Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/6589 E. 2024/8378 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/6589
Karar No
2024/8378
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1840 Esas-2022/428 Karar HÜKÜM/KARAR : Davanın usulden ve zamanşımından reddi/ Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 2.Tüketici Mahkemesi SAYISI :2021/302 Esas-2021/417 Karar Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımı ve husumet nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 09.05.2009 tarihinde maliki ... olan ve sürücü ... sevk ve idaresindeki müvekkili sigorta şirketi tarafından sigortalı ... plakalı araçla tek taraflı, ölümlü, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kazada sürücü ... ile birlikte araç içerisinde yolcu olarak bulunan ... 'ın vefat ettiğini, yolcu ...'ın yaralandığını ve araç maliki olan ...'ın da araçta bulunduğunu, araç sürücüsünün alkollü ve kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğunu, müvekkili şirketin kazada vefat eden ... yakınlarına tazminat ödediğini ve rücu hakkını elde ettiğini, toplam ödenen miktarın 149.608,27 TL olduğunu belirterek, davanın kabulü ile 149.608,27 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAPLAR Davalılar ..., ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı definde bulunduklarını, davacı ... şirketinin 08.02.2011 tarihinde ödediği 77.718,20 TL'yi, 11.05.2015 tarihinde ödediği 15.676,92 TL yi, 02.10.2013 tarihidne ödediği 23.610,15 TL yi ve 18.08.2017 tarihinde ödediği 32.603,00 TL yi rücuen müvekkillerinden talep ettiğini, 08.02.2011 ödeme tarihinde cari olan 818 sayılı Borçlar Kanununda zarardan müteselsil sorumlular arasında içe rücuda zamanaşımı hakkında açık bir düzenleme bulunduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı ... şirketinin rücu hakkının da oluşmadığı kanaatinde olduklarını, sigorta şirketinin ... ve kızı ... için yaptığı ödemeye esas olan Ankara 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/32 esas sayılı dava dilekçesinden, davacı ... şirketinin ihtara rağmen ödeme yapmayarak dava açılmasına sebep olduğunun açıkça anlaşıldığını, yine müteveffa ... 'ın babasına yapılan ödemeye esas Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/525 esas sayılı dava dilekçesinden davacı ... şirketinin ihtara rağmen ödeme yapmayarak dava açılmasına sebep olduğunu, ... 'ın annesine yapılan ödemeye esas Adana 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/606 esas sayılı dava dilekçesinden davacı ... şirketinin ödeme yapmayarak dava açılmasına sebep olduğunu, Adana 2.Asliye Ticaret Mahkemesinde alınan aktüer raporunda bilirkişi müterafik kusur ve hatır taşıması için ayrı ayrı indirim yapılması yönünde kanaat bildirdiğini, indirim oranlarını mahkemenin takdirine bırakırken indirimsiz tazminatı 36.423,65 TL olarak bildirdiğini, bunun üzerine davacı şirketin anne ... ile toplam; 32.423,65 TL üzerinden sulh olduğunu, bu nedenlerle haksız davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili davalının kazanın oluşumunda taksir düzeyinde dahi bir kusurunun ve sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili davalının kazaya karışan araca binmediğini, araçta bulunan kişinin ... adında başka bir kişi olduğunu, bahsi geçen aracı müvekkili davalının kullanmadığını, araçtan fayda sağlamadığını, eski eşinin ticaretle uğraşması nedeniyle satın aldığı aracı müvekkili davalının üzerine yaptığını, hiçbir anlamda gerçek sahibi olamadığını, kaza anında araçta bulunan ...'ın müvekkili davalının eşinin sevgilisi olduğunu, dava konusu olayda malik sıfatıyla işleten sıfatının aynı kişi olmadığını, dava dışı ...'ın kazaya konu aracı sürekli olarak kendisinin kullandığını, aracın tüm giderlerini yerine getirdiğini, işbu davadaki taleplerin zamanaşımına uğradığını, davalıya karşı açılan davalarda müteveffalara ilişkin kusur oranlarına bakılmadığını, bu hususuun tamamen hatalı olduğunu, davacı tarafın iddialarını kabul etmediklerini, müvekkili davalının hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sürücü ...'