Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/1240 E. 2023/7236 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1240
Karar No
2023/7236
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/145 E., 2022/236 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında görülen iş yeri sigortasına dayalı rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; ... aleyhine açılan davanın reddine, ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.. Belli edilen gün ve saatte gelen davacı vekili Avukat ..... ile davalı asil ... geldiler, diğer davalı ... adına gelen olmadı. Davacı vekili ile davalı asıl ...'nun sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 30.05.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline sigortalı bulunan çelik karkas niteliğindeki yapının 18.12.2001 günü kar yağışı nedeniyle çöküp hasar gördüğünü, hasar bedelinin sigortalılar tarafından açılan dava sonucu verilen karar gereğince 16.10.2003 tarihinde düzenlenen protokol ve feragatname gereğince sigortalılara 480.000,00 TL olarak ödendiğini, yapının fenni sorumlusunun davalı ..., mimari sorumlusunun ise davalı ... olduğunu, yapının projesinin hatalı yapılması ve uygulanması sonucunda hasar gördüğünün ekspertiz raporu ve Sakarya 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2001/158-158 D.İş sayılı dosyası ile tespit edildiğini, müvekkilinin hasar bedelini sigortalısına ödemiş bulunması nedeniyle yasal halef durumunda olduğunu belirterek 480.000,00 TL'nin ödeme tarihi olan 16.10.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; müvekkillerinin dava konusu hasarın meydana gelmesinde hiçbir kusuru bulunmadığını, prefabrik atölye ve deponun projesi ve uygulaması ile hiçbir ilgileri bulunmadığını, müvekkillerinin arsa maliklerince sigorta bedelinin tahsiline ilişkin Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/386 E. sayılı dosyasında yanlış bilirkişi raporuna istinaden verilen kararla sorumlu tutulmak istendiğini, dava dışı şahısların hazır yapı elemanları üretimi yapan şirketlere müracaat edip anılan firmalardan projeleri ve uygulaması da dahil olmak üzere dava konusu prefabrike çelik yapıyı 10.04.1999 tarihinde satın aldıklarını, projenin firmanın inşaat mühendisi ... tarafından çizildiğini ve satın alanlar tarafından Mumcular Metal A.Ş.'nin Sakarya uygulayıcısı olan GTS & Çiftçioğlu LTD ŞTİ tarafından 01.06.1999 tarihli sözleşme ile arsa sahiplerine yapıldığını, arsa sahiplerinin tüm yapının inşaatını denetlemek ve belediye ile mühendis odalarının onayının alınması işlemi için müvekkilleriyle anlaştıklarını, müvekkillerinin anlaşma gereğince tüm işleri bitirdiklerini, proje üzerinde sadece elektrik ve sıhhi tesisat ilaveleri yaptıklarını, denetim görevlerini eksiksiz yerine getirdiklerini, mahkemece alınan ve karara esas teşkil eden raporun tamamen yanlış olduğunu, bilirkişinin dava konusu yapıyı dosyadaki belgelerin aksine 4-A grubu kapsamına soktuğunu, temelin çökmeden dolayı hasar görmediğini, çatı hasarının son derece abartıldığını, projenin doğru olduğunu, davacı ... şirketinin gerekli araştırmaları titizlikle yaparak sigorta işlemlerini yaptığını, 17 Ağustos 1999 depreminin yapı bağlantılarında bazı deformasyonlar yapabileceğinin ve çatının bilahere meydana gelen yoğun kar yağışı ve uzun süren don nedeniyle çökebilme ihtimalinin bilirkişi tarafından göze alınmadığını, aynı tarihlerde 25'i aşkın binanında deprem deformasyonu ve yoğun kar yağışı nedeniyle çöktüğünü belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 04.12.2008 tarihli ve 2003/991 Esas 2008/285 Karar sayılı kararıyla; asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, davalıların birbirlerine rücu etmeleri halinde davalı ...'ın sorumluluğu 67.979,79 TL, davalılar Mumcular Metal Tic ve San A.Ş, Eyfel Çelik İnşaat Taahhüt ve Tic LTD ŞTİ, GTS ve Çiftçioğlu İnşaat Taahhüt Tic San LTD ŞTİ'nin sorumluluğu müteselsilen 113.299,65 TL ve davalılar Fadıl Yıldırım, Akif Yıldırım, ...Yıldırım'ın sorumluluğu müteselsilen 226.599,30 TL ile sınırlı olmak kaydıyla 407.878,74 TL'nin 16.10.