Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/11979 E. 2025/4171 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/11979
Karar No
2025/4171
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/251 E., 2023/154 K.

Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ...'in, ... San. ve Tic. A.Ş.'nin en büyük ortaklarından olması nedeniyle ... San. ve Tic. A.Ş.'nin iyi niyetli alıcı iddiasında bulunabilmesinin hukuken mümkün olmadığını, dava konusu gayrimenkulün ...'e devir edilirken 203.500,00 TL'ye devir edildiğini, oysa dava konusu gayrimenkulün gerçek değerinin 2 Milyon Türk Lirasının üzerinde olduğunu, bu fahiş farkın müvekkiline satışın iptalini talep edebilme hakkı verdiğini, davalı borçlu şirketin tüm aktifi olan fabrika binasını satıp devir edebilmesi için şirketin ortaklar kurulu kararı gerektiğini, oysa davalı borçlunun şirket fabrika binasını devir ederken böyle bir ortaklar kurulu kararı alınmadığını, bu nedenle tek bir şirket müdürünün imzası ile taşınmazın üçüncü bir şirkete devrinin yasaya aykırı olduğunu belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla "... Organize Sanayi Bölgesi ....cadde No: 105/3" adresindeki işyerinin ...'e ve ...San. ve Tic. A.Ş.'ne devri işlemlerinin İ.İ.K.'nın 44., 278. ve 280. maddeleri ve B.K.'nın 179.maddesi gereğince ve ayrıca T.T.K.'nın 542. maddesine ve 443/2.maddelerine bağlı olarak iptaline ve eski haline iadesi ile anılan mal üzerinde cebri icra yapabilme yetkisinin tanınmasına, gayrimenkulün devrinin iptali ve iadesinin mümkün olmaması halinde İ.İ.K.'nun 283.maddesi gereğince gayrimenkulün üçüncü kişilere devri neticesinde elde edilmiş/elde edilecek menfaat/değer üzerinden müvekkilinin icra takibine konu alacağının ve zararlarının dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte nakden davalılardan tazmin ve tahsiline, tüm yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... ile ... San. Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde bu dava için davacı tarafından alınmış geçici veyahut kesin aciz vesikası bulunmadığını, dava konusu olayda İİK'nın 44, 2 78... . maddeleri ile Borçlar Kanunu'nun 179. maddesinde belirtilen iptal şartlarının olmadığını, dava konusu devir işlemlerinin şirketin her iki ortağı tarafından imzalandığını, tüm bu nedenlerle iş bu davanın haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek; davanın reddine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 27.02.2015 tarih, 2019/2099 E- 2020/5933 K sayılı kararı ile "davaya konu taşınmazın şirket ortaklar kurulu kararına istinaden mülk sahibi olan Organize Sanayi Müdürlüğünce davalı ...’e devrolunduğu davalı yanın fiili kayıtlara göre yapılan toplam ödemesinin 662.000,00 TL’yi aşkın olup devir tarihi itibariyle yer bedelinin bilirkişi kurulu ile belirlenen değer arasında fiili oransızlık görülmediği anlaşılmakla davanın reddine," karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 21.10.2020 tarih, 2019/ 2099 E, 2020/5933 K sayılı ilamı ile; " 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgesi kanunu 18. madde 3. fıkrası; “Katılımcılara tahsis veya satışı yapılan arsalar hiçbir şekilde tahsis amacı dışında kullanılamaz. Bu arsalar katılımcılar ve mirasçıları tarafından borcun tamamı ödenmeden ve tesis üretime geçmeden satılamaz, devredilemez ve temlik edilemez. Bu husus tapuya şerh edilir” 4. fıkrası ise Ancak arsa tahsisi yapılan firmanın tasfiyesi hâlinde, firmanın katılımcı vasfını taşıyan ortağına veya ortaklarına tahsis hakkının devri mümkündür. 5. fıkrası ise “Bu konudaki işlemlerin muvazaalı olup olmadığını tetkikle ve sonucuna göre gerekli tedbirleri almakla Bakanlık yetkilidir. Bu husustaki yasaklara aykırılığın mahkemece tespiti hâlinde, arsa kimin tasarrufunda olursa olsun tahsis veya satış tarihindeki bedeli ile geri alınarak bir başka katılımcıya tahsis ve satışı yapılır.” hükmüne haizdir. Somut olayda, davalı borçlu ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. ile davalı ...’in sahibi olduğu ... San Tic. A.