Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/2706 E. 2024/8016 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2706
Karar No
2024/8016
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI: 2022/1529 Esas Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 02.09.2013 tarihinde davacının eşi/sürücünün davalı ... tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılan aracın tek taraflı trafik kazasında vefat ettiğini, davacının desteğinden yoksun kaldığını iddia ederek 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 02.12.2013 tarihinden itibaren hesaplanacak ticari temerrüt (avans faizi) faizleriyle beraber davalıdan tahsilini talep etmiş; talebini 205.316,44 TL' ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının sigorta şirketinden 02.12.2013 tarihinde 30.000,00 TL tazminat aldığını ve müvekkil kurumdan başkaca bir alacağının kalmadığını beyan ederek davalı ... şirketini ibra ettiğini, bu ibra sözleşmesinin üzerinden iki yıldan fazla bir süre geçtiğini, bu nedenle ibranın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu' nun 111 inci maddesi kapsamında iptalinin istenemeyeceğini, sürücünün kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin poliçe kapsamında olmadığını, ödeme ile borçtan sigorta şirketinin kurtulduğunu, kusur oranının Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından belirlenmesi gerektiğini, ödeme tarihi itibariyle hesap yapılması, ödeme ile hesap arasında fahiş fark yoksa talebin reddi var ise ödemenin güncellenerek düşülmesi gerektiğini, ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.12.2017 tarih, 2017/180 - 2017/703 Esas ve Karar sayılı kararıyla; "...KTK'nun 111.maddesi uyarınca tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasa’nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup, mahkemece res'en dikkate alınması gerekir. Anılan yasal hüküm çerçevesinde davacı iş bu davayı 02/03/2017 tarihinde ikame ettiği anlaşılmakla yasada belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre geçtikten dolayı dava açtığından davanın reddine karar verilmiştir..." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Derece Mahkemesinin 12.12.2017 tarih, 2017/180 - 2017/703 Esas ve Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin 27.03.2019 tarih, 2018/373 Esas, 2019/565 Karar sayılı kararıyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesince verilen kararın "Mahkemece, davalı ... ile davacı arasında imzalandığı iddia edilen ''makbuz ve ibraname'' başlıklı belgenin ibraname hükmünde olduğu, davalı ... tarafından yapılan ödeme tarihi olan 02.12.2013 tarihi ile dava tarihi olan 02.03.2017 tarihi arasında 2 yıl geçtiği kabul edilerek KTK'nın 111. maddesi gereğince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, davacının okuma yazma bilmediği belirtilmekte olup, bahse konu belgede tarih bulunmadığı, anılan belgenin davacı tarafından parmak izi basılmak suretiyle davalı ... şirketine verildiği ve parmak basma işinin tanıklar huzurunda yapılmadığı görülmüştür. Bu nedenle; söz konusu belge geçerli bir ibraname olarak kabul edilemez. Yapılan 30.000,00-TL ödeme davacı tarafın kabulünde ise ancak makbuz hükmünde kabul edilebilir. Açıklanan nedenlerle mahkemece bu husus gözetilmeden eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Bknz. Yargıtay 17. HD'nin 2015/1795 Esas, 2017/11686 Karar sayılı ilamı)..." gerekçesi ile kaldırılmasına, yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesinin 08.10.2019 tarihli 2019/218 Esas 2019/446 karar sayılı kararı ile; kaldırma kararındaki hususlar doğrultusunda işlem yapılarak davanın kabulüne, 205.316,44 TL destekten yoksun kalma tazminatının 02.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekili tarafından bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin 22.02.2022 tarih, 2020/142 Esas, 2022/253 Karar sayılı kararıyla davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesince verilen kararın "...Haksız fiil sonucu meydana gelen ölüm sebebi ile destekten yoksun kalma nedeniyle açılan maddi tazminat davasında, zararın kapsamının ve tazminatın miktarının doğru biçimde belirlenmesi açısından, vefat edenin kaza anındaki gerçek gelir durumunun doğru biçimde saptanması büyük önem taşımaktadır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin E:2016/9377, K:2019/4000 sayılı kararında vurgulandığı üzere varsayıma dayalı emsal ücret yerine , desteğin gelirine esas gerçek ücretin belirlenmesi gerekmektedir. Somut olayda mahkemece Esnaf odasından yaptırılan emsal ücret araştırmasında desteğin işi olan kamyon şoförlüğünün ortalama gelirinin 1.250,00 TL- 1.500,00 TL aralığında olduğu bildirilmiş ise de Esnaf odasından bildirilen emsal ücretin yaş ve genel sağlık durumu dikkate alınmaksızın ortalama bir şoför için olduğu, desteğin 60 yaşında ve emekli olduğu hususu bildirilerek mahkemece araştırma yapılmasının istenilmediği, yapılan kolluk araştırmasında ise desteğin vefat tarihi itibariyle gelirinin 1.000,00 TL olduğunun tespit edildiği ve daha yüksek bir ücret aldığına dair de davacı tarafından bir delil ileri sürülmediğinden aktüer bilirkişi tarafından kaza tarihi