Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/1704 E. 2024/5260 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1704
- Karar No
- 2024/5260
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/81 E., 2022/223 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi Taraflar arasında görülen muvazaalı işlemin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; verilen karar hakkında yeniden yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının tekrar bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; bu defa davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.05.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte gelen davacı vekili Av. ... geldi. Davalılar tarafından gelen olmadı. Davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra uygun görülen 27.05.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ...'ın sahip olduğu Hassan Plastik Ambalaj Makine Sanayi Tic. Ltd. Şti.'nin davacının çocuklarına ait olan ve aynı sektörde iştigal eden Gökhan Plas. Amb. ve Paz. San. Tic. Ltd. Şti.'ne yüksek miktarlarda borcu bulunduğunu, davalı ...'in bu borcun bir kısmını adına kayıtlı bir dairesini borç ödendiğinde geri almak kaydı ile teminat vererek 25.04.2008 tarihli protokol kapsamında davacı ve oğluna ait şirkete devretmesi hususunda anlaştıklarını, protokol şartlarının yerine gelmemesi ve davalı ...'in borçlarını ödememesi üzerine dairenin iadesinden vazgeçildiğini, ancak diğer davalı ... tarafından 11.12.2007 düzenlenme, 28.12.2007 vade tarihli 80.000,00 TL bedelli muvazaalı senet nedeniyle borçlu ... hakkında başlatmış oldukları Bakırköy 7. İcra Müdürlüğü'nün 2008/5437 sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, borçlunun herhangi bir mal varlığına ulaşılmadığından bahisle davalı ... tarafından borcuna karşılık davacıya devredilen daire için tasarrufun iptali davası açtıklarını, davacıya devredilen dairenin iptalinin davalılar arasında muvazaalı borçlandırma işlemi yapılarak ve kaynağı belli olmayan bir bono karşılığında başlatılan icra takibi ile sağlandığını belirterek davacıyı zarara uğratmak kastı ile yapılan muvazaalı borçlanma işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar, davacının iddialarının doğru olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 13.10.2011 tarihli ve 2009/376 Esas, 2011/368 Karar sayılı kararı ile; eldeki dosyada davacı olan ...'ın tasarrufun iptali davasında ileri sürdüğü iddialarını temyiz aşamasında temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü, Yargıtayca bu iddialarının da değerlendirilerek mahkemece verilen hükmün onanmasına karar verildiği, davacının kesinleşen kararla tasarrufun iptaline karar verilen gayrimenkulün yeniden geri almasına neden olacak şekilde eldeki davayı açtığı, davalı ...'ın ...'a gayrimenkulü devretmesine ilişkin tasarrufunun muvazaalı olduğunun mahkemece kabul edilerek karar verilmesi sonucunda bu hususun mahkeme ilamı ile sabit olduğu, davacının yeniden aynı nedene dayanarak dava açmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davacının dava açmakta sıfatı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 12.03.2013 tarihli ve 2012/4558 Esas, 2013/4518 Karar sayılı ilamı ile; "... Davalı ..., adına kayıtlı taşınmazını davacıya tapuda devir etmiştir. Davalılar arasındaki borç ilişkisi nedeni ile davacı aleyhinde açılan davada, davalı alacaklı ...’a davacı adına tescil kaydı bulunan dairenin alacağını karşılayacak ölçüde haczini ve satışı isteme yetkisi verilmiş bulunması nedeni ile davacının bu davayı açma sıfatı bulunmaktadır. Şu durumda, mahkemece, işin esasına girilerek tüm deliller değerlendirilip sonucuna göre esastan bir karar verilmesi gerekirken sıfat yokluğundan davanın reddedilmiş olması doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; açılmış olan tasarrufun iptali davasının mahkemece kabul edilerek davalı ...'ın ...'a satmış olduğu taşınmaza ilişkin tasarrufun iptali kararı verildiği ve bu kararın da kesinleştiği, davacı işbu tasarrufun iptali davasına dayanak olan ve davalı ...'in diğer davalı ... hakkında başlatılan Bakırköy 7. İcra Dairesinin 2008/5437 sayılı takip dosyasındaki alacağın muvazaalı olduğunu ileri sürerek bu hususun tespitine karar verilmesini istediği, söz konusu icra dosyasının incelenmesinde de; davalı ...'ın diğer davalı ... hakkında 28.12.2007 vade tarihli 80.000,00 TL bedelli bonoya istinaden kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçlu ...'ın işyeri adresine de usulüne uygun olarak 24.05.2008 tarihinde tebliğ edildiği ve yine alacaklı sıfatına haiz ...'ın talebiyle 21.08.2008 tarihinde borçlu ...'ın yerleşim yerinde hacze gidilerek haciz tutanağı düzenlendiği, davacının muvazaa iddiasını yazılı belge ile ispat edemediği ve yemin deliline dayandığından her iki davalıya yemin teklifinde bulunduğu, yemin kesin delil niteliğinde olup davalı ...'