Ş'nin davalı borçlu ile aynı iş kolunda çalıştığı, davalı borçlunun durumunu bilen ve bilmesi gereken kişi olup olmadığı ve dava konusu gayrımenkul fabrika niteliğinde olup, söz konusu tasarrufun; İİK’nın 280/son maddesi gereğince, ticari işletme devri mahiyetinde olup olmadığı, davalılar arasında yapılan satışın 4562 sayılı Organize Sanayi Kanunu hükümleri gereğince yapıldığının beyan edilmesi sebebi ile ilgili kanunun ilgili hükümleri(davalı borçluya tahsis edilen yeri ile ilgili borcun Organize Sanayi’e ödenip ödenmediği, tapuya şerh edilip edilmediği, arsanın tahsis edildiği borçlunun tasfiyesine karar verilip verilmediği, vs) tartışılmaksızın mahkemece yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi de isabetli görülmemiştir.." gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 15.06.2023 tarih, 2021/251 E., 2023/ 154 K sayılı kararı ile "...davalı borçlu şirket ile davalı ...’in sahibi olduğu ... San Tic. AŞ nin davalı borçlu ile aynı iş kolunda çalıştığı, davalı borçlunun durumunu bilen ve bilmesi gereken kişi olduğu, dava konusu taşınmazın ticari işletme devri mahiyetinde olmadığı, davalıya ait küçük sanayi sitesinde bulunan başka bir işyeri bulunduğu, bu işyerinin de davalı borçlu şirketin borcundan dolayı cesri icra yolu ile elinden çıktığı, davalılar arasında yapılan satışın 4562 sayılı Organize Sanayi Kanunu hükümleri gereğince davalı borçluya ait elektrik borçlarının, icra borçlarının ve dava konusu yer ile ilgili bedelin davalı borçluya ödendiği, davalı borçlu şirket temsilcileri tarafından davalı ...'in ibra edildiği, yapılan ödemeler arasında "pek aşağı bir bedel söz konusu olmadığı", davacı tarafından aciz vesikası niteliğinde belge sunulmadığı, davacının alacağının bonoya dayandığı, alacaklının alacağının gerçekliğine dair belge sunulmadığı, alacaklı ve borçlunun Kahramanmaraş'ta ikamet etmelerine rağmen takibin İstanbul'da açıldığı, icra takibinde dava konusu yer dışında işlem yapılmadığı Uyap'ta kayıtlı icra dosyasından öğrenildiği, davacılar arasındaki temlik işleminin 87.500,00-TL üzerinden yapıldığı,gerçek bir alacak olduğuna kanaat getirilemediği, devirin alacaklılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığına dair kanaat oluşmadığı, dava konusu yerin mülkiyetinin devir tarihinde taraflar dışında organize sanayi bölgesine ait olup davalı borçluya arsa tahsisli olduğu anlaşılmakla davacının davasının reddine..."karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dosyada aciz vesikası bulunduğunu, söz konusu tasarrufun işletme devri niteliğinde olduğunu, bedel farkının da olduğunu, takibin kesinleştiğini, şirket ortaklarının dava konusu borcun gerçek olduğunu kabul ettiğini beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir. Mahkeme gerekçesinde, dava şartı olan alacağın gerçek bir alacak olmadığı ayrıca aciz vesikasının ibraz edilmediği belirtilmiş, diğer yandan davanın esasına girilerek davalıların birbirlerinin durumunu bilen ve bilmesi gereken kişi olduğu ancak dava konusu tasarrufun ticari işletme devri mahiyetinde de olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir. Bir davanın hem usulden hem de esastan reddine karar verilemez. Mahkemece aciz vesikası niteliğinde belge sunulmadığı belirtilmiş ise de , dosya içerisinde yer alan ve davalı borçlunun bilinen adreslerinde tutulan 21.05.20 12... .06.2012 tarihli haciz tutanaklarının İİK'nın 105.maddesi kapsamında geçici aciz vesikası hükmünde olduğu görüldüğünden bu gerekçe yerinde değildir. Öte yandan, davalı 3. kişi tarafından, alacağın gerçek bir alacak olmadığı, borçlu ile alacaklı arasında danışıklı işlemler bulunduğu iddia edilmiştir. Bu durumda alacağın gerçek bir alacak olup olmadığı, takibin kesinleşme şekli, tarafların ekonomik durumları göz önüne alınarak yaptıkları işe göre takibe konan senetler ile ilgili olarak delilleri sorularak gerektiğinde ticari defter incelemesi de yapılarak alacağın gerçek olup olmadığı irdelenerek sonuca gidilmesi gerekir. O halde bu maddi ve hukuksal olgular gözönüne alınarak öncelikle dava şartı olan alacağın gerçek olup olmadığı belirlenmeli gerçek bir alacak olmadığına kanaat getirilirse dava bu nedenle usulden reddedilmelidir. Alacağın gerçek alacak olduğunun anlaşılması halinde ise, bir önceki bozma ilamında belirtildiği üzere, devredilen dava konusu taşınmaz fabrika niteliğinde olduğundan İİK'nın 280/son maddesine göre bir değerlendirme yapılması gerekir. Açıklanan nedenlerle yazılı şekilde karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur. VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,12.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/11979, K. 2025/4171, T. 12.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-11979-e-2025-4171-k-ff4dfb8128dc