itibariyle asgari ücretin üzerinde olan 1.000,00 TL ücret dikkate alınarak hesaplama yapılması zorunludur. Kabule göre de; aktüer bilirkişi raporunda davacının davalı ... şirketinden almış olduğu 30.000 TL güncellenerek dava tarihi itibariyle 44.683,56 TL olarak belirlenmesi yerinde ise de desteğin gerçek geliri yerine emsal ücret esas alınarak hesaplama yapılması yerinde olmadığı gibi bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya göre davacının zararı 244.080,30 TL hesaplandığı halde , bakiye destek zararı hesabında davacıya yapılan ödemenin güncel değeri olan 44.683,56 TL'nin davacının zararı olan 244.080,30 TL'den düşülmesi yerine, mahkemece bilirkişiden ek rapor almadan kendi yapmış olduğu hesaba göre sigorta limiti olan 250.000 TL'den düşülerek 205.316,44 TL'ye hükmedilmesi de hatalı olmuştur..." gerekçesi ile kaldırılmasına, yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. C. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaldırma kararındaki hususlar doğrultusunda işlem yapılarak davanın kısmen kabulüne, 197.371,78 TL destekten yoksun kalma tazminatının 02.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "İstinaf talebinde bulunan davalı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, Dairemizin 2020/142 esas, 2022/253 Karar sayılı kararında belirtilen eksiklerin tamamlandığı, yapılan yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşıldığı" gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; tek taraflı trafik kazasında sürücü kusuru ile ölümüne sebep olduğundan destekten yoksun kalma tazminatının poliçe kapsamında olmadığını, kaldırma kararı sonrası alınan bilirkişi raporu ile usuli kazanılmış hakların ihlal edildiğini, ilk derece mahkemesi kararına karşı davacının istinaf talebinde bulunmadığını bu durumda kaldırma kararı öncesi alınan 2019 tarihli bilirkişi raporunun davalı yönünden kazanılmış haklar içerdiğini, 2019 yılı verilerine göre, PMF-1931 Yaşam Tablosu kullanılarak hesap yapılması gerektiğini, davacının 70 yaşına kadar çalışacağı ihtimali ile hesabın hatalı olduğunu, %1,8 teknik faiz ile hesap yapılması gerektiğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davalının talebi üzerine verilen kaldırma kararı öncesi kararda yasal faiz kabul edilmiş iken kaldırma kararı sonrası ticari faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Gerekçe Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu vefat eden sürücünün desteğinden yoksun kalan eşinin destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince 2 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra davanın açıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince ibranamenin geçerli olmaması sebebiyle 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahsedilemeyeceğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama neticesinde, 10.05.2019 tarihli raporun hüküm kurmaya elverişli bulunduğu kabul edilerek bu raporda PMF-1931 Yaşam Tablosu kullanılmak ve ücret 1.375,00 TL kabul edilmek suretiyle yapılan hesaplama doğrultusunda 08.10.2019 tarihinde davanın kabulüne karar verilmiş, karar bu defa sadece davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi hükmünün ücretin 1.000,00 TL olarak kabulü gerektiği ve mahsup işleminin hatalı yapıldığı, yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiği gerekçesi ile kaldırılmasına, yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, Yerel Mahkemece yeniden yapılan yargılamada 18.04.2022 tarihli bilirkişi raporu alınmış, bu raporda TRH-2010 Yaşam Tablosu ve kullanılmak suretiyle yapılan hesaplamaya itibarla 23.12.2022 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bu hali ile ilk derece mahkemesince verilen 08.10.2019 tarihli kararına karşı sadece davalı vekili tarafından istinaf yoluna gidilmesi karşısında bu kararın dayandığı hesap raporundaki PMF-1931 Yaşam Tablosu ve 2019 yılı verileri davalı yönünden usuli kazanılmış hak olmuştur. Bu nedenle Mahkemece 23.12.2022 tarihli karara dayanak yapılan bilirkişi raporundaki TRH-2010 Yaşam Tablosu ve 2022 yılı verileri dikkate alınarak yapılan hesaplamaya itibarla hüküm kurulması davalının usuli kazanılmış haklarını ihlal ettiğinden yerinde olmamış, bozma nedeni yapılmıştır. Yine ilk derece mahkemesinin 08.10.2019 tarihli kararında yasal faize hükmedilmiş ve davacı bu karara karşı istinaf yoluna başvurmamıştır. Bu husus da davalı açısından usuli kazanılmış hak teşkil etmekte olup, 23.12.2022 tarihli kararda alacağın avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi de yerinde değildir. 3.Destek olay tarihinde 60 yaşında olup, 70 yaşına kadar çalışacağı ihtimali ile hesap yapılması da doğru değildir. VI. KARAR 1.Gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerler davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.Gerekçe bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararın BOZULMASINA; Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,HMK'nun 373/1 inci madde hükmü gereğince; dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/2706, K. 2024/8016, T. 23.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-2706-e-2024-8016-k-c9020b71101e