Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/10722 E. 2024/5782 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/10722
Karar No
2024/5782
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/304 E., 2023/303 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi Taraflar arasında kurum zararının tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Teftiş Kurulu Başkanlığının 08.07.2008 tarih ve 19/10 sayılı raporunda; Verem Savaş Dairesi Başkanı Uz. Dr. ....'nün; Kurum amiri olarak, kendisine bağlı birimlerde kullanılacak 2007 yılı ilaç ihtiyacını belirlerken komisyon oluşturduğu halde komisyonu işlevsiz bıraktığı, ihtiyaç tespiti amacıyla ilgililerince belirlenen rakamların kayıtlı olduğu taslak "ihale onay belgesinde" Streptomycine Sülfat 1 gr. flakon 100.000 adet yazılmasına karşın üzerini çizerek 500.000 adet Rifampcine Süspansiyon 30.000 adet yazılmasına karşın üzerini çizerek 300.000 adet yazdığı ve 30.06.2006 tarih ve 6379 sayılı onay talimatı ile bu ilaçların alınmasına izin verdiği, bunlardan miad sınırları içersinde tüketilmesi mümkün olmayan (son kullanma tarihleri 9-10-11/ 2008) 300.000 adet ihalede ve ihale sonrasında da % 20 ilavesiyle 60.000 adet olmak üzere toplam 360.000 adet ve 532.080,00 TL tutarla satın alınan Rifampicine Süspansiyon isimli ilacı herhangi bir talep olmadan illerdeki Verem Savaş Dispanserleri, Sağlık Grup Başkanlıkları, Göğüs Hastalıkları Hastanelerine toplam 286.755 adet dağıtımını yaptırdığı, halihazırda da 73.245 adetinin de Başkanlık deposunda bekletildiği, araştırma sonucunda 01.05.2008 tarihi itibarıyla gönderilen miktarlardan 21.858 adedinin tüketildiği, miad tarihine kadar (6 ay) 9.000 adedinin tüketileceği göz önüne alındığında toplam tüketimin 30.858 olduğu, geriye kalan ve ambar veya depolarda bekletilen 329.142 adedinin ise miadının dolması nedeniyle imha edileceği, dolayısı ile bu imha miktarı kadar toplam 486.471,00 TL kurum zararına sebebiyet verdiği, benzer şekilde 05.09.2006 tarihinde 500 adet ve 555.000,00 TL tutarla alımı yaptırılan STreptomycine Sülfat 1 gr Flacon isimli ilaçtan 450.000 adedin (499.500,00) TL tutarlı 06.04.2007 tarihinde ihtiyaç fazlası olarak Afganistan’a hibe şeklinde göndermesine karşın 16 gün sonra 20.04.2007 tarihinde 50.000 adet ihtiyaç belirlendiği ve bu miktarın satın alınması yönünde 09.07.2007 tarih ve 5903 sayılı ihale onayı alındığının tespiti yapıldığından yönetimi ile yıllık ihtiyaç miktarlarının belirlenmesinde tek başına keyfi hareket ettiği ve oluşturduğu komisyonu işlevsiz bıraktığı ve bu nedenle kurum zararına sebebiyet verdiğinden, kurum zararı olan 486.471,00 TL'nin ayrı ayrı oluşum tarihlerinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Dünya Sağlık Örgütü'nün 1991 yılından beri tüm dünya ülkelerinde önerdiği Doğrudan Gözetim Altında Tedavi Stratejisinin 2006 yılından itibaren Türkiye'de de uygulanmasına karar verildiğini, bu amaca yönelik verem ilaçları ile ilgili pek çok düzenleme yapıldığını, 2006 yılına kadar hiç rifampisin şurup alımı yapılmadığını, 2006 yılında ilk defa gözetim altında ilaç içirme programının bir parçası olarak alımının planlandığını, anılan ilacın önceki yıllardan beri yapılmakta olan bir iş için alınmakta olan bir ilaç olmadığını, ilk defa ve 15 yıl gecikmeli olarak yapılacak bir iş için tasarlandığını, ilaç kesintisine mahal vermemek için bütün verem ilaçlarının en az iki yıl stoklu olacak şekilde alındığını, bunun olası ihale iptalleri veya teklif vermemeye karşı bir emniyet olarak düşünüldüğünü, 15 yıllık gecikmeyle tüm iç ve dış kamuoyuna karşı "Türkiye'de DGTS uygulaması başlatılmıştır" şeklindeki bir politik kararlılığın davalıya tevdi ettiği işin ve yüklediği yükümlülüğün bir sonucu olarak, önceki yıllarda olduğu gibi ilaç kesintilerine mahal vermemek için