Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/10538 E. 2024/3226 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/10538
Karar No
2024/3226
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/314 -2021/372 HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın Dairece bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili ve davalı ... ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların 06.08.2007 tarihinde davacıya saldırarak yaralanmasına sebep olduklarını, ceza mahkemesince cezalandırılmalarına karar verildiğini, davacının özellikle kolunda ve kulağında meydana gelen yaralanmaların kalıcı maluliyete sebep olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 3.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen, 3.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... ...'tan, 10.000,00 TL manevi tazminatın ise davalı ...'ten olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini 37.525,34 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; ceza dosyası sonucunun beklenmesi gerektiğini, olay günü düğün çıkışı davacının ...'e küfürlü sözler sarfettiğini, davalının eyleminin sadece basit tıbbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralamak olduğunu, bu nedenle davalıdan tazminat talep edemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ...; dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların tamamen haksız ve dayanaksız olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 29.09.2015 tarihli ve 2009/39 Esas, 2015/234 Karar sayılı kararıyla, “...Davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddine, A) 621,26 TL tedavi masrafı, 1.676,60 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 35.227,10 TL çalışma gücü kaybı tazminatı olmak üzere toplam 37.525,34 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 06.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, B) Davacının manevi tazminat isteminin bir bölümünün kabulüyle 2.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 06.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair taleplerin reddine, ...” karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ile davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 18.09.2018 tarihli ve 2016/1269 Esas, 2018/5497 Karar sayılı ilamıyla; “...Dosyadaki bilgi ve belgelerden; Köyceğiz Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/56 esas ve 2008/131 karar sayılı ilamıyla sanıklardan davalı ...’in mağdur davacının vücudunda 2. derece kırık ve basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralamaktan, davalı ...'nın ise katılan davacının yaşamını tehlikeye sokmayacak bir biçimde, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte yaralamaktan cezalandırılmasına karar verildiği ve hükmün Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 01.03.2012 gün, 2010/5548 esas ve 2012/7459 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Şu halde; ceza mahkemesinin kabulüne göre de davalıların eyleminin ayrı ayrı olduğu maddi vakıa olarak tespit edilmiştir. Bu itibarla; a) Davalıların davacıya karşı eylemlerinin birbirinden bağımsız olduğu ve her birinin kendi eyleminden sorumlu olacağı da gözetilerek, mahkemece yapılması gereken her bir davalıdan talep ettiği maddi tazminat miktarının davacıya açıklattırılması, davalıların fiillerine göre değerlendirme ve hesaplama yapılması ve sonucuna göre davalıların ayrı ayrı sorumluluklarına gidilmesi iken hesaplanan maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi doğru olmamış, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir. b)Öte yandan davacının, dava dilekçesinde davalıların her birinden ne miktarda manevi tazminat talep ettiğini açıkça belirtmesi ve ayrıca her bir davalının eyleminin birbirinden bağımsız olması karşısında takdir edilen manevi tazminattan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması da usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu husus da kararın bozulmasını gerektirmiştir. ...” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 04.02.2020 tarihli ve 2019/22 Esas, 2020/42 Karar sayılı kararıyla, “... 1.304,02 TL geçici iş göremezlik tazminatının, 27.398,86 TL sürekli kısmi iş göremezlik tazminatının, 483,50 TL tedavi giderleri olmak üzere toplam 29.186,38 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 06.08.2007 tarihinde itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı ...'ten tahsiliyle davacıya verilmesine, 372,58 TL geçici iş göremezlik tazminatının, 7.828,24 TL sürekli kısmi iş göremezlik tazminatı, 138,14 TL tedavi giderleri olmak üzere toplam 8.338,96 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 06.08.2007 tarihinde itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı ...'dan tahsiliyle davacıya verilmesine, - Olay tarihi olan 06.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte 3.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'dan tahsiliyle davacıya verilmesine, - Olay tarihi olan 06.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'ten tahsiliyle davacıya verilmesine,...” karar verilmiştir. C. Dairenin İkinci Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 24.05.2021 tarihli ve 2020/2096 Esas, 2021/1570 Karar sayılı kararıyla, “... Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalılarca temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, ceza mahkemesinin kabulüne göre davalıların eyleminin ayrı ayrı olduğunun maddi vakıa olarak tespit edildiği ve her bir davalının eyleminin birbirinden bağımsız olması karşısında maddi ve manevi tazminatın davalıların fiillerine göre hesaplama ve değerlendirmesi yapılarak sonucuna göre karar verilmek üzere mahkeme kararı bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de bozmanın gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; dosyadaki bilgi ve belgelerden, Köyceğiz Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/56 esas ve 2008/131 karar sayılı ilamıyla sanıklardan davalı ...’in mağdur davacıyı vücudunda 2. derece kırık ve basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralamaktan, davalı ...'nın ise katılan davacının yaşamını tehlikeye sokmayacak bir biçimde, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte yaralamaktan cezalandırılmasına karar verildiği ve hükmün Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 01/03/2012 gün, 2010/5548 esas ve 2012/7459 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, anlaşılmaktadır. Uyulmasına karar verilen bozma ilamında da açıkça belirtildiği üzere, davalı ...’nın eylemi basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralama olup davacıda oluşan maluliyet nedeniyle kısmen de olsa sürekli iş göremezlik tazminatı ile sorumlu kabul edilmesi, geçici iş göremezlik tazminatından da ancak kendi eyleminin katkısı kadar sorumlu olacağı gözetilmeksizin belirlenen tazminat miktarı ile sorumlu tutulması usul ve yasaya uygun düşmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.... 1086 sayılı HUMK'nun yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş bulunması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesinin usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de bu ilkenin uygulanma gerekliliği HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir. Yargıtay'ın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü müktesep hak doğmuştur. Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usulî kazanılmış hak” ya da “usulî müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.02.1998 tarih, 1987/2-520 esas ve 1988/89 karar sayılı ilâmında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli kazanılmış hak denilmektedir...” şeklinde tanımlanmıştır. Somut uyuşmazlıkta; davalı ...’nın davacıya karşı eyleminin basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralama olduğu sabit olduğuna, mahkemenin 2.000,00TL manevi tazminatın davalılardan müşterek müteselsilen tahsiline dair ilk kararını davacı taraf temyiz etmediğine ve mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildiğine göre, manevi tazminat miktarı yönünden davalı ... lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı gözetilerek ve eylemine uygun şekilde manevi tazminattan sorumlu tutulması gerekirken, davalı aleyhine olacak şekilde manevi tazminat miktarında artırım yapılarak, tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiştir ... Davacının davalı ...’ya yönelik maddi tazminat istemi kısmen kabul kısmen reddedildiğine göre, yargılamada avukatla temsil edilen davalı lehine belirtilen Tarife hükümleri kapsamında vekalet ücreti takdir edilmesi gerekir. Mahkemece, reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir....” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, “... İlk derece mahkemesinde davacının manevi tazminat istemine ilişkin talepleri yönünden 2.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine yönelik hüküm temyiz edilmediğinden usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Yargıtay ilamında mahkememizin 2019/22 e. Sayılı dava dosyasında verilen 2020/42 karar sayılı 04.02.2021 tarihli ilamının 1. ve 3. bendindeki hükme yönelik bozma kararı verilmemiştir. Bu nedenle mahkememizce verilen bu hükümler safahatlardan geçerek kesinleştiğinden mahkememizin işbu kararında hüküm bendinde yer verilmiştir. Yargıtay ilamında davalı ...'nın eyleminin basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralama olup, davacıda oluşan maluliyet nedeniyle kısmen de olsa sürekli iş göremezlik tazminatı ile sorumlu kabul edilmesinin gerektiği, geçici iş göremezlik tazminatından da ancak kendi eyleminin katkısı kadar sorumlu olacağı belirtilmiştir. Bu nedenle bu hususta yeniden inceleme yapılması ve hüküm kurulması için dava dosyasında bu yönden mahkememizce verilen karar bozulmuştur. Mahkememizce davalı ...'nın eyleminin basit tıbbi müdahale ile giderilebilir bir şekilde yaralama olduğundan, davacının kısmen de olsa sürekli iş göremezlik tazminatıyla sorumlu olduğu dikkate alınarak, ayrıca geçici iş göremezlik tazminatından da ancak kendi eyleminin katkısı kadar sorumlu olacağı gözetilerek mahkememizce hesap bilirkişi tarafından tanzim edilen rapor hükme esas alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ...” gerekçesiyle, “... Davanın KISMEN KABUL,KISMEN REDDİNE, Davacının manevi tazminat isteminin bir bölümünün KABULÜYLE, 2.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 06.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, Olay tarihi olan 06.