Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/6112 E. 2024/3045 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/6112
Karar No
2024/3045
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/185 E., 2022/52 K. DAVALILAR : 1- ... 2- ... 3- ... vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 02.04.2014 HÜKÜM/KARAR : Davanın Esası Hakkında Karar Verilmesine Yer Olmadığına Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen kararın temyiz incelemesi sonucunda Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.03.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat Hande Yerlikaya geldiler. Diğer davalılardan gelen olmadı. Taraflar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 25.03.2024 Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; banka personeli olan davalıların dava dışı şahsa usulsüz olarak kredi kullandırdıklarını ve kredinin borçludan tahsil edilemediğini, banka defter ve kayıtları ile banka müfettişlerince yapılan soruşturma sonucu düzenlenen rapor kapsamıyla da kurum zararının sabit olduğunu belirterek oluşan kurum zararının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kanuni sorumluluğu için gerekli şartların oluşmadığını, asıl borçlu hakkında başlatılan takipte aciz vesikası alındığı takdirde davalıya başvurulabileceğini, kredilerin mevzuata uygun olarak ve üst yöneticilerin bilgisi dahilinde kullandırıldığını, usulsüz bir işlem yaptığı ispat edilirse ancak o zaman mâlen sorumlu olacağını, davanın disiplin kurulu kararına aykırı olduğunu, şartları oluşmayan davanın usul ve esastan reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; usulsüz olarak verildiği iddia edilen kredi işlemlerinin davacı bankanın merkez şubesinin yetkisinde olduğunu, Çorum merkez şubesi adına işlem yapıldığını, alacağın asıl borçludan tahsiline dair bir işlem yapılmadığı gibi genel müdürlük talimatıyla başlatılan takiplerin de sık sık durdurulduğunu, müvekkiline atfedilebilir bir kusur bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; kredilerin kullandırıldığı dönemde davacı bankada müdür yardımcısı olduğunu, tarımsal ve zirai krediler bölümüyle bir alakası olmadığını, ayrıca çiftçilere verilen kredilerde hiçbir usulsüzlük bulunmadığını, asıl işlemleri şube müdürünün yaptığını kendisinin sadece tekemmül edici imzayı attığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 24.03.2016 tarihli ve 2014/203 Esas, 2016/260 Karar sayılı kararıyla, "... alınan raporların büyük bir kısmında davalıların kredi kullandırmaları sırasında kusurlarının bulunmadığı belirtilmiş, ayrıca 22.01.2015 havale tarihli son bilirkişi kurulu raporunun da dosya kapsamına uygun, denetlemeye ve hüküm kurmaya elverişli olması nedeniyle davalıların kredinin kullandırılmasında kusurlarının bulunmadığı kanaatine varıldığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 24.09.2019 tarihli ve 2016/16596 Esas, 2019/4126 Karar sayılı ilamıyla "... Dosyadaki bilgi ve belgeler ile Sungurlu İcra Müdürlüğünün 2001/841 sayılı takip dosyası kapsamından davacı banka şubesinin 10.06.2016 tarihli yazı ile Sungurlu İcra Müdürlüğünden asıl kredi borçlusu...'ın borcu kapanmış olduğundan bu dosya ile ilgili herhangi bir kurum alacağının kalmadığını bildirerek kredi borçlusuna ait taşınmazlar üzerindeki İİK.150/C şerhi ve diğer hacizlerin kaldırılmasını talep ettiği ve icra müdürlüğünce 13.06.2016 tarihinde dosya borcu haricen tahsil edildiği için dosyanın kapanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Şu halde; asıl borç mahkemenin karar tarihinden sonra ödendiğine göre mahkemece bu konuda bir değerlendirme yapılarak dosya kapsamına göre karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bozma kararına karşı davacı vekilince kararın düzeltimesi talebinde bulunulması üzerine, Dairenin 06.07.2020 tarihli ve 2020/616 Esas, 2020/2560 Karar sayılı ilamıyla, temyiz ilamında bildirilen gerektirici nedenler karşısında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun değişik 440 ıncı maddesinde sayılan nedenlerden hiç birine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, "...Eldeki davanın kullandırılan kredi hesabının kapatılamaması nedenine dayalı alacak davası olduğu, faiz indirimi ile de olsa kredi veren banka ile kredi lehdarının anlaşmaya giderek kredi borcunu tasfiye ettikleri, halihazırda davacı bankanın söz konusu krediden kaynaklanan bir alacağının bulunmadığı, kredi