Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/10385 E. 2025/13210 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/10385
- Karar No
- 2025/13210
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/1427-2023/1198
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 19.05.2022 tarihinde davacı ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın tüm trafik kurallarına uygun şekilde seyir ederken sürücü ... sevk ve idaresindeki 34... plakalı araç ile çarpışarak maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın oluşumunda 34... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ın hız sınırını aştığını, kontrolsüzce yola girdiğini, davalının kaza esnasında alkollü olduğunu, 25.05.2022 tarihinde tebliğ olan kaza tespit tutanağında davacının ters yön istikametinde seyir halinde olması sebep gösterilerek ...'ın “KTK 46/2-H” kuralını, ...'ın ise "KTK 52/1A" kuralını ihlal edildiği belirtilerek kusurun iki tarafa birden yüklendiğini açıklamış, davaya konu kaza tespit tutanağındaki kusur oranlarının maddi gerçeği yansıtmadığını belirterek kazada davacının herhangi bir kusurunun olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın trafik kaza zaptına itiraz mahiyetinde değişik iş dosyası olması gerektiğini, trafik kaza tespit tutanağına yapılacak itirazlarda sulh ceza mahkemelerinin görevli olduğunu belirterek usule ilişkin olarak görev itirazında bulunmuş, esasa ilişkin olarak müvekkilinin alkol oranının yasal sınırın biraz üzerinde olduğunu fakat alkollü olması ile kazanın oluşumu arasında illiyet bağı kurulamayacağını, müvekkilinin hız sınırını aşarak davacının arabasının önüne çıktığı iddiasının gerçek olmadığını, davalının hız sınırının üstünde olmadığını, olsaydı davacının aracının önünden kaçabilme imkanı olacağını, davacının ters yoldan gelerek müvekkilinin kullandığı araca sağ yandan çarptığını, olayın arkadan çarpma ile aynı nitelikte olduğunu beyan etmiş, müvekkilinin yeşil kart sigortasından hasarlarının %75'ini tahsil ettiğini belirterek kazada müvekkilinin kusursuz olduğunun tespitini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dilekçesi içeriğine göre trafik ceza tutanağındaki kusur oranlarının gerçeği yansıtmadığı ileri sürülerek davacının kusurunun bulunmadığının tespitine yönelik talepte bulunulduğu, tespiti talep edilen kusur oranının eda davası açılması durumunda ön sorun niteliğinde inceleneceği, davacının dilekçede ileri sürülen iddialara dayalı olarak kusur oranlarıyla ilgili menfi tespit talebi yönünden hukuki yararı bulunmadığının değerlendirildiği, HMK 115/2 maddesine göre dava şartı noksanlığının mahkemece tespiti halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle HMK 115/2 maddesine göre dava şartı yönünden davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; gerçeğe aykırı şekilde hazırlanan trafik kazası tespit tutanağına itirazla birlikte kusur oranının yeniden tespiti talebinde müvekkilinin hukuki yararının bulunduğunu, eda davası açılması halinde, müvekkilinin uzayan yargılama süreci sonunda icra yoluna başvuracağını, ancak bunun yerine müvekkilinin araç değer kaybı başvurusu yaparak zararını 15 gün içerisinde temin edebileceğini, müvekkilinin uğradığı zararı talep etme niyeti olmaksızın, özel yahut psikolojik sebeplerden ötürü kazada kusurunun olmadığını tespit ettirmesi belki de müvekkilinin nihai amacı olup, tespit hakkının elinden alındığını, müvekkilinin uğradığı zararın tutarının düşük olması durumunda dahi kazada kusurlu olması sebebiyle sonraki yıllarda ödeyeceği sigorta priminin yükseleceğini, kaza nedeniyle uğradığı ufak zararın peşinde olmasa da ileride ödenecek sigorta primlerini düşünerek tespit davası açmayı tercih ettiğini, müvekkilinin kimin ne kadar kusurlu olduğunu bilmesinin, haklarını talep etmesinde ve haklarına ulaşmasında zorunlu olduğunu belirtmiştir.
B. Gerekçe Uyuşmazlık, kaza tespit tutanağında yer alan kusur dağılımının hatalı olduğu iddiasına dayalı olarak davacının kusursuz olduğunun tespiti talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.