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'ten alınarak davacıya verilmesine, Davalı ...'ten 1.304,02 TL geçici iş göremezlik tazminatının 27.398,86 TL sürekli kısmi iş göremezlik tazminatının, 483,50 TL tedavi giderleri olmak üzere toplam 29.186,38 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 06.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı ...'ten tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, Davalı ...'dan 372,58 TL geçici iş göremezlik tazminatının, 138,14 TL tedavi giderleri olmak üzere toplam 510,72 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 06.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine,...” karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bozma ilamlarında davalı ...'in eyleme katkısı oranında tazminattan sorumlu tutulması gerektiği vurgulandığına göre hükmün buna uygun olması gerektiğini, ancak sürekli iş göremezlik tazminatının kabulü ya da reddi yönünde hüküm kurulmadığını, manevi tazminatın hakkaniyete uygun olmadığını, vekalet ücretinin de usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili; mahkemenin Yargıtay bozma ilamına uyması ile sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden davalı ... yararına kazanılmış hak oluştuğunu, manevi tazminatın tümden reddi gerektiğini, reddedilen sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden nispi tarifeye göre vekalet ücreti verilmesi gerektiğini, reddedilen manevi tazminat yönünden de lehe vekalet ücreti verilmemesinin hatalı olduğunu belirtmiş, 25.10.2021 tarihli dilekçesinde ise geçici iş göremezlik yönünden hükmedilen tazminattan daha fazla vekalet ücreti verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; kasten yaralama sonucu oluşan sürekli iş göremezlik nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6217 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na (HMK) eklenen "Geçici madde 3" atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427, 438 ve 439 uncu maddeleri, 818 sayılı (mülga) Borçlar Kanunu'nun 41 ve 47 nci maddeleri (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ncı maddeleri). 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamalar hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere kararın bozmaya uygun olmasına ve bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşen hususların inceleme olanağı bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 6100 sayılı HMK’nın 323/1-ğ maddesinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücretinin yargılama gideri olduğu, 326/2 nci maddesinde ise, davada taraflardan her birinin kısmen haklı çıkması halinde yargılama giderlerinin tarafların haklılık oranında paylaştırılacağı düzenlenmiştir. Mahkemece 2.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 06.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiş ve bu miktarın öncesinde kesinleştiği gerekçesiyle vekalet ücreti yönünden karar verilmediği belirtilmişse de söz konusu tazminat Dairenin ilk bozma kararı ile bozulmuş olup mahkeme son kararında takdir edilen manevi tazminat yönünden belirtilen kanun maddeleri gereği kabul ve ret oranı gözetilerek kendisini vekille temsil ettren taraflar yararına vekalet ücreti takdiri gerekmektedir. Karar tarihine göre uygulanması gereken Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 10/2 nci maddesinde, davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği düzenlenmiştir. Aynı şekilde 13/2 nci maddesi ile birlikte değerlendirme yapılarak hükmedilen ücretin kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceğinin de kabulü gerekir. Davacı vekili dava dilekçesinde 3.000,00TL manevi tazminatın davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davalı ... yönünden talep edilen manevi tazminatın 2.000,00 TL'lik kısmı kabul edilmiştir. Bu durumda mahkemece kabul edilen manevi tazminat miktarı olan 2.000,00 TL vekalet ücretinin davacı lehine, reddedilen manevi tazminat miktarı kadar olan 1.000,00 TL vekalet ücretinin de davalı ... lehine takdir edilmesi gerekirlen, sadece hükmün (3) numaralı bendinde davalı ... Çiçekli yönünden hükmedilen 10.000,00 TL'lik manevi tazminat miktarı Yargıtay bozma ilamı dışında kalarak kesinleştiği halde; hükmün (2) numaralı bendinde yer alan 2.000,00 TL miktarındaki manevi yönünden de vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki, bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Geçici madde 3" atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/son maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle taraf vekillerinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün 8. numaralı bendinin hükümden çıkartılarak yerine "Hükmedilen 2.000,00 TL manevi tazminat yönünden kabul ve ret miktarları dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince 2.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine; davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince reddedilen manevi tazminat üzerinden hesaplanan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı ...'ya verilmesine" şeklindeki ibarelerin eklenmesine ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/10538, K. 2024/3226, T. 15.04.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-10538-e-2024-3226-k-0942628f7cae