Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/1532 E. 2025/6259 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1532
- Karar No
- 2025/6259
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2251 E., 2022/1742 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Görele 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) TARİH : 09.06.2022 SAYISI : 2020/330 E., 2022/251 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirkete ...Genişletilmiş Maksimum Kasko Poliçesi ile sigortalı bulunan davacıya ait 2010 model aracın 28.07.2019 tarihinde trafik kazası nedeniyle perte ayrıldığını, 05.09.2019 tarihinde davalı ... tarafından araç pert bedeli olarak 49.000,00 TL ödeme yapıldığını, kaza tarihinde yaklaşık 58.000 TL-61.000 TL civarında rayiç değeri olan aracın bu değerinin çok altında pert bedeli ödenmesi nedeniyle meydana gelen değer kaybından davalının sorumlu olduğunu, zira aracın hasardan sonra davalı şirket tarafından Beşiktaş 4. Noterliğinin 03.09.2019 tarihli satış sözleşmesi ile satıldıktan sonra aracı alan yeni sahibinin internet sitesine ilan vererek 54.900 TL olarak aracı satışa sunduğunu, kaza tarihinde aynı marka ve model araçlarla ilgili yapılan emsal araştırmasında 58.000-61.000 TL arasında bir bedelle satışa sunulduğunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 111. maddesinde bu kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmaların geçersiz olduğu, tazminat miktarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmaların yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebileceğini, ödenen pert bedeli olması gerekenin çok altında olduğundan davalıya başvurulmasına karşın cevap verilmediğini, arabuluculuk sonucu anlaşmaya varılamadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL kısmi ödemenin yapıldığı 03.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili sigorta şirketine yapmış olduğu başvuru sonrası ödemenin gerçekleştirildiğini, kaza sonucu hasar gören araç, tamamen ve en düzgün şekilde tamir edilse dahi araçta güncel değer kaybı meydana geleceğini, aracın, emsallerine göre satışının zorlaştığını ve ikinci el değeri düşen aracın daha düşük bir fiyata satılmak zorunda kaldığını, sigorta poliçelerinin düzenlenmesindeki asıl amacın gerçek zararın giderilmesi olduğunu, dolayısıyla bu durumda müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığını, sigorta şirketinden araç değer kaybının istenmesi halinde görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kasko sigortası poliçesiyle sigortalanan davacıya ait araç için trafik kazası sonrasında yapılan ödemenin yetersizliği nedeniyle ibranamenin iptali ve tazminat istemine ilişkin olduğu, davacının dava dilekçesinde aracının pert total işlemine tabi tutularak kaza tarihinde 2. el piyasa rayiç değeri olarak belirlenip ödenen 49.000,00 TL'nin kaza tarihindeki emsal rayiç değerinin çok altında kaldığını ileri sürerek işbu davayı açtığı, davalı ... şirketinden alınan ekspertiz raporuna göre araçta oluşan hasarın tamirinin ekonomik olmaması sebebiyle pert total işlemine tabi tutulması gerektiği belirtilerek aracın kaza tarihindeki 2. el piyasa değerinin 49.000,00 TL olarak belirlendiği, 27.08.2019 tarihli "İbraname Mutabakatname ve Tazminat Makbuzu" başlıklı belge ile davacının araç piyasa değeri olarak belirlenen 49.000,00 TL üzerinde mutabık kaldığına, belirlenen 49.000,00 TL bedeli nakden tahsil ettiğine ve sigorta şirketini kayıtsız şartsız ibra ettiğine dair mutabakatname ve ibranameyi ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin imzaladığı, uyuşmazlığın ibranamenin geçerli olup olmadığı, davacı sigortalının kasko sigorta poliçesine istinaden bakiye tazminat alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı, davacının dava dilekçesinde talebinin dayanağını kasko sözleşmelerinde uygulanamayacak olan KTK'nın 111. maddesi olarak belirttiği, KTK'nın hem işletenleri, hem de onların hukuki sorumluluğunu üzerine alan zorunlu mali sorumluluk sigortalarını bağlayan emredici nitelikteki 111. maddesinin 1. fıkrasında bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmaların geçersiz olduğunun belirtildiği, 2. fıkrasında ise "Tazminat miktarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir." hükmüne yer verildiği, anılan maddenin, ibranamenin iptali için zarar görene yetersizlik, zarar verene de fahişlik iddiası ile iptal hakkı tanıdığı, iptal sebebi olarak da objektif bir unsur olarak bu yetersizliğin veya fahişliğin açıkça belli olması halini kabul ettiği, maddede aşırı yararlanmayı düzenleyen 6098 sayılı TBK'nın 28. maddesinde öngörülen zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmış olması gibi hâllerin aranmadığı, diğer bir deyişle sübjektif unsurlara yer verilmediği, TBK'da öngörülen aşırı yararlanmanın şartları aranmaksızın sadece açıkça yetersizlik veya fahişlik objektif unsurunun yeterli olacağının kabul edildiği, ayrıca davacı tarafından dava dilekçesinde TBK'nın 28. maddesine de dayanılmadığı, KTK'nın 111. maddesinin kasko sözleşmelerinde uygulanamayacağı da dikkate alınarak mutabakatname ve ibraname gereği yapılan 49.000,00 TL'lik ödeme kabul edilirken davacı tarafından fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğuna dair herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İ V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; KTK'nın 111. maddesinin ikinci fıkrasının ZMSS ya da İMSS ayrımı yapmaksızın tüm tazminat istemlerine ilişkin yapılan anlaşmaların kanuni şartları taşıması halinde hak düşürücü süre içerisinde iptale konu edilebileceğini belirttiğini, kasko sözleşmesine binaen yapılan anlaşmanın iptalinin istenemeyeceği gerekçesinin yerinde olmadığını, 2 yıllık yasal süre geçmeden eldeki davanın ikame edildiğini, davalının anlaşmanın iptale konu edilemeyeceği hususunu cevap dilekçesinde ileri sürmediğini, bu husus def'i mahiyetinde olup mahkemece resen gözetilerek karara dayanak yapılamayacağını, fark kriteri uyarınca yapılan ödemenin yeterli olup olmadığının tespit edilip KDV eklenerek hesap yapılması gerektiğini, perte ayrılmış araç için gerçek değerin altında ödeme yapan davalının kusurlu olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, ibranamede ihtirazi kayıt ileri sürülmemesine, talebin dayanağının kasko sigorta sözleşmelerine uygulanamayacak olan KTK'nın 111. maddesi olarak belirtilmesine göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.