın zamanaşımı nedeni ile reddi gerektiğini, dolaylı zarar niteliğinde olan prim farklarından müvekkili kurumun sorumlu olmadığını, davacı şirketin müvekkili kuruma rücuen tazminat davası açma hakkı bulunmadığını, husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, 5684 sayılı Yasa'nın 14. maddesi ve Güvence Hesabı Yönetmeliği gereği Güvence Hesabı'nın bedensel zararlardan sorumlu olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatı dolaylı zarar kavramı içerisinde değerlendirilmekte olup gelir kaybına ilişkin müvekkili kurumun herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, sigortalının o dönem çalışıp çalışmadığı ve hizmet dökümü sunulmadan, maluliyeti araştırılmadan 11 ay geçici iş göremezlik durumunun varlığının kabulü ve gelirinin dönemin Almanya asgari ücretinin 3 katı olduğunun kabulünün hatalı olduğunu, müvekkili kurumun bakıcı ve tedavi giderinden sorumlu olmadığını, tedavi giderlerinin hatalı belirlendiğini, tedavi giderlerinin tespitinde Sağlık Bakanlığı fiyat tarifesinin esas alınması gerektiğini, dava konusu tazminat talebinin sözleşmeden değil, haksız fiilden kaynaklandığını, bu nedenle tazminat miktarının Euro cinsinden talep edilmesinin yasal bir dayanağı olmadığını, huzurdaki davaya konu talep ile ilgili olarak hasar ve riziko teminat kapsamında olmadığından muaccel bir alacak doğmamış olup Güvence Hesabının temerrüde düştüğünden bahsedilemeyeceğini, avans faizi talep edilemeyeceğini ve sorumluluğun teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir. Dahili davalı SGK Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu talebin müvekkili yönünden zamanaşımına uğradığını, ek raporun sonuç ve kanaat kısmının 1. maddesinde belirtildiği üzere Türk vatandaşı olmayan dava dışı Karl Mıckeın'in tedavi giderlerinden müvekkili kurumun sorumluluğu bulunmadığını, 5510 sayılı Kanun'da yabancı uyruklu kişilerin tedavi giderlerinden SGK tarafından karşılanacağına ilişkin herhangi bir hükmün mevcut olmadığını, davacı Almanya sigorta şirketinin müvekkili Sosyal Güvenlik Kurumuna rücu hakkını düzenleyen herhangi bir yasal hüküm de olmadığını, 27.08.2011 tarihli ve 28038 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Trafik Kazaları Nedeniyle İlgililere Sunulan Sağlık Hizmet Bedellerinin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in geçici 1. maddesinin "Kanunun yayımı tarihinden önce meydana gelen trafik kazalarından kaynaklanan ve anılan tarih itibariyle ödenmemiş tüm tedavi gideri bedelleri Kanunun Geçici 1. maddesi kapsamında kurumca ödenir. Bu tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle ilgili sigorta şirketlerinden ve Güvence Hesabından tahsil edilen tutarlar bakımından ilgili sigorta şirketlerine ve Güvence Hesabına herhangi bir iade yapılmaz. Bu tutarlar Kuruma bu Yönetmelik uyarınca aktarılan tutarlardan mahsup edilemez." şeklinde düzenlendiğini belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; trafik kazası nedeniyle sigortalısına ödeme yapan davacı sağlık sigortacısının, ödediği tutarı kazaya sebebiyet veren aracın sürücüsü, maliki ve aracın ZMSS bulunmaması sebebiyle Güvence Hesabı'ndan rücuen tahsili talebine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla dahili davalı SGK vekilinin ve davalı Güvence Hesabı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. 18.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda dahili davalı SGK dışındaki davalıların ödemesi gereken gerçek zarar 34.199,72 Euro olarak belirlenmiştir. Davacı vekilinin dava dilekçesinde beyan etmiş olduğu üzere sigortalısı için ödenen 37.705,36 Euro tedavi giderinin karşı araç sürücüsünün 2/8 kusur oranına isabet eden 9.426,34 Euro dava dışı sigorta şirketi tarafından davacıya ödenmiştir. Bilirkişi heyetince hesaplanan 34.199,72 Euro gerçek zarardan dava dışı sigorta şirketi tarafından ödenen 9.426,34 Euro mahsup edildiğinde bakiye 24.773,38 Euro'nun temyiz eden davalı Güvence Hesabı'ndan, temyiz etmeyen diğer davalılar yönünden kesinleşen hüküm ile tahsilde tekerrüre yol açmamak kaydıyla müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken 26.136,37 Euro'ya hükmedilmesi doğru olmamıştır. 3. Davalıların sorumluluğu temelinde 6098 sayılı Kanun'un 49. maddesi gereğince haksız fiile dayanmaktadır. Haksız fiilin unsurlarından olan zarar kavramı, zarar görenin mal veya manevi varlığında bir azalmayı ifade eder. Haksız fiil faili de fiiliyle yaratmış olduğu eksilmeyi giderme, zarar gören kişiyi fiilden önceki duruma getirme borcu altındadır. Haksız fiilde tazminatın amacı zarar görenin gerçek zararını karşılamaktan ibarettir. Zararın niteliği, kapsamı ve tazmini her olayın kendine özgü yapısı içerisinde değişen bir özellik gösterir. Dolayısıyla tazminat miktarı belirlenirken de zarar görenin mal varlığının fiilden önceki hale getirilmesinin esas alınması gerekir. Somut olayda; davacı Almanya'da kurulu bir sağlık sigortası kurumu olup davacının sigortalısı yabancı devlet vatandaşıdır. Dava dışı sigortalı, Türkiye'de meydana gelen trafik kazasında yaralanması sonucu kendi ülkesinde tedavi olmuş ve davacının da zararı yabancı para birimi üzerinden doğmuştur. 6098 sayılı Kanun'da zararın yabancı para birimi üzerinden ödenmesine engel emredici bir düzenleme de bulunmamaktadır. Bu haliyle davacının zararı yabancı para birimi olan Euro üzerinden doğmuş olup tazminat alacağının da aynı para birimi üzerinden gerçekleşeceğinin kabulü zorunludur. Nitekim Hukuk Genel Kurulu'nun 11.11.2009 tarihli, 2006/238 Esas ve 2009/493 Karar sayılı ilamında da aynı ilkeler benimsenmiştir. 6098 sayılı Kanunun 99 maddesinde; "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." düzenlemesi mevcuttur. Yine 3095 sayılı Kanun'un "Yabancı para borcunda faiz" başlıklı 4/a maddesi; “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” şeklinde düzenlenmiştir. Şu durumda; mahkemece döviz cinsinden oluşan davacı sigorta şirketi alacağına ve bu alacağın da 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince alacağa konu yabancı paraya Devlet bankalarının bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden yürütülecek faiziyle birlikte, fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının tahsiline karar verilmesi gerekir. Kararın açıklanan nedenle de bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle dahili davalı SGK vekili ve davalı Güvence Hesabı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı Güvence Hesabı vekilinin, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle dahili davalı SGK vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı Güvence Hesabı'na iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,09.07.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.