hesabının 13.06.2016 tarihinde haricen tahsil suretiyle kapatıldığı anlaşılmakla konusuz kalan davada esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir... emsal dosyalarda Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin kararlarında, kullandırılan kredilerin merkez onayı ile kullandırıldığı ve davalıların kredi kullandırımlarında bir kusurlarının bulunmadığı kabul edilmiş olup, bu tespit eldeki dosya ile de örtüşmektedir. Mahkememiz nezdinde açılan emsal dosyaların aynı mahiyetteki kredilere ilişkin olduğu, tüm kredilerdeki kullandırım usulünün aynı olduğu ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesince de kabul edildiği üzere kredi kullandırımında davalıların bir kusurları olmadığı, bu halde davacının iş bu davayı açmakta haksız olduğu kabul edilmekle yargılama giderlerinin davacı yana yüklenmesine karar verilmiştir..." gerekçesiyle açılan davanın konusu kalmadığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu alacağın kredi borçlusu tarafından kapatıldığını, davalıların usulsüz kredilerden kaynaklanan banka alacaklarının usulsüz kredi borçlularından tahsil edilmiş olması nedeniyle iş bu davaların konusuz kaldığı, konusu kalmayan davalarda esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına davalıların hem suç hem de haksız fiil teşkil eden eylemleri sebebiyle iş bu davaların açılmasına sebebiyet vermiş olmaları nedeniyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesi gerektiğini, verilen kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kurum zararı nedeniyle tazminat istemli davanın konusuz kalması nedeniyle "karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi halinde yargılama giderleri ve vekalet ücretinden hangi tarafın sorumlu olacağı ve kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücretine hükmedilip hükmedilmeyeceğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 427, 428, 429 ile 439 uncu maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 6 ncı ve 13 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeler ile kararın bozmaya uygun olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun "Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri" başlıklı 331 inci maddesinin birinci fıkrasında; "Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." düzenlemesine yer verilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin "Davanın konusuz kalması, feragat, kabul ve sulhte ücret" başlıklı 6 ncı maddesinde ise "(Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, bu Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Tarife'nin "Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı 13/4 üncü maddesinde; ''Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur" düzenlemesi getirilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacı tarafça banka personeli olan davalıların usulsüz kredi kullandırarak kurumu zarara uğrattıkları iddiasıyla tazminat talep edildiği, yargılama sırasında dava dışı asıl kredi borçlusunun borcu ödemesi nedeniyle davanın konusuz kaldığı ve mahkemece tarafların haklılık durumunun değerlendirilmesi sonucunda da davacı tarafın davayı açmakta haksız olduğu sonucuna ulaşılarak kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına nispi vekalet ücreti takdir edildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen açıklamalar ve mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; dava açılmasına davalılar sebebiyet vermediğinden yargılama sürecinde kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (6) ve (13) üncü maddeleri ile 6100 sayılı Kanun'un 331 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile kendisini vekille temsil ettiren davalı ... yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve kanuna uygun düşmemiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na (6100 sayılı Kanun) eklenen geçici madde 3 atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca temyiz olunan mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle, davacı vekillinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının (4.) bendindeki "14.920,66 TL" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerlerine "5.100,00 TL" ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 17.100,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/6112, K. 2024/3045, T. 25.03.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-6112-e-2024-3045-k-b666817273f0