Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/11501 E. 2024/2119 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/11501
- Karar No
- 2024/2119
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/817 E., 2020/1227 K. DAVA TARİHİ : 02.10.2017 HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul - Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : İskenderun 4. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2017/309 E., 2018/289 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının araç maliki ve sigortalısı olduğu, müteveffa ...'in sürücüsü olduğu 31 TA 429 plakalı motosiklet ile dava dışı aracın 16.09.2008 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucu sürücü belgesi bulunmayan sürücünün hayatını kaybettiğini, olay tarihinde aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortacısının (ZMSS) dava dışı Hür Sigorta A.Ş. olduğunu, ancak Hür Sigorta A.Ş.'nin ruhsatının iptal edildiğini, bu nedenle müteveffa sürücünün hak sahipleri tarafından dava dışı sigorta aleyhine açılan destekten yoksun kalma davası sonucu hüküm altına alınan tazminatın davacı tarafından hak sahiplerine ödendiğini, davaya konu trafik kazasında müteveffa sürücünün tam kusurlu olduğunu, aracın maliki ve işleteni olan davalının hak sahiplerine ödenen bedelden sorumlu olduğunu, davalı aleyhine başlatılan rücuya dayalı icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek takibe vaki itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; davayı kabul etmediklerini, davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını, rücu şartlarının oluşmadığını, davalının olayda bir kusurunun bulunmadığını, ölen sürücünün aracı davalının rızası ve bilgisi olmadan aldığını, talep edilen miktarın fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; aracın sürücüsü olan müteveffanın meydana gelen kazada tam kusurlu olduğu, davalılardan rücuen tazmin şartlarının oluştuğu, ancak talep edilen miktarın tamamının değil davacının geç ödemeden kaynaklı işleyecek faiz ile icra masraflarını davalıdan talep edemeyeceği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının İskenderun İcra Müdürlüğünün 2017/29348 sayılı takip dosyasının kapsamında yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin asıl alacak olan 132.841,57 TL yönünden devamına, davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile 26.568,32 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; destekten yoksun kalma tazminatı kararının kesinleşmesinden sonra işleyecek faizin talep edilemeyeceğine yönelik kararın hatalı olduğunu, işleyecek faizin her durumda talep edilebileceğini, kısmen reddedilen miktar yönünden kararın hatalı olduğunu belirterek kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; dava dışı sürücüsünün davalının bilgisi ve rızası olmadan aracı aldığını, bu nedenle davalının sorumluluğunun bulunmadığını, destekten yoksun kalma tazminatı talepli davada davalının taraf olmadığını, bu kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi nedeniyle davalı yönünden maddi anlamda kesin hüküm niteliğinde olmadığını, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, kusurun hatalı belirlendiğini, davacının kötüniyetli olarak eldeki davayı açtığını, bu nedenle davacı aleyhine en az %40 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ilk derece mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporu gereği gerçek zararın belirlendiği, ödeme tarihinden itibaren 2 yıllık süre dolmadan rücu hakkının kullanıldığı, zamanaşımı süresinin dolmadığı, kusur oranlarının tespitinin yerinde olduğu, desteğin meydana gelen kazada tam kusurlu olduğu, rücu şartlarının oluştuğu gerekçesiyle, tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kısmen kabul kararının hatalı olduğunu, işleyecek faizin her durumda talep edilebileceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava dışı sürücüsünün davalının bilgisi ve rızası olmadan aracı aldığını, bu nedenle davalının sorumluluğunun bulunmadığını, destekten yoksun kalma tazminatı talepli davada davalının taraf olmadığını, bu kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi nedeniyle davalı yönünden maddi anlamda kesin hüküm niteliğinde olmadığını, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, kusurun hatalı belirlendiğini, davacının kötüniyetli olarak eldeki davayı açtığını, bu nedenle davacı aleyhine en az %40 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalının araç maliki ve sigortalısı olduğu, sürücü belgesi bulunmayan müteveffa ...'in sürücüsü olduğu 31 TA 429 plakalı motosikletin karıştığı 16.09.2008 tarihli trafik kazası sonucu hak sahiplerine davacı tarafından ödenen destekten yoksun kalma tazminatının araç işleteni davalıdan rücuen tahsiline dayalı itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları . 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, kusur oranlarının tespitinin yerinde olmasına, rücu şartlarının oluşmuş olmasına, rücu edilecek miktarın kapsamının belirlemesinin isabetli yapılmış olmasına, ödeme tarihinden itibaren iki yıllık sürenin dolmamış olması nedeniyle zamanaşımı def'inin reddine karar verilmesinin isabetli olmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dava, davalının işleteni olduğu aracın sürücüsü olan desteğin tam kusurlu olarak trafik kazasına sebebiyet vermesi nedeniyle dava dışı hak sahiplerine davacı tarafından ödenen destekten yoksun kalma tazminatının rücuen davalı işletenden tahsiline ilişkin itirazın iptali davasına ilişkindir. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67/2 nci maddesine göre icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit olması gerekir. İlk Derece Mahkemesi tarafından desteğin kusuruna ilişkin kusur raporu alınmış olması, alınan rapor doğrultusunda alacak miktarının belirlenmiş olması dikkate alındığında, dava konusu alacağın likit olmayıp alacak miktarının belirlenmesinin yargılamayı gerektirdiği anlaşılmaktadır. Şu halde, İlk Derece Mahkemesi tarafından icra inkar tazminatının alacağın likit (belirli) olmaması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken icra inkar tazminatına hükmedilmesi ve davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. VI.KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) KARŞI OY Eldeki davada davacı ... vekili, çift taraflı kazada sürücünün ölümü üzerine dava dışı hak sahiplerine ödenen destek tazminatının tam kusurlu olan davalı işletenden rücuen tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali talebinde bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesince; davanın kısmen kabulü ile itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın belirlenebilir (likit) olması nedeniyle davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş; kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Dosyanın incelenmesinde; davalı vekilinin ne istinaf ne de temyiz dilekçesinde aleyhine hükmedilen icra inkar tazminatına yönelik bir itirazı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Kural olarak, temyiz dilekçesinde temyiz sebepleri ve gerekçesi gösterilmediği gerektiği halde gösterilmemiş olsa da temyiz incelemesi yapılacak olup Yargıtay bu incelemede taleple bağlılık ve usuli kazanılmış hak ilkesini de gözetecektir. Bu inceleme dar kapsamlı bir inceleme olacak ve ileri sürülen temyiz sebeplerine göre temyiz eden tarafın kabullenmiş durumda olduğu kamu düzenine ilişkin olmayan hususlar bozma nedeni yapılamayacaktır. Diğer yandan istinaf dilekçesinde gösterilmeyen bir sebep temyiz halinde de ileri sürülemeyecektir. Bir başka deyişle Yargıtay da istinaf dilekçesinde ileri sürülmüş istinaf sebepleri ile bağlı olmaktadır. Bu, usuli kazanılmış hak ilkesinin de bir sonucudur. Zira istinaf incelemesi istinaf sebepleriyle bağlı yapıldığından istinaf sebebi yapılmayan bir konuda diğer taraf yararına usuli kazanılmış hak meydana gelmekte ve artık bu husus istinafta incelenecek konu olmaktan çıkmaktadır. İstinafta incelenemeyen ve usuli kazanılmış hak meydana gelen bir konuda Yargıtayın da esastan inceleme yapıp karar verebilmesi mümkün olmaktan çıkmakta ve bu nedenle kararın temyiz edilmesinde hukuki yarar bulunmamaktadır. Tabi ki bu kamu düzenine ilişkin olmayan hususlarda geçerli olacaktır. Davanın reddi gerektiğine dair bir gerekçe de, bu yanlışlıkların istinaf başvurusuna konu edildiği anlamına gelmeyeceğinden, sebep olarak gösterilmemiş ise incelenebilmesi de mümkün olmayacaktır. Somut olayda İlk Derece Mahkemesince koşulları oluşmadığı halde icra inkar tazminatına hükmedilmiş ise davalının bu hususa istinaf dilekçesinde yer vermesi gereklidir. Şu halde; Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmaması nedeniyle kararın onanması kanaatinde olduğumdan; sayın çoğunluğun İlk Derece Mahkemesince alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğuna ilişkin bozma kararına katılmıyorum.