ın Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunda belirtildiği üzere 1.27 promil alkollü olması ve alkolün sürücü üzerindeki etkisi gözönüne alındığında kazanın münhasıran (salt) alkolün etkisiyle gerçekleştiği, başka unsurların rol oynamadığı, dolayısıyla sürücünün alkolün etkisinden kaynaklı güvenli sürme yeteneğini kaybettiği, uykusuzluğa bağlı olarak dikkatsiz ve tedbirsiz araç kullanarak trafik durumunun gerektirdiği şartlara uymadığından 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 48/5 inci maddesi (alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kanlarındaki alkol miktarı 0.50 promilin üstünde olanlar araç kullanamalar) ve 52/1-b maddesi (sürücüler hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadır) kusurlarını ihlal ettiği, meydana gelen kazada %100 kusurlu olduğu, davacı tarafından ...'a 11.05.2015 tarihinde 15.676,92 TL, ... ve ...'a 08.02.2011 tarihinde 77.718,20 TL, ...'e 18.08.2017 tarihinde 32.603,00 TL, ...'a daimi iş göremezlik nedeniyle 02.10.2013 tarihinde 23.610,15 TL ödeme yapıldığı, bu ödemelerin rücu için iş bu davanın 13.02.2018 tarihinde açıldığı, ödeme tarihinden itibaren 2 yıl geçtikten sonra bu davanın açıldığı, davalı tarafça da zamanaşımı definde bulunulduğu anlaşıldığından bu alacak kalemleri yönünden açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği, davacı tarafından dava dışı ...'e 18.08.2017 tarihinde yapılan 32.603,00 TL ödeme yönünden davanın iki yıllık zamanaşımı süresinde açıldığı, yukarıda anlatıldığı üzere rücu şartlarının oluştuğu, ... l'ın vefatı nedeniyle ...'e yapılan ödemenin usul ve yasaya uygun olup olmadığı yönünden rapor alındığı müteveffa ... 'ın Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre hatır taşımacılığı ve alkollü olduğunu bildiği sürücünün aracına binmesi nedeniyle kusurlu olduğu her biri için %20 oranında tazminattan indirim yapılması gerektiği, alınan bilirkişi raporuna göre %20'şer oranda indirim yapılarak bulunan 30.848,02 TL yönünden karar verildiği gerekçesiyle davacı tarafından davalılar ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacı tarafından davalı ... aleyhine ...'a 11.05.2015 tarihinde yapılan 15.676,92 TL, ... ve ...'a 08.02.2011 tarihinde yapılan 77.718,20 TL, ...'a daimi iş göremezlik nedeniyle 02.10.2013 tarihinde yapılan 23.610,15 TL ödemeler için açılan rücuen tazminat davasının zamanaşımı nedeniyle usulden reddine, davacı tarafından davalı ... aleyhine açılan dava dışı ...'e 18.08.2017 tarihinde yapılan 32.603,00 TL ödeme için açılan rücuen tazminat davasının kısmen kabulü ile, 30.848,02 TL'nin 18.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; zamanaşımı definin süresinde yapılmadığı, rücu hakkının kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri tarihte başladığı, hatır taşıması indirimi yapılmasının hatalı olduğu, araç sürücüsünün mirasçılarına karşı açılan davanın da alkollü şekilde araç kullanılması nedeniyle reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı ileri sürülerek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahkemece taraf delillerinin usulüne uygun olarak toplandığı, değerlendirilerek tartışıldığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, davacının Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesine dayanarak bu davayı açtığı, davalının süresinde zamanaşımı definde bulunduğu, davacının rücunu talep ettiği ödeme tarihleri dikkate alındığında ve %20 oranında indirim yapılması karşısında mahkemece verilen kararın dosyada mevcut deliller kapsamında usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile teminat altına aracın sürücüsünün alkollü olması sebebiyle ödenen zararın rücuen tazmini talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme: Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup zamanaşımı konusunda yapılan değerlendirmelerin yasaya uygun olmasına ve hatır taşıması ile müterafik kusur indirimlerinin doğru uygulanmasına göre davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/6589, K. 2024/8378, T. 01.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-6589-e-2024-8378-k-af22b64c7601