Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/10449 E. 2025/8427 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/10449
- Karar No
- 2025/8427
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/415 E., 2023/1116 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı-borçlu ... hakkında ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile 1.000,000 TL'nin tahsili için takip yapıldığını, borçlunun mernis adresindeki evinde yapılan hacze ilişkin tutulan tutanakta hacze değer mal bulunamadığının belirtildiğini, hacizden sonra borçlu ...'ün davacı ...'den 31.01.2014 tarihinde trampa ile aldığı ... İli, ... İlçesi, ... Mah. 145 Ada, 17 Parselde adına kayıtlı bulunan taşınmaza devraldığı tarihin akabinde 20.02.2014 tarihinde ... lehine 5.000.000,00 TL bedelle değişken faizli ipotek tesis ederek kredi kullandığını, daha sonra 13.02.2015 tarihinde ipotekli olarak 148.000,00 TL bedelle davalı ...'a devrettiğini öğrendiklerini, davalı ...'ın da 22.09.2016 tarihinde aynı şartlarla aynı banka lehine ipotek tesis ettiğini, borçlu ...'ün iki yıl önce devrettiği taşınmazın ipoteği ile 2017 yılının Nisan ayına kadar kredi kullanmaya devam ettiğini, her iki davalının da müteahhitlik yapmakta olduğunu, aynı iş ve mesleki çevreden olup üçüncü şahıs durumundaki son malik ...'ın taşınmazı davalıdan devralırken davalı-borçlu ...'ün alacaklılarından mal kaçırmak amacını taşıdığını bilebilecek durumda olduğunu belirterek davalılar arasında dava konusu taşınmaza ilişkin 13.02.2017 tarihinde yapılan satış işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; senet metninde yazan adrese tebligat çıkartılmadığını ve takip alacaklısı tarafından başka bir adrese ödeme emri tebliğ ettirildiğini, bu durumun takip borçlusu ile takip alacaklısı arasında zımni bir işbirliğinin varlığını ortaya koyduğunu, aciz belgesinin gerçeğe uygun düzenlenmediğini, borcun doğum tarihinin tasarruf tarihinden önce olmadığını, takip konusu borcun muvazaalı olduğunu, gerçekte böyle bir borç olmadığını, taşınmaz üzerindeki ipotek borcunun ...'ün şirketi olan ...'nin borçlarını ödemek ve ipoteği kaldırmak için satış işleminden sonra 23.06.2016 tarihinde 2.310,705 TL olarak ... ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı ...; davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların dayandığı icra takiplerine konu edilen alacaklarının hangi ticari veya hukuki ilişkiye dayandığının tespiti açısından, davacıların bu konudaki delillerini ve ticari defterlerini sunması için bir aylık kesin süre verildiği, verilen süre içerisinde davacı vekilinin müvekkilinin tacir olmaması nedeniyle ticari defterlerinin bulunmadığını, ticari defterlerin sunulması için 3. kişi ...'e tebligat çıkartılmasını beyan ettiği, ...'e ticari defterleri sunması için çıkartılan tebligatın usulüne uygun tebliğ edildiği, verilen kesin süre içinde defterlerin sunulmadığı, davacı ve asıl borçlu arasında alacağın varlığını ispata yarar bilgi ve belge sunulamadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, usuli işlemlerin kanuna uygun şekilde yapılarak, aşamalarda ileri sürülen iddia ve cevapların denetimi sağlayacak biçimde eksiksiz sergilenip, hükme esas alınan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı ve davalı vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b,1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ispat yükünün, kambiyo senedine dayalı alacağın gerçek olmadığını iddia eden 3. kişi ...'a düştüğünü, senedin illetten mücerret olduğunu, davalı ...'