Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/8699 E. 2023/7222 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/8699
- Karar No
- 2023/7222
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/37 E., 2022/332 K. BİRLEŞEN DAVA: MAHKEMESİ : Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/617 -2018/245 HÜKÜM/KARAR : Asıl ve Birleşen Davaların Kısmen Kabulü Birleşen Davada Davalı vekili Taraflar arasında görülen maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili ile birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.. Belli edilen gün ve saatte asıl ve birleşen davada davacı vekili Av. ... ile birleşen davada davalı ... vekili Av. ... ve asıl davada davalı ...... vekili Av. ... geldiler. Tarafların vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 30.05.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davacı ... ...'ın babasının idaresindeki aracın 27.06.2003 tarihinde içinde ..., annesi ve iki kardeşi olduğu halde hemzemin geçitte trenin çarpması ile gerçekleşen kaza sonucunda davacının babası, annesi ve iki kardeşinin hayatlarını kaybettiklerini, gerek olay yeri kaza tespit tutanaklarında, gerekse 28.06.2003 tarihli trafik bilirkişi inceleme raporunda kazanın meydana geldiği hemzemin geçitte bulunan ışıklı trafik işaretlerinin ve kontrollü geçiş sağlayan bariyerlerin arızalı olduğunu ve çalışmayan ışıklı trafik işareti nedeniyle kontrolsüz hemzemin geçit haline dönüştüğünü belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve davalı ... şirketinin poliçe miktarı ile sınırlı kalmak kaydıyla toplam 23.000,00 TL manevi tazminatın, 5.000,00 TL destekten yoksun kalma zararının ve kaza nedeniyle araçta oluşan 17.500,00 TL zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; 08.04.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile destekten yoksun kalma tazminatı yönünden talebini 45.000,00 TL'ye yükseltmiştir. 2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; aynı kaza ile ilgili olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin vasisi olduğu ...'ın anne ve babasının her biri için ayrı ayrı 7.500,00 TL toplam 15.000,00 TL ve kardeşlerinin her biri için ayrı ayrı 4.000,00 TL toplam 8.000,00 TL, neticeten 23.000,00 TL manevi tazminatın ve 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza nedeniyle araçta oluşan 17.500,00 TL hasar bedeli olmak üzere toplam 22.500,00 TL maddi tazminatın davalı Belediyeden tahsilini talep etmiş; destekten yoksun kalma tazminat talebini Daire bozması sonrası ibraz ettiği dilekçe ile 133.748,58 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP 1.Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; poliçe limit ile sınırlı sorumlu olduklarını, kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağını, gerçek zararın ve kusur oranlarının tespiti gerektiğini, sigorta şirketinden manevi tazminat talep edilemeyeceğini, temerrüde düşmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; husumet ve görev itirazında bulunduklarını, kazaya sebebiyet verenin davacının babası olduğunu, olayda idarenin herhangi bir kusurunun söz konusu olmadığını, kaza tespit tutanağında müvekkili idareye kusur izafe edilmiş ise de idarenin kusursuz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 22.02.2010 tarihli ve 2004/103 Esas, 2010/14 Karar sayılı kararı ile; davalı ... ve sigorta şirketi aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalı TCDD Genel Müdürlüğü hakkında da daha önce tefrik kararı verilerek dosyasının idari yargıya gönderilmesi nedeni ile bu davalı hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 22.06.2012 tarihli ve 2011/13026 Esas, 2012/8223 Karar sayılı kararı ile; "Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda, kazanın meydana gelmesinde davalı ... başkanlığının % 75 oranında kusurlu olduğu bildirildiği, hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar yönünden idare aleyhine açılacak tam yargı davasının idari yargı yerinde açılması gerekli olduğu, mahkemece, hizmet kusurundan kaynaklanan hasar nedeniyle davalı ... hakkındaki açılan dava yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerektiği; davacıların, davalı ZMSS karşısında zarar gören 3.kişi konumunda olduğu, desteğin kusurunun davacılara yansımasından söz edilmesinin de mümkün olmadığı, bu halde davacılar davalı ZMSS'den