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 01.02.2011 tarihli ve 2009/3013 Esas, 2011/1005 Karar sayılı ilamıyla; "Mahkemece davalılardan ... hakkındaki davanın kabul veya reddine dair bir hüküm kurulmamış, ancak yargılama giderlerinin kararlaştırıldığı hüküm kısmında, anılan davalı da yargılama giderlerinden sorumlu tutulmuştur. Bu durum karşısında mahkemece, davalılardan ... hakkındaki davanın kabul veya reddine dair bir karar verilmeksizin, infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. Davalılardan ... ise dava konusu işyerinin statik proje ve fenni (TUS) sorumlusudur. Dosyaya sunulan 19.12.2006 tarihli bilirkişi raporunda çatının tepe noktalarının ortalamasının alınmamasının bir kusur olmadığı, ancak projenin yeterli detayları içermediği ve bu projeyle bu imalatın yapılmasının mümkün bulunmadığı bildirilmiş, 20.06.2007 tarihli bilirkişi raporunda ise çatının üst bileşim noktalarının ortalamasının alınmamasının bir proje hatası olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemece anılan davalının zarardan sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik yoktur. Ancak davacının talep edebileceği tazminat miktarının tespiti konusunda mahkemece kurulan hüküm yeterli incelemeye dayanmamaktadır. Öncelikle bu türden bir uyuşmazlıkta davacı sigortacının davalılardan, sigorta ettirenlerine ödediği miktarı değil “gerçek zarar” miktarını isteyebileceği kuşkusuzdur. Nitekim mahkemece de bu yönde bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve davacının talep edebileceği tazminat miktarı tespit edilmeye çalışılmıştır. Ancak somut uyuşmazlığın dikkat edilmesi gereken bir başka yönü daha bulunmaktadır. Zira Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2002/386 E.- 2003/447 K. sayılı dosyasında sigorta ettirenler ... tarafından ... Oyak Sigorta A.Ş.’ne karşı açılan davada, davacıların dava konusu işyerinin “enkaz kaldırma zararının olmadığına”, bina hasarı yönünden de “temel hasarının bulunmadığına” karar verilmiş ve sonuçta (257.000) TL. bina hasarının 21.03.2002 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte ... Oyak Sigorta A.Ş.’nden tahsiline hükmedilmiştir. Davacı ... Oyak Sigorta A.Ş. tarafından işbu davanın TTK.’nun 1301. maddesinde düzenlenen halefiyet hakkına dayanılarak açıldığı dikkate alındığında, anılan tespitlerin işbu davadaki etkisinin ne olacağının mahkemece incelenip değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Ayrıca anılan davada hüküm kurulduktan sonra o davanın tarafları bir araya gelerek 16.10.2003 tarihli bir protokol imzalamış ve ... Oyak Sigorta A.Ş.’nin (480.000) TL. ödemesi karşılığında tüm dava ve takiplerden feragat edilmesi konusunda anlaşmışlardır. Bu durumda ... Oyak Sigorta A.Ş.’nin (257.000) TL.’nı 21.03.2002 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte ödeyerek borcundan kurtulması mümkünken, 16.10.2003 tarihinde (480.000) TL. ödemesinin fazladan bir ödeme, diğer bir deyişle bir lütuf ödemesi olup olmadığı da incelenmeli, fazladan ödeme yapıldığı anlaşılırsa bu kez fazla ödediği kısmı işbu davada talep edebilip edemeyeceği de tartışılmalıdır. O halde mahkemece tüm bu hususlar incelenip değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. Davalılar ...ve ölü ...mirasçıları ...vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; bu kişiler davacı ... ile sigorta sözleşmesini imzalayan sigorta ettirenler olup, sigorta şirketinin imalatta ve projede hata meydana geldiği gerekçesiyle sigorta bedelini ödememesi üzerine açtıkları davada, Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce 2002/386 E.- 2003/447 K. sayılı ilam ile yukarıda da açıklandığı gibi (257.000) TL.’nın ... Oyak Sigorta A.Ş.’nden tahsiline karar verilmiştir. Bu durumda anılan taraflar arasında kesin hüküm oluştuğundan ... Oyak Sigorta A.Ş.’nin imalatta ve projede hata olduğu gerekçesiyle içe rücu ederek, sigorta ettirenlere ödediği parayı, işbu dava ile geri isteyebilmesi mümkün değildir. O halde mahkemece anılan davalılar hakkındaki davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. Davalılar Mumcular A.Ş., GTS & Çiftçioğlu Ltd. Şti. ve Eyfel Çelik Lti. Şti. vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davalı Mumcular A.Ş.’nin tescil edilmiş ticari merkezinin “Fevzi Çakmak Mah. Bekir Soydan Cad. No:88 Pancar Kasabası Torbalı/İzmir” adresinde olduğu, birleşen davada anılan şirkete başka bir adrese, üstelik de herhangi bir adres araştırması yapılmadan ve ilk davetiyenin tebliğ edilememesi şartı aranmadan Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebligat çıkarıldığı, birleştirme kararı gereğinin yerine getirilmesinden sonra birleşen dava dosyası üzerinden ise anılan şirkete tebligat yapılmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Mumcular A.Ş.’ne hiçbir tebligat yapılmadan dava görülüp sonuçlandırılmıştır. Bu durumda birleşen davanın davalısı Mumcular A.