ın usulüne uygun yemin davetiyesinin tebliğine rağmen duruşmaya özürsüz olarak gelmediği ve yasa gereği yeminden kaçınmış sayılmasına karar verilmesi gerektiği, davacının muvazaa iddiasının davalı ... yönünden kesin delil niteliğinde olan yemin delili ile kanıtlanmış olduğu gerekçesiyle davalıların alacaklı ve borçlu sıfatıyla taraf olduğu Bakırköy 7. İcra Dairesi'nin 2008/5437 sayılı takip dosyasının davacı yönünden muvazaalı olması nedeniyle geçersiz olduğunun tespitine karar verilmiştir. C. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 25.05.2021 tarihli ve 2020/875 Esas, 2021/1602 Karar sayılı ilamı ile; "... Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından muvazaalı yapıldığı iddia edilen ve dosyamız davalısı olan ... tarafından dosyamız davalısı ... ve davacısı ... aleyhine Bakırköy 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/338 esas sayılı dosyası ile İİK. 277 vd. maddeleri uyarınca tasarrufun iptali istemiyle dava açıldığı, yargılama neticesinde, dava kabul edilerek davalı ...'ın ...'a satmış olduğu bu davaya da konu olan Avcılar, 3918 parsel, (8) nolu 128/1032 arsa paylı bağımsız bölümün satışına ilişkin tasarrufun iptaline karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin denetiminden geçerek 09.02.2010 tarihinde onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Şu durumda; davacının iptalini istediği Bakırköy 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/338 Esas sayılı dosyasındaki tasarrufun iptali davasına konu olan ve dava şartı olan takipteki alacağın kesinleştiği, kesinleşmiş alacağın varlığı kabul edilerek görülen tasarrufun iptali davasının kabul ile sonuçlanıp münderecattan geçerek kesinleştiği, davacının söz konusu tasarrufun iptali davasına 3. kişi olarak katılarak davanın tarafı olan davacının alacağın muvazaalı olduğunu ileri sürmediği, artık aynı alacak için muvazaa iddiasında bulunulamayacağı gözetilmeden yanılgılı gerekçeyle istemin kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. Kabule göre de; haksız fiil her türlü delille ispatlanabileceğinden davanın çözümü için önem taşıyan konularda yemin deliline başvurulabilir ise de haksız fiil failine yemin teklif edilemez. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; mahkemece, davacının davalılara yemin teklif etmesi üzerine, davalı ...'a usulüne uygun olarak yemin davetiyesinin tebliğine rağmen duruşmaya özürsüz olarak gelmediği ve yasa gereği yeminden kaçınmış sayılmasına karar verilmesi gerektiği kabulüyle davacının muvazaa iddiası davalı ... yönünden kesin delil niteliğinde olan yemin delili ile kanıtlanmış olduğundan davanın kabulüne ve muvazaalı olarak başlatılan davalılar arasındaki takip dosyasının davacı yönünden geçersiz olduğunun tespitine karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, muvazaa iddiasına dayalı istemin dayanağının haksız fiil olduğu, haksız fiil failine ise yemin teklif edilemeyeceği gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile usul ve yasaya aykırı olarak yemin deliline dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında; mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, açıklanan yönler gözetilmeksizin yazılı şekilde davanın kabulü yönünde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bu durum bozmayı gerektirmiştir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından muvazaalı yapıldığı iddia edilen ve davalı ... tarafından davalı ... ve davacı ... aleyhine açılan tasarrufun iptali dosyasının incelenmesinde; ...'ın borçlu ... hakkında Bakırköy 7. İcra Dairesinin 2008/5437 sayılı dosyası ile icra takibine geçtiği, ancak borçlunun araçları ve gayrimenkullerini 3. kişilere devrettiği ve her herhangi bir mal varlığına ulaşılamadığı, borçlu ...'ın taşınmazını gerçek değerinin çok altında muvazaalı olarak ticari ilişkisi olan ve aynı sektörde çalışan ...'a devrettiği ileri sürülerek tasarrufun iptali talebinde bulunduğu, yapılan yargılama sonunda dosya davacısı olan ...'ın davasının kabulüne karar verilerek davalı borçlu ... ile davalı ... arasındaki tasarrufun iptaline karar verildiği, işbu kararın Yargıtaydan geçmek suretiyle kesinleştiği, davacı ...'ın söz konusu dava dosyasında davalı olarak yer alıp davacının alacağının muvazaalı olduğuna ilişkin bir beyanı olmadığı, bu nedenle davacı ...'ın aynı alacak için muvazaa iddiasında bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; diğer dosyada görülen tasarrufun iptali davası ile eldeki muvazaa nedeniyle iptal davasının birbirinden tamamen farklı olduğunu, dava konusunun haksız fiilden kaynaklanmayıp muvazaa iddiasına dayandığını, üçüncü kişilerin muvazaa iddiasını her türlü delille ispatlayabileceğini, yemin de teklif edilebileceğini belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, TBK'nın 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19. maddesi. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Duruşmada vekille temsil olunmayan davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.