Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/5648 E. 2023/10686 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5648
Karar No
2023/10686
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/241-2023/69 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasında görülen trafik kazası sonucu yaralama nedeniyle manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 13.04.2015 tarihinde, davalılardan ...’ın sevk ve idaresindeki polis aracının, yaya geçidinden geçmekte olan davacıya çarparak yaralanmasına ve davacının maluliyetinin oluşmasına sebebiyet verdiğini belirterek 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kamu görevlisi olması nedeniyle kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, davacının tam kusurlu bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ..., davaya cevap vermemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 20.01.2016 tarihli ve 2015/214 Esas, 2016/8 Karar sayılı kararıyla; toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davalı ... hakkındaki davanın husumet nedeniyle, davalı ... hakkındaki davanın yargı yolu uyuşmazlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 07.03.2019 tarihli ve 2016/7759 Esas, 2019/2654 Karar sayılı ilamı ile "...Davalı ... aracın işleteni Emniyet Müdürlüğüne izafeten davalı konumunda olup, sürücü ...'da haksız fiil faili durumundadır. Olayda hizmet kusuru bulunmamaktadır. Aracın işleteni, kusursuz sorumluluk ilkelerine göre, sürücünün kusuru oranında sorumludur. Araç sürücüsü de haksız fiil hükümlerine göre kusuru oranında zarardan sorumlu olacaktır. Bu durumda mahkemece, işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle sürücü hakkındaki davanın husumet, ... hakkındaki davanın yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmesi doğru değildir..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. İkinci Bozma Kararı Bozmaya uyan mahkemenin 27.02.2020 tarihli ve 2019/450 Esas, 2020/80 Karar sayılı kararıyla; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, soruşturma aşamasında davacı ile davalılardan ... arasında uzlaşma sağlanması nedeniyle davacı tarafın, davalı sürücü ... ve diğer davalı araç işleten sıfatına sahip ... aleyhine tazminat davası açma hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 08.03.2021 tarihli ve 2020/3713 Esas, 2021/1048 Karar sayılı ilamıyla "...Dosya kapsamından; davaya konu kazayla ilgili olarak Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/9433 sayılı dosyasında yürütülen soruşturmada, davacının zararının giderimi ile uzlaşma sağlandığına ilişkin uzlaşma raporu veya uzlaşma tutanağı bulunmayıp, sadece davacıya uzlaşma teklif edildiğine dair 13.04.2015 tarihli uzlaşma teklif formu bulunduğu, ceza soruşturmasının ise şikayet yokluğu nedeniyle takipsizlikle sonuçlandığı anlaşılmaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, uzlaşmanın tamamlanması için uzlaşma teklif formunun dışında, ilam niteliğinde sayılan uzlaşma raporu veya belgesinin düzenlenmesi gerekmektedir. Somut olay bakımından, dosya içeriğinde tarafların uzlaştığına ilişkin onaylı uzlaşma raporu veya belgesi bulunmadığından uzlaşma ile ilgili prosedürün tamamlanmadığı ve CMK'nın 253/19. maddesinin uygulanma imkânının bulunmadığı anlaşılmıştır. Şu durumda, mahkemece işin esasına girilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, 13.04.2015 tarihli uzlaşma teklif formuna göre davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun olmamış, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. C. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı idareye ait ve davalı ... idaresindeki aracın davacı yayaya 13.04.2015 tarihinde çarpması sonucu davacının yaralandığı, 12.10.2022 tarihli maluliyet raporu ile davacının kemik kırığı yaralanması nedeniyle geçici iş göremezlik süresinin olay tarihinden itibaren 6 (altı) aya kadar uzayabileceği, 1 (bir) ay süreyle başka birinin yardımına gereksinim duyabileceği ve %33.2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiğinin tespit edildiği, tarafların kusur durumu, davacının yaralanması nedeniyle oluşan maluliyet, olayın meydana geliş şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, ülkenin ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı gibi özellikler göz önünde tutularak 13.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 13.000,00 TL manevi tazminatın 13.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğunu belirtmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; maluliyeti kabul etmediklerini, hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu, uzlaşma nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacının kusuru sonucu kazanın meydana geldiğini belirtmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; uzlaşma nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, harç ve yargılama giderlerine ilişkin hükmün hatalı kurulduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalıların sürücüsü ve işleteni olduğu aracın 13.04.2015 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yayanın manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50 ve 56 ncı maddeleri, 492 sayılı Harçlar Kanunu. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin tüm, davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/J maddesine göre Genel Bütçeye dahil idarelerin bu Kanun'un 1 ve 3 sayılı tarifelerine giren bütün işlemleri harçtan muaftır. Yapılan açıklamaya göre yerel mahkemenin her ne kadar hüküm fıkrasının 2 inci ve 3 üncü bentlerinde davalı ... aleyhine harç yüklemesi doğru olmayıp bozma sebebi ise de bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, hükmün 6100 sayılı HMK’nin geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin tüm, davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan “davalılardan müştereken ve müteselsilen” ibaresinin çıkarılarak yerine “davalılardan ...'tan” ibaresinin yazılmasına, hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinin çıkarılarak yerine “Davacı tarafından yapılan 581,22 TL tebligat ve posta gideri, 1.750,00 TL ATK ücreti olmak üzere toplam 2.331,22 TL'nin kabul-red oranına göre hesaplanan 2.020,39 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, davacı tarafından yatırılan 24,00 TL başvurma harcı ile 51,24 TL peşin harcın davalılardan ...'tan alınarak davacıya ödenmesine,kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına,” ibarelerinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan ve davalı ...'tan alınmasına, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 12.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/5648, K. 2023/10686, T. 12.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-5648-e-2023-10686-k-89fac54ce12e