Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/10532 E. 2024/1349 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/10532
Karar No
2024/1349
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/140 E., 2023/239 K. DAVALILAR : 1- ... vekili Avukat ... 2. ... mirasçıları ..., ... DAVA TARİHİ : 04.07.2014 HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında görülen icra memurunun kusuru nedeniyle ödenen tazminatın rücuen tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...’nun icra müdürü, diğer davalının ise icra müdür yardımcısı olarak görev yaptığını, Şişli 2. İcra Müdürlüğünün 2002/13040 sayılı takip dosyasının borçlusu olan dava dışı ...ğ’a ait aracın vergi borcu nedeniyle Yakacık Vergi Müdürlüğü lehine iştirak haczi konulduğunu, araç satış bedelinden anılan kurumun payına düşen meblağın 21.06.2004 tarihinde ödenmesi gerekirken davalıların kusuruna bağlı olarak 13.11.2008 tarihinde ödendiğini, adı geçen takip borçlusunun fazladan ödemek zorunda kaldığı gecikme zammına ilişkin Şişli 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/582 Esas 2011/380 Karar sayılı dosyasında ikame ettiği davanın kabulüne karar verildiğini, söz konusu karar uyarınca İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün 2011/17051 takip sayılı dosyasında anılan takip borçlusuna ödeme yapıldığını belirterek ödenen 5.883,81 TL'nin ödeme tarihinden işletilecek yasal faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiğini, görev yaptığı dönemde icra dairelerinin çalışma koşulları ve personel yetersizliği dikkate alındığında kusur ve sorumluluğunun olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... davaya cevap vermemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 30.12.2015 tarihli ve 2014/350 Esas 2015/563 sayılı kararıyla; 02.07.2015 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak davalıların hizmet kusuru nedeniyle İcra ve İflas Kanunu'nun 5 inci maddesi kapsamında ödenen tazminattan sorumlu oldukları gerekçesi ile davanın kabulü ile 5.883.81 TL'nin ödeme tarihi olan 09.08.2012 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 03.04.2018 tarihli ve 2016/5084 Esas, 2018/2596 sayılı kararı ile "...Dava rücuen tazminat istemine ilişkin olup, zararın doğmasına neden olduğu iddia edilen davalılardan her biri, yalnızca kendi kusuruna isabet eden miktardan sorumludur. Rücuda teselsül olmaz ilkesi uyarınca, her bir davalının somut olaydaki kusur ve sorumluluk durumunun uzman bilirkişiden alınacak rapora göre belirlenmesinin ardından varılacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, hatalı bilirkişi raporu hükme esas alınarak davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuş olmaları doğru görülmemiştir. Ayrıca rücuya konu Şişli 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/582 Esas 2011/380 sayılı kararı, 17.04.2012 tarihinde kesinleşmesine karşın davacı kurum tarafından 09.08.2012 tarihinde icra dosyasına ödemenin yapıldığı, bu anlamda geç ödemenin davacı kurumun kendi kusurundan kaynaklandığı anlaşılmakla, anılan hükmün kesinleşmesinden sonra işlemiş faizin hükmedilen tazminattan indirilmesi gerekmektedir. Şu durumda, mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, eksik inceleme ile karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir." gerekçesi ile hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile zarardan davalı ...'nun %60, diğer davalının %20 oranında kusurlu olduğuna dair 06.01.2020 tarihli bilirkişi raporunun gerekçeli ve denetime uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı ... yönünden 3.455,36 TL, davalı ... yönünden 1.151,78 TL olmak üzere toplam 4.607,14 TL'nin ödeme tarihi olan 09.08.2012 tarihinden itibaren davalılardan ayrı ayrı alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Şişli 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/582 Esas 2011/380 sayılı kararının takibe konulması neticesinde İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün 2011/17051 takip sayılı dosyasında takip borçlusuna 5.883,81 TL ödeme yapıldığını, davalıların hizmet kusuru nedeniyle ödenen bu bedelin tamamından sorumlu olduklarını, kısmen kabule ilişkin verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporundaki kusur oranlarını kabul etmediklerini, 2006 yılında müvekkilinin yer değişikliği yapıldığının değerlendirilmediğini, derdest dosya sayısı dikkate alındığında davacı idarenin yeterli personel çalıştırmaması nedeniyle kusurlu olduğunu, müvekkilinin kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; icra memurunun kusuru nedeniyle 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 5 inci maddesi kapsamında ödenen tazminatın rücuen tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 5 inci maddesi. 3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ve davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ...'ya yükletilmesine, 492 sayılı Harçlar Yasası’nın 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/10532, K. 2024/1349, T. 08.02.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-10532-e-2024-1349-k-a3ff8ff4247a