ün ...'nin sahibi olduğunu, bu sebeple ticari defterlerinin ibrazı için uyarılı davetiye çıkarılması talebi sonucunda mahkemece davalıya çıkartılan uyarılı davetiyenin tebliğine rağmen davalının ticari defterlerini ibraz etmediğini, burada H.M.K. 222/5 "taraflardan biri tacir olmasa dahi tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir, ancak karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." hükmünün dikkate alınmadığını, davalı ... ile davacı arasında 31.01.2014 tarihli tapuda trampa sözleşmesi akdedildiğini, bir gün önce de davacıya 1.000.000,00 TL bedelli 30.01.2014 tanzim 05.01.2015 vade tarihli senet düzenlendiğini, davacı ile davalı ... arasında gerçek bir alacağın bulunduğunun gerek tapu kayıtları ile gerekse de tanık beyanları ile ispatlandığını, icra takip dosyasına borç olmadığı veya senedin geçerli olmadığı konusunda itiraz edilmediğini, davalı borçlunun menfi tespit davası açma hakkı bulunmasına rağmen herhangi bir menfi tespit davası açmadığını, ...'ün dava konusu taşınmazı devrettikten sonra 2 yıl boyunca (2017 yılının Nisan ayına kadar) kredi kullanmaya devam ettiğini, davalı tanıklarının her iki davalı arasında ticari ilişki olduğunu açıkça bildirdiğini, senet borçlusunun, müteahhit şirket sahibi olduğunu, ticari hayatın gereğine uygun davranarak senet düzenleyerek işlemleri tamamladığını, davacı ile asıl borçlu ... arasındaki taşınmaz trampa alışverişi ve eksik kalan bedele karşılık verilen senede dayalı icra takibinin hukuki bir ilişki olarak nitelendirilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Bu özelliği nedeniyle iptal davasının dinlenebilmesi için, öncelikle davacının borçludaki alacağının gerçek olması, tasarrufta bulunan kişinin de gerçekten borçlu olması gerekir. Bu nedenle iptal davasında davalı 3. kişi aciz belgesine bağlanan alacağın gerçekte olmadığını savunabilir ve ispat edebilir. İlk Derece Mahkemesince; davacıların dayandığı icra takiplerine konu edilen alacaklarının hangi ticari veya hukuki ilişkiye dayandığının tespiti açısından, davacıların bu konudaki delillerini ve ticari defterlerini sunması için bir aylık kesin süre verildiği, verilen süre içerisinde davacı vekilinin müvekkilinin tacir olmaması nedeniyle ticari defterlerinin bulunmadığını, ticari defterlerin sunulması için 3. kişi ...'e tebligat çıkartılmasını beyan ettiği, ...'e ticari defterleri sunması için çıkartılan tebligatın usulüne uygun tebliğ edildiği, verilen kesin süre içinde defterlerin sunulmadığı, davacı ve asıl borçlu arasında alacağın varlığını ispata yarar bilgi ve belge sunulamadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu sebebiyle reddine karar verilmişse de varılan sonuç, dosya kapsamına ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Davacının davalı borçlu ...'ten olan alacağına dair hakkında başlattığı ... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasında takip dayanağı olarak 31.01.2014 düzenleme ve 05.01.2015 vade tarihli 1.000.000,00 TL bedelli bono sunulduğu, ödeme emrinin 26.05.2017 tarihinde tebliğ edildiği, takibin itiraz edilmeden kesinleştiği ve hacizler yapıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu alacağın ise, davacı ile davalı borçlu arasında yapılan taşınmaz trampasındaki bedel farkından kaynaklandığı belirtilmiştir. Dosya kapsamında yer alan 31.01.2014 tarihli resmi tapu devir senedinin incelenmesinde; davacı ...'ye ait 6 adet taşınmaz ile davalı borçlu ...'e ait 1 adet taşınmazın trampa edildiği, trampa edilirken bedel farkı gözetmeksizin, aradaki bedel farkı alınarak ibarelerinin resmi tapu devir senedine yazıldığı tespit edilmiştir. Bu durumda, icra takibine konu edilen ve davalı ... tarafından davacı ... lehine trampa tarihiyle aynı gün düzenlenen bononun trampa sonucu oluşan bedel farkı nedeniyle düzenlendiği ve böylece davacının icra takibine konu alacağının gerçek olduğu anlaşılmış olup, alacağın gerçek olduğunun kabulü ile esasa girilmesi, İİK 277 ve devamı maddelerinin tartışılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince yazılı olduğu üzere hüküm tesisi doğru görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.