Ş.’ne savunma olanağı tanınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Yine birleşen davanın davalıları GTS & Çiftçioğlu Ltd. Şti. ve Eyfel Çelik Lti. Şti. vekilleri süresinde sundukları cevap dilekçesinde zamanaşımı savunmasında bulunmuşlar, mahkemece de 27.05.2008 tarihli oturumda davacının mevcut durumu bilirkişi raporu ile öğrendiği kabul edilerek zamanaşımı savunmasının reddine karar verilmiştir. Oysa 17.01.1972 gün ve 1970/2 E.- 1972/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre, sigorta şirketlerinin sigorta ettirenin halefi sıfatıyla açacağı davanın zamanaşımı süresi, sigorta ettirenin zarara sebebiyet veren şahıs aleyhine açabileceği davanın zamanaşımına tâbi olup aynı tarihte işlemeye başlar. Somut uyuşmazlıkta ise aynı zamanda mal sahibi ve işveren olan sigorta ettirenler ...ve ölü ...ile GTS&Çiftçioğlu Ltd. Şti. ve Eyfel Çelik Lti. Şti. arasında eser sözleşmesi bulunmaktadır. BK.’nun 126/son maddesi uyarınca müteahhidin kasıt veya ağır kusuru ile akdi hiç veya gereği gibi yerine getirmemiş, bilhassa ayıplı malzeme kullanmış veya ayıplı bir iş meydana getirmiş olması sebebiyle açılacak davalar hariç olmak üzere, istisna akdinden doğan bütün davalar beş yıllık zamanaşımına tâbidir. Dolayısıyla eser sözleşmesinden kaynaklanan davalarda kural olarak beş yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Somut olayda anılan davalıların kasıtlı veya ağır kusurlu davranışları ile zarara sebebiyet verdikleri iddia ve ispat edilebilmiş değildir. Zira kullanılan malzemelerin yeterli olduğu Sakarya Üniversitesi’nin 23.01.2002 tarihli test raporunda tespit edildiği gibi anılan yapı, ülkemizin yaşadığı iki büyük depremde de hasara uğramamıştır. O halde somut uyuşmazlıkta beş yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır. Zamanaşımı süresinin işlemeye başlayacağı tarih ise müteahhitlerin temerrüde düştükleri tarih olup somut uyuşmazlıkta 18.12.2001 olay tarihidir. Anılan davalılar aleyhine birleşen dava 28.09.2007 tarihinde açıldığına göre, mahkemece davalılar GTS & Çiftçioğlu Ltd. Şti. ve Eyfel Çelik Lti. Şti. hakkındaki birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru olmamıştır." denilerek hükmün bozulmasına, bozma neden ve şekline göre davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiş, Davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.06.2011 tarihli ve 2011/6365 Esas, 2011/6757 Karar sayılı ilamı ile reddine karar verilmiştir. B.Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece bozmaya uyularak verilen 18.12.2013 tarihli ve 2011/573 Esas, 2013/580 Karar sayılı Kararıyla; yukarıda adı geçen davalılar dışındaki davalılar hakkındaki davalar tefrik edilerek devam eden yargılamada davalı Mumcular Metal Ticaret ve Sanayi A.Ş. bakımından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, asıl davada davalı ... bakımından davanın ispatlanamaması nedeniyle reddine, davalı ... bakımından davanın kısmen kabulü ile 38.550,00 TL'nin ödeme tarihi olan 16.10.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı ... vekili ile davalı Mumcular Metal Ticaret ve Sanayi A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 08.03.2016 tarihli ve 2014/6904 Esas 2016/2919 Karar sayılı ilamıyla; "Dosyada bulunan 23.09.2012 tarihli raporda sigortalı işyerinin mimarlık hizmetlerine esas olan sınıfının III.A sınıfına girdiği söylenmiş, 03.08.2007 tarihli raporla 05.11.2013 tarihli raporda ise, binanın sınıfının IV.A olduğu belirtilmiştir. Yapı yaklaşık maliyetlerinin ve dolayısıyla gerçek zararın belirlenmesi, ayrıca aşkın veya eksik sigorta değerlendirilebilmesi için öncelikle bina sınıfının tereddütsüz olarak ortaya konması gerekmektedir. O halde mahkemece binanın ruhsat ve projeleri de değerlendirilerek öncelikle binanın hangi sınıfa girdiğinin açıkça ortaya konulması ve buna göre zarar hesabının yapılması amacıyla konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınması gerekirken, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir. Davalı Mumcular Metal Tic.ve San.A.Ş. aleyhine açılan dava zamanaşımından reddedilmiş olup, davalı lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi de hatalıdır." denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma neden ve kapsamına göre davalı ... vekili ve davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. D.Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece bozmaya uyularak verilen 21.06.2018 tarihli ve 2016/407 Esas 2018/378 Karar sayılı kararıyla; davalı Mumcular Metal Ticaret ve Sanayi A.