destekten yoksun kalma tazminatı talep edebileceklerinden işin esasına girilerek toplanacak delillere ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği" gerekçesiyle karar bozulmuş; davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 13.12.2012 tarihli ve 2012/14486 Esas, 2012/14038 Karar sayılı ilamı ile reddedilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 27.05.2014 tarihli ve 2013/38 Esas, 2014/345 Karar sayılı kararı ile; 45.000,00 TL maddi tazminatın davalı ... şirketinin poliçedeki limit ile sorumlu olmak kaydıyla dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin sigorta poliçe kapsamında kalmadığından reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 03.10.2017 tarihli ve 2015/2119 Esas, 2017/8509 Karar sayılı kararı ile; "Davacı vekilinin, dava dilekçesi ile araç hasarı nedeniyle 17.500,00 TL istediğini, buna rağmen, mahkemece davacı vekilinin araç hasarına yönelik talebi hakkında müsbet ve menfi bir karar verilmemiş olmasının doğru olmadığı" gerekçesiyle karar bozulmuştur. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl dava yönünden (Konya 6. İcra Müdürlüğünün 2014/5906 Esas sayılı dosyasındaki tahsilat ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile) davanın davalı ... yönünden kısmen kabulü ile 45.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden (poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile) alınarak davacı tarafa verilmesine, birleşen dava yönünden davanın davalı ... yönünden kısmen kabulü ile 133.748,58 TL destekten yoksun kalma tazminatının haksız fiil tarihi olan 27.06.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı belediyeden alınarak davacı tarafa verilmesine, annesi için 10.000,00 TL, babası için 10.000,00 TL, her bir kardeşi için 5.000,00'er TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 27.06.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı belediyeden alınarak davacıya verilmesine, araç hasar bedeli için 13.125,00 TL nin haksız fiil tarihi olan 27.06.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı belediyeden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davacı vekili ile birleşen davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Asıl ve birleşen davada davacı vekili; hükmedilen manevi tazminat tutarının çok düşük olduğunu, mahkemece birleşen davada yargılama giderlerine dair olumlu veya olumsuz bir karar verilmediğini, usul kanunu gereği davacı tarafça karşılanan yargılama giderlerinin gerekçede hem kalem kalem gösterilmesi hem de davada haksız çıkan davalı yana kabul/red oranı üzerinden yükletilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Birleşen davada davalı vekili; davacı tarafın taleplerini genişlettiğini, görevsizlik kararı verilen dosyada ne talep etmişse burada da aynısını isteyebilecekken muvafakatleri olmadığı halde taleplerini genişlettiklerini, davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davalı idarenin kusuru bulunmadığını, bilirkişi raporunda esas alınan gelir durumuna ilişkin verilerin maddi gerçekliğe aykırı olup hesap bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, talep edilen manevi tazminat miktarlarına bakıldığında mahkemece davacı tarafın manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen reddedilen miktar yönünden müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin yerinde olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenlerin desteğinden yoksun kalanın açtığı destekten yoksun kalma tazminatı, manevi tazminat ve araç hasarı talebine ilişkindir 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 85, 90, 91 ve 92 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 ve 56 ıncı maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre asıl ve birleşen davacı vekili ile birleşen davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Mahkemece davacı tarafından açılan davalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunması nedeniyle birleştirilmesine karar verilmiş ve buna göre hüküm kurulmuş ise de, 1086 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesi uyarınca, birleştirilen dava dosyaları bağımsızlıklarını koruyacağından yargılama giderlerinin her dava için ayrı ayrı belirlenmesi gerekir. Birleştirilen davada yargılama giderleri birleştirilen bu dava için ayrı olarak belirtilmeden hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir. 3. Birleşen davada davalı ..., hakkında ilk açılan davada zamanaşımı definde bulunmamış; ancak, davacı tarafın eksik harç ikmal ederek bozma sonrası verdiği beyan dilekçesine karşı (mahkemenin ıslah olarak değerlendirdiği); davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davaya konu tazminat talebinin 27.06.2003 tarihinde meydana gelen trafik kazasına dayalı olduğunu, 2918 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinde “Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.” denildiğini, davacının taleplerini artırdığı ve harcın ikmalini talep ettiği (yapılan usul işleminin hukuka aykırı olduğunu yineleyerek) tarih itibariyle dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını belirterek zamanaşımı definde bulunmuştur. Mahkemece, birleşen davada ıslah ile artırılan miktara karşı ileri sürülen zamanaşımı defi hususunda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın bilirkişi raporunda tespit edilen bedelin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. O halde; mahkemece, birleşen davada davalı ... vekilinin ıslah edilen miktar yönünden zamanaşımı definin ilgili yasa maddeleri kapsamında değerlendirilerek bu hususta olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken gerekçede tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 4. Her davada ıslahın bir defa yapılabileceği, temyize konu dosyada davacı tarafça ilk ıslahın 08.04.2014 tarihinde yapıldığı, bu tarih itibari ile davalı belediyenin yargılamada yer almadığı, zira davalı ... hakkında 11.06.2013 tarihli ara kararı ile tefrik kararı verildiği, yine davacı tarafın davalı ... hakkındaki dosyanın asıl dava ile birleştirilmesine karar verilmesinden sonra davacı tarafın "Davanın Esası ve Harç İkmali Hakkında Beyanlarımızın İbrazıdır." konulu 11.06.2021 tarihinde UYAP sisteminden gönderdiği dilekçe ile 133.748,58 TL destekten yoksun kalma tazminatı, 11.000,00 TL araç hasar bedeli, kazada vefat eden davacının babası yönünden 25.000,00 TL, kazada vefat eden davacının annesi yönünden 25.000,00 TL, kazada vefat eden davacının her bir kardeşi yönünden 10.000,00 TL olmak üzere 20.000,00 TL manevi tazminatın toplamda neticeten 70.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareden tahsilini talep ettiği anlaşılmıştır. Davacı taraf ilk açılan davada 17.500,00 TL araç hasarı bedeli talep etmişken; Daire bozması sonrasında 11.06.2021 tarihinde UYAP sisteminden gönderdiği dilekçe ile bu konuda talep daraltımı yaparak 11.000,00 TL araç hasarı bedeli talep etmiştir. Mahkemece bu husus gözetilmeyerek talep aşılacak şekilde ilk davada talep edilden 17.500,00 TL tutarın davalı belediyenin %75 kusuruna tekabül eden 13.125,00 TL araç hasar bedeli tazminatına karar verilmesi doğru görülmemiştir. 5. Manevi tazminatın zararlandırıcı bir olay nedeniyle ancak bir defa istenebileceği, bu tazminat türünün bir gereğidir. Diğer bir anlatımla hukuk sisteminde manevi tazminatın bölünmezliği kabul edilmiş bulunmaktadır. Somut olayda, davacı vekili ilk açılan davada müvekkilinin vasisi olduğu ...'ın anne ve babasının her biri için ayrı ayrı 7.500,00 TL toplam 15.000,00 TL ve kardeşlerinin her biri için ayrı ayrı 4.000,00 TL toplam 8.000,00 TL neticeten 23.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiş; Daire bozması sonrasında 11.06.2021 tarihinde UYAP sisteminden gönderdiği dilekçe ile bu konudaki taleplerini genişleterek kazada vefat eden davacının babası yönünden 25.000,00 TL, kazada vefat eden davacının annesi yönünden 25.000,00 TL, kazada vefat eden davacının her bir kardeşi yönünden 10.000,00 TL olmak üzere 20.000,00 TL manevi tazminatın toplamda 70.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareden tahsilini talep etmiştir. Manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesi gereğince manevi zarar karşılığı olarak istenebilecek manevi tazminat bölünerek istenemeyeceğinden ve uğranılan manevi zararın ilk açılan davada neticeten 23.000,00 TL olarak istenildiği belirtildiğinden, artık aynı olay nedeniyle 23.000,00 TL dışında manevi tazminat istenemez. Bu nedenle mahkemece, bu husus gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp hükmün bozulması gerekmiştir. 