Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/787 E. 2024/8015 K. – Sebepsiz Zenginle

Konu: Sebepsiz Zenginleşmeden Kaynaklanan Alacak

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/787
Karar No
2024/8015
Karar Tarihi
Konu
Sebepsiz Zenginleşmeden Kaynaklanan Alacak

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1490 E., 2021/2736 K. DAVA TARİHİ : 07.10.2016 HÜKÜM/KARAR : Davanın reddine/İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/397 E., 2019/102 K. Taraflar arasındaki sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Türkiye'de ikamet eden bir Suriye Vatandaşı olduğunu, davacının ilk olarak 15.07.2012 tarihinde Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Polikliniği'ne acil hasta olarak kabul edildiğini ve 29.01.2014 tarihine kadar hastanenin çeşitli bölümlerinde tedavi edildiğini, kendisinden hiçbir hukuki dayanağı olmaksızın tedavi ücretlerinin tahsil edildiğini ve talep edilen ücretleri kendisinin ödemek zorunda kaldığını, geçiçi korumu altındaki Suriye vatandaşlarına Üniversite-Özel Hastane tarafından Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) hükümlerince hizmet verildiğini, hizmet bedelinin sevk eden sağlık tesisine fatura edilmesi gerektiğini, davalı hastanenin ise Genelge hükümlerine aykırı olarak davacıdan tahsilat yaptığını iddia ederek davacıdan sebepsiz yere tahsil edilen meblağın tespiti ile fazlaya dair haklarının saklı kalması kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; görevli mahkemenin İdare Mahkemeleri olduğunu ve davanın usulden reddinin gerektiğini, son ödeme günü olan 29.01.2014 tarihinden bu yana iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının Türkiye'de ikamet eden bir Suriye Vatandaşı olduğunu, Türkiye'de ikamet eden yabancı ülke vatandaşlarının geçici koruma altında olmadığını, davacının davalı hastaneye başvurduğu dönemde geçici kimlik numarası ve kimliğinin bulunmadığını ve sığınmacı sıfatının da mevcut olmadığını, bu sebeple davacının Suriyeli sığınmacılar ile aynı statüde olmadığını savunarak davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 14.03.2019 tarihli ve 2016/397 Esas, 2019/102 Karar sayılı kararıyla; tarafların iddia ve savunmalarına, toplanan delillere göre "...Davacı dava konusu yapılan 308.159,78 TL tedavi giderini ödeyecek kadar varlıklı bir kişidir. Bu kişinin tedavisinin acil bir sağlık sebebine dayanarak yapılmadığı, rahatsızlığının acil hal kapsamına girmediği belirlenmiştir. Tedaviyi yapan hastane, taban tedavi fiyatlarını esas alarak hastasından ücret isteyebilecek bir kuruluştur. Davacı hastaneye başvurduğunda koruma altındaki bir Suriye vatandaşı olduğunu hastaneye bildirmemiş, geçici kimlik belgesini sunmamıştır. Böyle bir belgenin sunulması halinde hastanenin, hastayı SUT hükümleri gereğince tedavi görebileceği bir hastaneye yönlendirmesi söz konusu olabilecektir. Hastane tedavisini yaptığı hastanın tedavi bedelini almıştır. Sebepsiz zenginleşmesi söz konusu değildir. Davacının geçici koruma statüsüne sahip Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olarak tedavi giderlerinin İstanbul Valiliği, Göç İdaresi Başkanlığı veya AFAD tarafından karşılanması gerektiği şekilde bir iddiası var ise bu iddiasını adı geçen idarelere yöneltmesi gereklidir. Davalı üniversite tedavisini gördüğü hastadan serbest piyasa rayiçlerine göre tedavi bedelini tahsil etmiştir. Tarafların karşılıklı rızası ve sözleşmesi söz konusudur. Üniversite hastanesinin yaptığı tedavi nedeniyle aldığı bir hizmet bedeli söz konusudur. Sebepsiz zenginleşme söz konusu olmadığından davanın reddine karar verilmesi gereklidir..." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkeme karar gerekçesinin yerinde olmadığını, davacının varlıklı olmadığını, davalının aldığı tedavi giderinin ise toplanan paralarla ödendiğini, kanunların herkese eşit uygulanması gerektiğini, davacının Türkiye'ye geçici koruma statüsünde geldiği ve SUT kapsamında olduğu davacının geçici koruma statüsünde olduğunun en güzel ispatının İstanbul Valiliği tarafından ödenen iki adet fatura olduğunu, davalı tarafın kayıtlarında davacının kurumunun "AFAD Suriyeli Hastalar" olarak yazıldığının bilirkişi raporu ile sabit olduğu, davalı hastanenin davacının statüsünü bilmesine rağmen davacı için AFAD'a müracaat etmediğini, davacının Hatay İl Afet Acil Durum Müdürlüğü tarafından tedavi amacıyla yurda getirildiği, geçici koruma statüsüne sahip Suriye vatandaşı olduğu, yurda giriş yaptığı 23.06.2012 tarihinde geçici koruma kimlik belgesinin henüz yürürlüğe girmediğini, beyana göre işlem yapıldığını, davalı hastanenin kayıtlarında da Suriyeli hasta olarak görünen davacının faturalarının Valiliğe fatura edilmesi gerekirken fatura edilmediğini, mevzuat gereği geçici koruma altına alınan Suriyeli misafirlerin tedavi giderlerinin SUT kapsamında fiyatlandırılarak faturalandırılması gerekirken buna uyulmadığını, davacıdan 261.000,00 TL fazla tahsil edildiği ve davalı hastanenin sebepsiz yere zenginleştiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Alınan bilirkişi heyet raporundaki tedavi giderinin davacıya iadesinin gerekmediği yönündeki belirlemelere yönelik bilirkişi tespitleri taraf,mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bulunmuştur. Dava konusu tedavi işlemleri zamanında davacının geçici koruma statüsünde olmadığı, geçici koruma statüsüne ilişkin davalı tarafa belge sunmadığı hatta Türkiye'ye göçle değil pasaportla giriş yaptığı gözetilerek, davalı hastanenin gerekli tedavi giderlerini ilgili mevzuat gereği davacıdan tahsil etmesinde hukuka aykırılık görülmediğinden, davanın davacı tarafça ispatlanamadığı anlaşılmıştır..." gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının Suriye' de yaralandığını, ilk olarak Suriye' de ameliyata alındığını, ardından 23.06.2012 tarihinde Mustafa Kemal Üniversitesi Uygulama Araştırma Hastanesi acil servisine getirildiğini, gerekli operasyonların yapıldığını ve ardından davalı hastaneye giriş yaptığını, tedavilerinin 29.01.2014 tarihine kadar sürdüğünü, davacının Türkiye' ye geçici koruma statüsünde giriş yaptığını, davacının geçici koruma statüsünde olduğunun kanıtının davalı hastaneye iki adet tedaviye ilişkin faturanın valilik tarafından ödenmesi olduğunu, söz konusu ödemelerin geçici koruma belgesi verilmeden önceki tedavilere ilişkin olmasına ve acil tedavi de olmamasına rağmen Valilikçe yapılmasının davacının geçici koruma belgesi sunulmadan öncede bu statüde olduğunu ve tedavi giderlerinin AFAD'dan istenmesi halinde ödeneceğini gösterdiğini, davalı hastanenin Valilikten talep edebileceği miktarın SUT hükümleri çerçevesinde 47.130,00 TL olduğunu bu nedenle davalı hastanenin müvekkilinden tedavi giderlerini 308.159,78 TL olarak tahsil etme yoluna gittiğini, söz konusu meblağın haksız tahsil edildiğini, Suriyeli misafirin acil durumda ülkeye girişi ve sağlık merkezine başvurusu halinde Valiliklere bildirilmesi ve tedavi giderlerinin Valiliğe faturalandırılması gerektiğini, Suriyeli misafirlerin tedavi giderlerinin SUT fiyatlarını aşamayacağına ilişkin genelge bulunduğunu, davalı kurumun bu şekilde hareket etmeyerek tedavi giderlerini SUT fiyatlarını da aşar şekilde faturalandırarak müvekkilinden tahsil ettiğini, davacının acil durumda hastaneye başvurduğunu, kaldi ki acil durum olmasa bile valiliğin tedavi faturalarını ödediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ... hastanesinin davacı Suriye vatandaşının tedavisi nedeniyle faturalandırdığı tedavi giderlerinin davacıdan tahsil edilip edilemeyeceği, davacının ödediği tedavi giderini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyip isteyemeyeceğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77 ve devamı maddeleri, Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği, 22.10.2014 tarihli Geçici Koruma Yönetmeliği 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/787, K. 2024/8015, T. 23.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-787-e-2024-8015-k-2f0fd6809db0