Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/2509 E. 2024/3281 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2509
Karar No
2024/3281
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/84 E., 2022/680 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; 05.03.2014 tarihinde davalı ...'ın sürücüsü diğer davalı ...'in işleteni olduğu, diğer davalı ... şirketince Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın yaya olan davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu, sürücü ile sulh sözleşmesi imzalanmışsa da geçen süre içinde kırıklarının iyileşmediğini, maluliyetinin arttığını, ibranamenin geçersiz olduğunu ileri sürerek belirsiz alacak davası olarak, 5.000,00 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen; 50.000,00 TL manevi tazminatın, davalılar ... ile ...'den olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davacı ile davalı sürücü ... arasında imzalanan sulhname bulunduğunu, zararın karşılandığını, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesiyle; talebin zamanaşımına uğradığını, sigortalı ile davacı arasında ibraname imzalandığını, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 01.07.2016 tarihli ve 2015/1070 Esas 2016/625 Karar sayılı ilamıyla; dava konusu kaza nedeniyle davacı ile kazaya sebebiyet veren sigortalı araç sürücüsü davalı ... arasında düzenlenen Eyüp 4. Noterliği'nin 21.04.2014 tarih ve 8011 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde sulhname imzalandığı, doğmuş veya doğacak olan maddi, manevi tazminatlar ve her türlü masrafların tamamına karşılık olmak üzere davalı ...'den 7.000,00 TL'yi aldığı, davalı sürücü ... ile davalı işleten ...'i ibra ettiği, herhangi bir hak ve alacağı kalmadığı, dava konusu olay hakkında dava açamayacağı, açılmış davalardan ve taleplerden kesin olarak feragat ettiği, buna göre işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen davalı ... hakkında da dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 30.09.2019 tarihli ve 2017/845 Esas 2019/8638 Karar sayılı ilamıyla ; "Davacı tarafından Karayolları Trafik Kanunu’nun 111. maddesi gereğince, 2 yıllık süre dolmadan eldeki dava açılmıştır. Karayolları Trafik Kanunu’nun 111. maddesi gereğince, davacı tarafça ödemenin yetersizliği iddiası ile 2 yıl içinde dava açılabilmesi mümkün olup mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere yanılgılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. O halde mahkemece yapılacak iş, belge içeriği değerlendirilmek ve gerektiğinde davacıya açıklama yaptırılmak suretiyle; öncelikle ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesidir. Bu halde, tarafların kusur durumu ile davacının maluliyet durumu belirlenerek, ödeme tarihi verileri (ödeme tarihindeki asgari ücret vs. gibi) dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarının karşılaştırılarak ödemenin yeterli bulunması halinde davacının bakiye zararı kalmadığından davanın maddi tazminat yönünden reddine karar verilmesi gerekir. Şayet ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa bu kez mahkemece karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanmalı, zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince davalı araç sürücüsü tarafından yapılan ödemeye hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak, hesaplanan tutardan mahsup edilmelidir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; maluliyet raporunun usulüne uygun olmadığını, davacının maluliyetinin bulunduğunu, kusur raporunun hatalı olduğunu, manevi tazminat istemi yönünden inceleme yapılmadığını, gerekçeli kararda tanık anlatımlarına yer verilmediğini, en azından manevi tazminat talebi bakımından değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık davalıların sürücüsü, işleteni ve ZMSS ile sigortaladığı aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu davacının yaralanması nedeniyle talep edilen sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 ilâ 439 uncu maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 88, 90, 91 ve 111 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/2509, K. 2024/3281, T. 15.04.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-2509-e-2024-3281-k-6a7828cca9ab