Ş. yönünden davanın zamanaşımı sebebiyle reddine, davalı ... yönünden ispat edilemeyen davanın reddine, davalı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile 218.332,87 TL'nin 16.10.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. E. Üçüncü Bozma Kararı Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 02.10.2020 tarihli ve 2018/4829 Esas 2020/5052 Karar sayılı ilamıyla; davacı vekili ve davalı ...'nın diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek "Mahkemece verilen ilk hüküm incelendiğinde; sonradan ayrılan davanın davalıları da dahil olmak üzere tüm davalılar için kusur tespiti yapılıp, davalı ...'ın olayda % 15 kusurlu olduğu kabul edilerek hüküm tesis edildiği; bu hükmün sadece davalılar tarafından temyiz edildiği ve davalıların kusur oranlarına göre sorumluluk derecelerini belirleyen mahkeme kararını davacı ... şirketinin temyiz etmediği görülmektedir. Bu itibarla; davalı ...'nın olaydaki % 15 kusuru yönünden, bu davalı lehine ve mahkeme ilk hükmünü temyiz etmeyen davacı aleyhine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Oluşan kazanılmış hak da dikkate alınarak, davalı ...'nın sorumluluğunun % 15 kusura göre belirlenmesi gerekirken, hatalı biçimde kusurun %37,62 olarak kabulü ve tüm zarardan sorumluluğuna karar verilmesi doğru olmamıştır. Davaya konu edilen zarar miktarının belirlenmesi bakımından mahkeme kararının bozulmasından sonra alınan ve hükme esas kabul edilen 14.03.2018 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; olaydan sonra sigortalı yerde yapılan eksper incelemesinde tespit edilmeyen unsurların da (lavabolar- pisuarlar vs.) zarar hesaplamasına dahil edildiği; ayrıca, bina asma tavanının alanı dikkate alınmadan, sigortalı binanın tamamında asma tavan var kabulüyle 1.214 m2'lik alan için asma tavan hasar bedelinin belirlendiği görülmektedir. Olaydan hemen sonraki eksper incelemesinde dahi belirlenmemiş unsurların hasarlı kabulüyle hesaba dahil edilmesi ve binanın tamamında asma tavan var kabulüyle bu hasar unsurunun hesaba dahil edilmesiyle zararın yüksek belirlenmesi hatalıdır. Açıklanan vakıalar karşısında; davacının aldığı 08.03.2002 tarihli eksper raporu da dikkate alınıp, sigortalı binada olay nedeniyle hasar gören unsurların tespiti ve zarar miktarının hesap edilmesi için, rapor düzenleyen bilirkişi heyetinden ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. Davanın açılması sırasında davacı tarafça yatırılan 14.914,32 TL'lik harcın davanın kabul ve red oranı da dikkate alınarak belirlenecek bölümünün, davalı yandan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmesi gerekirken, davacının yatırdığı harçtan davalıların sorumlu oldukları miktar hakkında tahsil hükmü kurulmayışı da doğru olmamıştır." denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 11.03.2021 tarihli ve 2021/1887 Esas, 2021/2651 Karar sayılı ilamıyla davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir. F. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ...'nun mimari proje müelifi olarak gerek çatının imalatında gerek proje çizilmesinde gerekse yapılan işin bütününde herhangi bir kusuru bulunmadığı, statik projede detay ve hesapları tam olarak belirtmemesi, daha yüksek güvenlik kat sayılarının kullanılmaması, kar yükü hesaplarıyla ilgili hata yapılması gibi nedenlerle davalı ...'ın hasarda % 15 sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile 31.172,87 TL'nin 16.10.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı yararına usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceğini, davacıya kusur izafe edilmesinin haksızlık olduğunu ve tam kabul gerektiğini belirtmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı ... şirketine sigortalı çelik karkas niteliğindeki yapının çatısının yoğun kar yağışı nedeniyle çökmesi sonucu davacının sigortalısına ödediği hasar bedelinin yapının fenni sorumlusu ve mimari proje sorumlusu davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472 nci (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1301 inci) maddesi, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22.03.1944 tarih ve 37 Esas, 9 Karar sayılı kararı 3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılıKanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Duruşmada vekille temsil olunmayan davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,30.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/1240, K. 2023/7236, T. 30.05.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-1240-e-2023-7236-k-eaa511ac5517