stoklu çalışma yapma kararının, kasıtlı bir şekilde fazla ilaç alımı yapıldı yaklaşımı paralelinde iddia ve hüküm oluşturmasının anlaşılır yanının olmadığını beyanla haksız ve yersiz olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 17.01.2013 tarih ve 2009/63-2013/15 sayılı kararı ile; Ankara 19 Asliye Ceza Mahkemesinde ihale ve harcamalar konusunda uzman bilirkişilerden alınan rapor ile eldeki dosya kapsamında alınan uzman bilirkişi raporunun birbirini teyit eder mahiyette olup davalının 2007 yılı ilaç ihtiyacının belirlenmesinde keyfi davrandığı, gerçek ihtiyacın çok üzerinde ilaç alınmasını sağladığı, ilaçların kullanılmaması nedeniyle miadının da dolmasına bağlı olarak kurum zararına sebebiyet verdiğinin belirlendiği, davalının usulsüz ve fazla ilaç alımı yaparak kurum zararına neden olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile 486.471 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 04/03/2014 tarih ve 2013/6324 Esas, 2014/3578 Karar sayılı ilamı ile; davaya konu ilaç alımı ile ilgili davalı hakkında Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2009/1693 E. sayılı dosyasında görevi kötüye kullanma suçundan dava açıldığı ve ceza yargılamasının devam ettiği, ceza davasının sonucu beklenilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde karar verilmiş olmasının, usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulmasına, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davalı hakkında ceza mahkemesince verilen ve kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadığı, davalının kusurlu bulunduğuna ve oluşan zarardan sorumlu olması gerektiğine dair davayı ispata yarar bir delil bulunmadığı, dolayısıyla oluşan zarardan davalının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 5018 sayılı Kanun’un 8 inci maddesine göre, her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanların, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumlu ve yetkili kılınmış olup mercilere hesap vermek zorunda olduklarını, ceza yargılamasında sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan yargılama yapıldığı ve 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin dolduğu ve sanık hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verildiği, karara karşı temyiz yoluna müracaat edilmesi üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 10.10.2022 tarihli E.2021/5906-K.2022/11779 sayılı kararı ile kararın onanmasına karar verildiği ve kararın 10.10.2022 tarihinde kesinleştiği; davalı hakkında halîhazırda görevini kötüye kullanma suçundan verilmiş bir beraat kararının bulunmadığı, kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Verem Savaş Dairesi Başkanı ve kurum amiri olan davalının usulsüz ve fazla ilaç alımı yaparak kurum zararına neden olduğu iddiasına dayalı kurum zararının tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 51 inci maddeleri, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 8, 32 ve 71 inci maddeleri, Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik. 3. Değerlendirme Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, özellikle ceza mahkemesi kararlarının suçun sübutu, maddi vakıanın gerçekleşip gerçekleşmediği yönündeki tespiti hukuk hakimini bağlayacak olup somut uyuşmazlıkta davalı hakkında görevi kötüye kullanma suçundan yapılan ceza yargılamasında 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresi dolduğundan düşme kararı verildiği ve kararın temyizen onandığı, bu şekilde ceza yargılamasında suçun sübutuna yönelik kesin bir kararın çıkmadığının anlaşılmış olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan mahkeme kararının ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/10722, K. 2024/5782, T. 05.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-10722-e-2024-5782-k-58e79b6a5963