Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/1252 E. 2025/6367 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1252
Karar No
2025/6367
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1680 E., 2024/2967 K. DAVA TARİHİ : 28.12.2017 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/137 E., 2024/174 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin Kazakistan'da bulunan projesinde çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, ücret, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'i ve ileri sürdüklerini, husumet itirazında bulunduklarını, davacı ile davalı Şirket arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığını, davalı Şirketin Kazakistan'da bir işyerinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 26.11.2020 tarihli kararının Bölge Adliye Mahkemesinin 20.02.2023 tarihli kararı ile ortadan kaldırılarak dosyanın Mahkemesine gönderilmesi üzerine yeniden yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tanıkları yeniden dinlenerek 22.12.2023 tarihli bilirkişi raporu alındığı, kaldırma kararında belirtilen emsal dosyalar incelendiğinde Türk hukukunun uygulanarak dosyaların kesinleştiği, bu nedenle 31.05.2019 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, davacının işçilik alacaklarına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunarak davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Husumet itirazlarının değerlendirilmediğini, 2. Somut olayda yabancı ülke hukukunun uygulanması gerektiğini, 3. Gerekçeli kararın eksik ve hatalı olduğunu, 4. Hesaplamanın yabancı para birimi üzerinden yapılmasının hatalı olduğunu, 5. Bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, husumet, davacının kıdem ve ihbar tazminatları ile ücret alacağına hak kazanıp kazanmadığı ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hesaplanmasına ilişkindir. 1.5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda, uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda ve yukarıda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. Taraflar arasında hükmedilen dava konusu alacaklara işletilecek faizin başlangıç tarihi uyuşmazlık konusudur. Öncelikle ifade etmek gerekir ki muacceliyet en yalın anlatımıyla, ödeme zamanının gelmiş olmasıdır. Borcun ifası için bir vade öngörülmüşse kural olarak bu vadenin gelmesiyle muacceliyet oluşur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 10.10.2012 tarihli ve 2012/7-502 Esas, 2012/707 Karar sayılı karar). Alacağın muaccel hâle gelmesi ile borçlunun temerrüde düşmesi farklı kavramlardır. Temerrüt alacaklı tarafından talep edilebilir (muaccel) hâle gelmiş bir borcun ifasındaki gecikmedir ve kural olarak muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Bununla birlikte borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle ifa gününü belirlemişse, bu günün geçmesiyle borçlu temerrüde düşmüş olur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 15.11.2023 tarihli ve 2022/3-1269 Esas, 2023/1106 Karar sayılı kararı). Diğer yandan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 99. maddesine göre, Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir. Öğretide 6098 sayılı Kanun'un 99. maddesinde geçen “vade tarihi” ifadesinin, borcun muaccel olacağı tarihi ifade ettiği, "ödeme gününde ödenmemesi" ifadesinden anlaşılması gerekenin de vade (muacceliyet) tarihi olduğu belirtilmektedir. Buna göre temerrüdün oluşması için ihtara gerek olmayan hâllerde; muacceliyet ile temerrüt, diğer koşullar da oluşmuşsa aynı anda doğar. Fakat temerrüt için ihtara gerek olan, ancak henüz ihtar olmadığı için temerrüdün oluşmadığı hâllerde, muacceliyet tarihi ile temerrüdün doğumu farklı tarihlerde gerçekleşmektedir (Serkan Ayan, "Yabancı Para Borçlarının İfası" https://....org.tr/tr/download/article-fil e/... 1, [Erişim Tarihi: 06.01.2025], s.511-570). 6098 sayılı Kanun'un 99. maddesi yabancı para borcunun ifasına yönelik olup yabancı para borcuna hükmedilecek faizin başlangıç tarihine ilişkin değildir. Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/a hükmünde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede; “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” kuralına yer verilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalara ve dosya kapsamına göre somut olayda Mahkemece hüküm altına alınan ihbar tazminatı ve ücret alacağı yönünden hem temerrüt tarihi olan dava ve ıslah tarihlerinden hem de vade (muacceliyet) tarihinden itibaren; fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları yönünden ise hem temerrüt tarihi olan dava tarihinden hem de vade (muacceliyet) tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olması infazda tereddüte yol açacak mahiyette olduğundan hatalıdır. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. Davalı tarafın temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (2), (3), (4), (5), (6) numaralı bentlerinde yer alan "vade tarihinden fiili ödeme tarihine kadar" ibaresinin çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/1252, K. 2025/6367, T. 15.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-1252-e-2025-6367-k-0be62237fb2f