Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/54 E. 2023/4383 K. – Trafik Kazasından

Konu: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/54
Karar No
2023/4383
Karar Tarihi
Konu
Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/268 E., 2020/180 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda; Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalılar ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 06.11.2007 tarihinde yaya olan davacıya davalıların araç maliki, sürücüsü ve trafik sigortacısı olan aracın çarpması sonucu yaralandığını ve malul kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile sigorta şirketi dışındaki davalılardan 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile müşterek müteselsil tahsilini, tüm davalılardan 1.000,00 TL maddi tazminatın sigorta şirketi yönünden ihbar tarihinden diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek müteselsil tahsilini talep etmiş, 10.10.2013 tarihli dilekçesiyle davalı ... şirketi ile uzlaşma sonucu maddi tazminat taleplerinden feragat edildiğini bildirmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın kasko sigortacısı Ak Sigorta A.Ş.'ne ihbarını, ceza dosyasından alınan bilirkişi raporlarını kabul etmediklerini, davacının maddi tazminata dair zarar kalemlerini açıklaması gerektiğini, 6111 sayılı Kanun gereğince tedavi giderlerinden sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin kusuru olmadığından kendisinden manevi tazminat istenemeyeceğini, aksi halde manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu, oluşan maluliyeti ile kaza arasında illiyet bağı kurulamayacağını, davacının olay sonrasında sevk edildiği hastaneden alınan raporlarda davacının görme kusurlarının olduğu ve gözünün birisinin protez olduğunun anlaşıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının asli kusurlu olduğunu ve maddi tazminat talebini açıklaması gerektiğini, davacının özel hastanedeki tedavi giderlerinin davalıya yükletilmesini kabul etmediklerini, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; 6111 sayılı Kanun gereğince tedavi giderlerinden SGK'nın sorumlu olduğunu, müvekkili şirketin sigortalının kusuru oranında ve kişi başına azami 80.000,00 TL ile sınırlı sorumluluğunun olduğunu, kusur durumunun ve maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu tarafından tespit edilmesini, davacının maddi tazminat talebinin ne kadarının maluliyet ne kadarının tedavi giderine ilişkin olduğunu açıklaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 17.03.2016 tarihli ve 2011/340 Esas, 2016/121 Karar sayılı kararıyla; toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporlarına göre, maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, 7.500,00 TL manevi tazminatın 06.11.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile davalılardan ... ve ...’ ten müşterek müteselsil tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalılardan ... ve ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 15.05.2019 tarih 2016/10188 Esas ve 2019/6172 karar sayılı ilamı ile davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek “...Somut olayda; hükme esas alınan İstanbul ATK 3. İhtisas Kurulunun 07.12.2015 tarihli raporunda maluliyet oranının tespitinde Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri esas alındığı ve davacının fiziki olarak muayenesi yapılmaksızın mevcut belgelere göre rapor düzenlendiği anlaşılmaktadır. Yapılacak iş, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'ndan olay tarihinde yürürlükte olan Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne uygun ve davacının bizzat muayenesi sağlanarak yeni bir rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” gerekçesi ile bozulmasına, bozma sebep ve şekline göre davacı ile davalılar vekillerinin manevi tazminatın miktarına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelemesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre davacının %16,2 oranındaki maluliyeti, kusur durumu gözetilerek maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, 7.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...’dan müşterek müteselsil tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili; tat ve koku kaybı iddiasının ispat edilemediğini, gerekli testlerin yapılmadığını, bu tip kayıpların başka sebeplerden de doğmuş olabileceğini, olay ile maluliyet arasında illiyet bağı kurulmasının hatalı olduğunu, tat ve koku kaybının tedavi ile giderilebileceğini, yapılan tedavilere ilişkin evrakların getirtilmediğini, Adli Tıp Kurumu raporlarına itiraz ettiklerini, fiziki muayene yapılarak rapor verilmesinin yeterli olmadığını, Adli Tıp Genel Kurulundan nihai rapor alınması gerektiğini, ceza mahkemesinde alınan kusur raporu ile yetinilmesinin doğru olmadığını, davacının asli kusurlu olduğunu, davanın kazanın üzerinden üç yıl geçmesinin ardından açılmasının davacının iyiniyetli olmadığını gösterdiğini, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek ve re’sen görülen sebeblerle kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili; davacının kalıcı bir hasarının tesbit edilemediğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, bozma ilamında belirtilen tat ve koku kaybının tesbitine yönelik testlerin yapılması gerektiğini, tedavi sürecine ilişkin belgelerin getirtilmesi gerektiğini, kusur oranının fazla belirlendiğini, kusur incelemesi yapılmamasının hatalı olduğunu, maluliyet ile kaza arasında illiyet bağı olmadığını belirterek ve re’ sen görülen sebeblerle kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalıların maliki, sürücüsü ve trafik sigortacısı olan aracın davacı yayaya çarpması sonucu yaralanan ve malul kalan davacının maluliyet oranının belirlenmesine ve bu oran da dikkate alınarak talep ettiği manevi tazminat miktarının yerinde olup olmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50, 54 ve 56 ncı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılara yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 27.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/54, K. 2023/4383, T. 27.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-54-e-2023-4383-k-3dadc224998b