Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/9853 E. 2023/8949 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/9853
- Karar No
- 2023/8949
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/360 E. -2022/148 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında geçmişe dayalı arazi ihtilafı bulunduğunu, bu nedenle davalı ... ve ailesinin daha önce müvekkilini değişik yollarla tehdit ettiklerini, 11.07.2008 tarihinde ise davacıya iş dönüşü sopa ve satırlarla saldırdıklarını, ceza yargılaması sonucunda davalıların mahkumiyetine karar verildiğini, olay öncesinde hayvancılıkla uğraşan ve ailesinin geçimini sağlayan davacının tedavi süreci boyunca çalışamadığını, darp eylemi sonucunda sol elinde maluliyet oluştuğunu, aylarca tedavi gördüğünü ve halen şifa bulamadığını belirterek uğranılan maddi ve manevi zararlarının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; 12.06.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 98.567,23 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı nedeniyle ve esastan reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 03.11.2015 tarih ve 2011/34 Esas, 2015/371Karar sayılı kararıyla; İstanbul Adli Tıp Kurumunca düzenlenen 30.10.2013 tarih 11566 sayılı raporda davacının % 59 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin 11.07.2008 tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceği, bu süre zarfında mesleğini icra edemeyeceği, tıp kurumunun raporu doğrultusunda davacının uğramış olduğu sürekli ve geçici iş göremezlik zararırın saptanması için dosya aktüerya bilirkişisisne tevdi edilmiş 18.08.2014 tarihli rapora göre davacının toplam maddi zarararının 83.308,68 TL olduğu, gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 83.308,68 TL maddi tazminatın ve 40.000,00 TL manevi tazminatın 11.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve mütelsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 06.06.2018 tarih ve 2019/941 Esas, 2020/1662 Karar sayılı ilamıyla, "...Bir davada mahkemenin veya tarafların yapmış oldukları bir usul işlemi nedeniyle taraflardan biri lehine, dolayısıyla diğeri aleyhine doğan ve gözetilmesi zorunlu olan hakka, usuli kazanılmış hak denilir. Şu halde; davacı vekili Düzce Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen % 43 oranındaki meslekte kazanma gücü kaybına itiraz etmediğine ve davalı vekilinin itirazı üzerine İstanbul Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor alındığına göre ilk rapor yönünden davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Mahkemece bu durum gözetilmeksizin davalının usulü kazanılmış hakkını ihlal eder şekilde tazminat kapsamı belirlenmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir ..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma ilamı doğrultusunda yaptırılan aktüerya bilirkişi incelemesine göre davacı tarafça itiraz edilmemesi nedeniyle davalı lehine usuli kazanılmış hak doğuran % 43'lük maluliyet oranını tespit eden rapora göre davacının 196.332,93 TL zararının bulunduğu, bunun birlikte verilen ilk kararın sadece davalı tarafça temyiz edildiği ve davalı lehine bozulduğu, bu açıdan yeni verilecek kararda davalı aleyhine hüküm tesis edilemeyeceği anlaşıldığından bozulmasına karar verilen karardaki maddi tazminata hükmetmek gerektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 84.308,63 TL maddi tazminatın olay tarihi 11.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 11.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, bozmanın maluliyet oranı konusunda bir bozma olduğunu, % 59 değil % 43 olarak uygulanması gerektiğini belirttiğini, bozma ilamından sonra yapılması gerekenin önceki raporda bu orana göre hesap yapılması olduğunu, manevi tazminatın yüksek belirlendiğini kararın bu haliyle usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; kasten yaralama sonucu oluşan maluliyet nedeniyle sürekli iş göremezlik ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı (mülga) Borçlar Kanunun 41, 46 ve 47 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve bozmaya uygun karar verilmiş olmasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Usulî kazanılmış hak kurumu, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan ... ifade etmektedir. 1086 sayılı HUMK'nun yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve ... bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş bulunması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesinin usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de bu ilkenin uygulanma gerekliliği HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir. Yargıtay'ın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca ve bozma kapsamına uygun şekilde işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usulî kazanılmış hak” ya da “usulî müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.02.1998 tarih, 1987/2-520 Esas ve 1988/89 Karar sayılı ilâmında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usulî kazanılmış hak denilmektedir...” şeklinde tanımlanmaktadır. Somut davada; mahkemenin ilk hükmünü temyiz etmeyen davacı lehine olacak biçimde, asgari ücrette gerçekleşen artışın kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle uygulanmasıyla yeniden hesap yaptırılıp tazminatın ilk hükümdeki miktarı dahi aşacak biçimde belirlenmesinin, davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hakları ihlal edeceği (HGK'nun 18.02.2020 tarih, 2016/21-817 Esas ve 2020/167 Karar sayılı ilamı da bu yönde) hususu dikkate alındığında, mahkemece davacıda oluşan maluliyet oranını %43 esas alarak ve 18.08.2014 tarihli rapordaki diğer verilere göre hesaplama yapılan 31.01.2022 tarihli ek raporun hükme dayanak alınarak karar verilmesi gerekirken, bozma sonrası alınan 03.03.2021 tarihli ek rapora dayanılarak davalının usulî kazanılmış hakkını ihlal eder şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılara iadesine, Dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 11.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.