6. Bozma neden ve şekline göre birleşen davalı vekilinin manevi tazminat vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle asıl ve birleşen davada davacı vekili ile birleşen davada davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin; (3), (4) ve (5) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, 3. Değerlendirme bölümünün (6) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle birleşen davada davalı vekilinin manevi tazminat vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 8.400,00 TL vekalet ücretinin asıl birleşen davanın davacısından alınarak duruşmada vekille temsil olunan asıl davanın davalısına ve birleşen davanın davalısına verilmesine, 8.400,00 TL vekalet ücretinin asıl davanın davalısından ve birleşen davanın davalısından alınarak duruşmada vekille temsil olunan asıl ve birleşen davanın davacısına verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde asıl ve birleşen davada davacı ile birleşen davada davalıya iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 30.05.2023 tarihinde Üye ...'ın karşı oy ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/617 esas sırasındaki davanın evvelce Konya Büyükşehir Belediyesi ve TCDD Genel Müdürlüğü ile birlikte sigorta şirketi aleyhine açıldığı, yargılama sonucunda verilen 22/10/2010 tarih ve 2004/103-2010/14 sayılı kararın davacı vekilince temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 26/06/2012 tarih ve 2011/13026-2012/8223 sayılı kararıyla davalı ... Belediyesi yönünden yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden bahisle bozulduğu, bozmaya uyularak davalı ... aleyhine açılan dava hakkında görevsizlik kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği, bunun üzerine davacı tarafça 70.000,00 TL manevi tazminata; 133.748,58 TL destekten yoksun kalma tazminatına ve 11.000,00 TL araç hasarından kaynaklı maddi tazminata hükmedilmesi isteğiyle İdare Mahkemesinde dava açıldığı, anılan mahkemece de karşı görevsizlik kararı verilmesi üzerine olumsuz yargı yolu uyuşmazlığının giderilmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği, Uyuşmazlık Mahkemesinin 14.07.2014 tarih 2014/704-2014/762 sayılı kararı ile görevli yargı yerinin adli yargı olduğuna karar verildiği, Uyuşmazlık Mahkemesi kararı üzerine davacının talebine ilişkin davanın Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/617 Esas sırasına kaydedildiği, bilahare davalı sigortaya yönelik davanın devam ettiği aynı mahkemenin 2018/37 Esas sırasındaki dava ile birleştirildiği anlaşılmaktadır. Davanın usulden reddi sonrasında yeni bir dava dilekçesi hazırlanmak suretiyle başka bir dava açılmış ise bu dava yeni bir dava niteliğindedir ve usulden reddedilen davanın devamı niteliğinde değildir. Somut olayda; davacı yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle usulden reddedilen ve kesinleşen dava sonrasında idare mahkemesinde açtığı davada aynı olaya ilişkin olarak farklı miktarlarda manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de bu dava adli yargıda açılan davanın devamı niteliğinde olmayıp yeni ve farklı bir dava olduğundan davacının manevi tazminata ilişkin talebinde değişiklik yapması önünde herhangi bir engel yoktur. Manevi tazminatın bölünmezliği ve tekliği ilkesinden kasıt manevi tazminatın belirsiz alacak davasına ve kısmi davaya konu edilememesi, dolayısıyla dava başında belirtilen manevi zararın sonradan belirli hale getirme dilekçesiyle veya ıslahla arttırılamaması ve bu kabulün doğal sonucu olarak ek dava açılamamasıdır. Uyuşmazlık Mahkemesi kararından sonra davaya adli yargıda devam edilmesi de devam edilen davanın daha önce yine adli yargı tarafından usulden reddedilen ve kesinleşen davanın devamı olmadığı gerçeğini değiştirmez. Uyuşmazlık Mahkemesi kararı sonrası adli yargıda görülen dava yine adli yargıda açılan ve usulden reddedilen davanın değil bilakis idari yargıda açılıp usulden reddedilen davanın devamı niteliğindedir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2008 tarihli ve 21-140/205 sayılı kararında da idare mahkemesinin görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine süresi içinde adli yargıda açılan davanın idari yargıda açılan davanın devamı niteliğinde olduğu içtihat edilmiştir. Açıklanan sebeplerle eldeki davada manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesini ihlal eden bir durum olmadığını düşündüğümden sayın çoğunluğun bozma kararının 5. bendindeki düşüncesine katılamıyorum.