Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/7464 E. 2024/1110 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/7464
- Karar No
- 2024/1110
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/114 E., 2021/246 K. DAVALILAR : 1. ... vekili Avukat ... 2. Altınsoy Otomotiv Nak. ve Yapı Malz. San. Tic. Ltd. Şti. DAVA TARİHİ : 12.07.2010 HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü Taraflar arasında görülen rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davacıya Maksimum Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan aracın sigortalı ... tarafından 19.04.2007 günü aracın davalılara satılmak üzere teslim edildiğini, sigortalı aracın davalıların zilliyetinde iken 23.04.2007 tarihinde çalındığını, olayın davalıların kendilerine teslim edilen aracın anahtarlarını iş yerinde kapalı ve kilitli bir yerde muhafaza etmeleri gerekirken herhangi bir önlem almaksızın iş yerinde bulunan dava dışı kişiye vermesi nedeni ile meydana geldiğini, dava dışı sigortalıya...2. İcra Müdürlüğü'nün 2010/2484 sayılı dosyası kapsamında ödenen 59.445,00 TL'nin davalılardan tahsili gerektiğini belirterek 59.445,00 TL'nin 18.06.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin ikinci el otomobil alım satım işini yaptığını, davaya konu aracın üçüncü kişilere satılmak üzere 19.04.2007 tarihinde dava dışı araç sahibi ...'dan teslim alınarak satılmak üzere teşhire konulduğunu, 23.04.2007 tarihinde otomobil almak istediğini söyleyen iki kişinin galeriye geldiğini, birinin ayrıldığını, diğerinin çalışanın elinden anahtarı zorla alarak araçla kaçtığını, aracın davalı şirkete teslim edildiğini, davalı ... yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini, sigortalı ...'nın aracının satılması için 22.06.2010 tarihinde yeniden vekaletname verildiğini, davacı şirketin 36.457,14 TL tutarındaki araç bedeli dışındaki taleplerinin reddi gerektiğini, ticari faiz isteminin haksız olduğunu, talebin zamanaşımına uğradığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 27.05.2014 tarihli ve 2010/420 Esas 2014/368 Karar sayılı kararıyla yapılan yargılama sonucunda dava konusu tazminatın ödenmesine neden olan aracın çalınmasında davalıların %25 oranında kusurlu olduklarının bilirkişi raporu ile de sabit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 14.861,25 TL tazminatın ödeme tarihi olan 18.06.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 27.09.2018 tarih ve 2017/5247 Esas ve 2018/8310 Karar sayılı ilamıyla "Davacı kasko sigortacısı...3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/21E- 2009/575K sayılı 14.10.2009 tarihli kararında sigortalısına ödediği tazminatı TTK 1301 madde uyarınca davalılardan rücuen tahsilini istemektedir. Somut olayda sigortalı araç davalılara ait işyerinin önünde iken çalındığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, 02.05.2014 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmışsa da rapor hüküm kurmaya elverişli değildir. Raporda davacı ... şirketine kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince %75 oranında kusur verilmesinin gerekçesi yerinde değildir. Olayın meydana geliş biçimine göre hırsızlık olayında sigortalıya atfedilecek bir kusur olmadığı anlaşılmaktadır. İşyerinde gerekli önleme tedbiri almamış olan davalı tarafın tamamen kusurlu olduğu kabul edilmelidir." ve "Kesinleşen...3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/21E- 2009/575K sayılı 14.10.2009 tarihli kararında aracın kaza tarihindeki rayiç değeri 45.571,43 TL olarak belirlenmiş ve mahkemece oluşacak zararın %20'si sigortalı üzerinde kalmak kaydı ile 36.457,14 TL’nin sigorta şirketinden tahsiline karar verilmiştir. Davalılar, kesinleşen davanın kendilerine ihbar edilmediğine göre 36.457,14 TL’den hırsızlık olayının gerçekleştiği tarihten kesinleşen davanın dava tarihine kadar işleyecek faizden sorumludur. Davacı ... tarafından, sigortalıya bu miktar zamanında ödeme yapılmayarak yargılamaya sebebiyet verilmiştir. Davacının geç ödeme yapması nedeniyle yargılama masrafları ücreti vekalet ve ilk davadan sonra sigortaların tahsil için başlattığı icra talebi safhasındaki masraflarından da sorumlu tutularak karar verilmesi doğru görülmemiştir. O halde açıklanan maddi ve hukuksal olgular gözönüne alınıp bu yönde bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına, davacı vekilinin ve davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 12.02.2020 tarih ve 2018/6158 Esas ve 2020/1339 Karar sayılı ilamıyla davalı ... vekilinin karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay bozma ilamı sonrasında alınan ek rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile 37.041,45 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; hüküm altına alınan alacağa faiz işletilmesi gerektiği, davalının aracın bulunduğunu öğrenmiş olmasına rağmen davacı sigortacıya bildirmeyerek zararın artmasına neden olduğu, davalıların ödeme tarihinden itibaren faizden sorumlu tutulmaları gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; kasko sigortacısının dava dışı sigortalıya ödediği bedelin davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1301 inci maddesi. 3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 05.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.