Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/11413 E. 2024/4353 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/11413
- Karar No
- 2024/4353
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/700 E., 2023/129 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Açılmamış Sayılmasına Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı mirasçı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 13.02.2014 tarihinde davalıların maliki, sürücüsü işleteni ve sigortacısı olduğu aracın davacıya çarpması sonucu davacının yaralandığını belirterek 1.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminatın karar altına alınmasını talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; sorumluluklarının sigortalının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, manevi tazminat isteminden sorumlu olmadıklarını, davacının davasını sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik talepleri yönünden ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı İcon Otopark İşletmeleri ve Tic. Ltd. Şti. ve davalı Aktif Yönetim ve Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; Aktif Yönetim ve Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti.'ne husumet yöneltilemeyeceğini, araç sürücüsü ...'in olay tarihinde diğer müvekkili İcon Otopark İşletmeleri ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde çalıştığını, İcon Otopark İşletmeleri ve Tic. Ltd. Şti. ile davalı sürücü ... arasında yapılan belirsiz süreli hizmet akdiningereği 3. şahıslara verilen her türlü zarar ve ziyandan otopark görevlisinin sorumlu olacağının kabul edildiğini, bu nedenle bu müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, esas yönünden ise davacının davasını ispatla yükümlü olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı Jütesan Alüminyum Profil İmalat San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, bu nedenle iş bölümü itirazında bulunduklarını, şirketin sahibi olduğu aracın otopark görevlisi ...'e teslim edildiğini, ancak park etme eylemi sırasında ...'in davacı ...'ye çarptığını, bu nedenle müvekkili şirketin işleten sorumluluğu olamayacağını, davacının taleplerini ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; vale olarak çalışan davalının aracı park ederken davacıya çarptığını, davacının yaşı itibari ile şahsi kusurundan kaynaklı kazanın meydana geldiğini, kazada davacının asli kusurlu olduğunu, talep edilen manevi tazminatın yüksek olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.05.2016 tarihli ve 2014/1409 Esas 2016/491 Karar sayılı kararıyla; davacının Adli Tıp Kurumunun rapor düzenlemesi için gerekli olan tıbbi tetkikleri yaptırmayı kabul etmediği, Adli Tıp Kurumunun rapor düzenlemesinin mümkün olmadığı, rapor alınamadığından davacının bu kaza nedeniyle sürekli ve geçici iş göremezliğini ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan)17. Hukuk Dairesinin 17.06.2019 tarihli ve 2016/17919 Esas, 2019/7664 Karar sayılı ilamıyla; "1-Dava trafik sigorta poliçesinden kaynaklanan maddi manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerleşik Yargıtay Uygulamasına göre; çalışmakta iken sakat kalan kişinin uğradığı maddi zararın hesaplanmasında, uğradığı sakatlık oranı değil, bu sakatlık nedeniyle ortaya çıkan iş göremezlik, diğer anlatımla çalışma ve kazanma gücündeki kayıp oranı esas alınmalıdır. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Sosyal Sigortalar Sağlık işlemleri Tüzüğü veya Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit işlemleri Yönetmeliği veya maluliyet tespiti işlemleri yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Somut olayda ATK'dan (3. Adli Tıp İhtisas Kurulu) mağdurun çalışma gücü kaybının tespiti için rapor istenmiş, ATK şahsın en yakın Eğitim ve araştırma hastanesinde bir takım tetkikler yaptırarak hazır bulundurulmasını talep etmiş; mahkemece davacı vekiline, şahsı hazır etmesi hususunda kesin süre verilmiş, şahıs hazır edilemeyince davacı tarafın bu kaza nedeniyle sürekli ve geçici malul kaldığını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacıyı hazır etme yükümlülüğü vekiline yükletilemez. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece, öncelikle davacı ...'nin mernis adresi araştırılarak mümkünse şahsın temini ile tıbbi evraklarla birlikte ATK İhtisas Dairesi ya da Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümüne mevcutlu gönderilerek, şahsın temin edilememesi halinde dosyada bulunan tüm tıbbi evraklar değerlendirilerek evrak üzerinden olay tarihinde yürürlükte bulunan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine göre, işgöremezlik (maluliyet) oranı hususunda rapor aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin vekalet ücreti yönünden sair temyiz itirazının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir." denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının vefatı üzerine mirasçılarına yapılan davetiyenin usulüne uygun tebliğ edildiği, davacılar ve davalılar tarafından dava takip edilmediği için dosyanın işlemden kaldırıldığı, aradan geçen üç aylık yasal süre içinde dosyanın yenilenmediği gerekçeleri ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde mirasçı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kendilerine usulsüz tebligat yapılması nedeni ile davayı takip edemediklerini iddia ederek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalıların işleteni, sigortacısı ve sürücüsü olduğu aracın davacıya çarpması nedeni ile meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yayanın uğradığı sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd. maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ıncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 16 ncı maddesine göre, “Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.” Yine, anılan Kanun'un 17 nci maddesine göre, “Belli bir yerde devamlı olarak meslek ve sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine, meslek ve sanatını evinde icra edenlerin memur ve müstahdemlerinden biri bulunmadığı takdirde aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.” Kanun'un 16 ve 17 nci maddelerine göre yapılan tebligatın geçerli olabilmesi için, muhatabın adreste bulunmama sebebinin tespiti yine muhatap ile muhatap adına tebligatın yapılacağı kimsenin aynı konutta birlikte oturan kişi veya hizmetçi / daimi çalışan olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacı ...'nin vefat etmesi sonucu mahkemece mirasçılarına dava dilekçesi ve duruşma tarihi tebliğ edilmiştir. Mirasçılardan ...'ye çıkartılan tebligat mazbatasına "muhatabın geçici olarak işe gittiği muhatapla aynı konutta ikamet ettiğini beyan eden görünüşe göre 18 yaşını bitirmiş ve ehliyeti olan daimi işçi ... tarafından bildirilmiş olup tebliğ evrakı imzasına 26.04.2022 tarihinde tebliğ edilmiştir." şerhi düşülmüştür. Tebligat adresinin mirasçı Süleyman'ın ev adresi mi yoksa iş adresi mi olduğu belirsizdir. Adresin ev adresi olması durumunda 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 16 ncı maddesine göre tebliğin aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerden birine yapılacağı belirlenmiştir. Ancak tebliğ mazbatasında tebliğ yapılan şahsın daimi işçisi olduğu işaretlenmiştir. Adresin iş adresi olması durumunda anılan Kanun'un 17 nci maddesine göre daimi memur veya müstahdemlerinden birine tebliğ yapılabileceği belirlenmiştir ancak tebliğ mazbatasına muhatabın işe gittiği yazılmıştır. Bu hali ile çelişkiler barındıran tebliğ mazbatası ve tebliğin yapıldığı adı geçenin muhatabın çalışanı mı yoksa yakını mı olduğu tespit edilmeden yapılan tebligat, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 16 ıncı ve 17 inci maddesine göre usulüne uygun olmamıştır. Mahkemece davacılardan Süleymen Kazmirci'ye usulüne uygun tebligat yapılmadan, davayı takip etmemesi nedeni ile dosyanın işlemden kaldırılması ve sonrasında açılmamış sayılmasına karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacı ...'ye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.