Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/4689 E. 2024/8081 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/4689
Karar No
2024/8081
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2048 E., 2021/1123 K. DAVA TARİHİ : 28.08.2017 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü/ Davalının İstinaf Talebinin Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 4. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2017/312 E., 2019/399 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... adına kayıtl aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) ile davacı şirkete sigortalı olduğunu, sigortalı aracın...'in sevk ve idaresindeyken 24.11.2012 günü saat 18:30 sıralarında dava dışı araca çarpması sonucu sürücü...'in kaldırıldığı hastanede vefat ettiğini, söz konusu kaza nedeniyle vefat eden...'in mirasçılarının davacı şirket aleyhine Tarsus 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/456 Esas sayılı dosyası ile destekten yoksun kalma tazminatı davasını açtıklarını, söz konusu dava neticesinde poliçe limiti dahilinde davacı şirketin kaza tarihinden itibaren 225.000,00 TL tutarında tazminat ödemesine karar verildiğini ve kararın onanması üzerine Adana 12. İcra Müdürlüğü'nün 2015/3915 Esas sayılı icra dosyasında bulunan 335.000,00 TL tutarlı teminat mektubunun 23.06.2017 tarihinde paraya çevrilmesi ve aynı zamanda 30.06.2017 tarihinde ilgililerin banka hesaplarına 43.150,43 TL'nın ödenmesi neticesinde toplam 378.150,43 TL ödendiğini, sigortalı aracın sürücünün alkollü olduğu ve kazanın alkolün etkisiyle meydana geldiğini ve bu nedenle ödenen tazminatın araç işletene rücu edilebileceğini belirterek kaza nedeniyle vefat eden...'in mirasçılarına ödenen toplam 378.150,43 TL'nın ödeme tarihlerinden itibaren işlemiş ve işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, sürücünün sigortalı aracı müvekkilinin iradesi dışında kullandığını, müvekkiline atfedilecek bir kusur olmadığını, kazanın yaşanmasında ve zararın doğmasında, sürücünün aldığı alkolün asli unsur olmadığını, tanık beyanında belirttiği gibi plakası belirlenemeyen siyah bir araç nedeni ile kazanın meydana geldiğini, sürücünün kusurunun olmadığını, kazadan dolayı zarar gören 3. kişinin bizzat müvekkiline karşı açıp da sonuç alamayacağı bir dava nedeni ile davacı ... tarafından ödenen tazminat nedeni ile müvekkiline rücu etmesinin söz konusu olmayacağını, kaza sonucunda vefat eden ve mirasçılarına tazminat ödenen kişinin müvekkillinin kardeşi olduğunu, mirasçıları ile aralarındaki sorunlar nedeni ile tazminatı almasını kesinlikle istemediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının rücu talebine konu olan destekten yoksun kalma tazminatının dayanağı Tarsus 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/456 Esas 2015/110 Karar sayılı dosyasında sigortalı araç sürücüsünün %100 kusuru üzerinden davanın kabulüne karar verildiği, söz konusu kararın Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2015/8398 Esas ve 2017/5336 Karar sayılı ilamıyla da onanarak kesinleştiği görüldüğünden sürücü...'in %100 kusurlu olduğunun kabulü gerektiği, sigortalı aracın sürücüsü...'in alkol seviyesinin 2.72 promil olduğu dikkate alındığında kan alkol düzeyinin yarattığı etki ile seviyesinin kazanın gelişimi üzerinde etkili olabileceği, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddelerle İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97 nci maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, konuyla ilgili olan b-2 bendinde "Alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı" kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promilin üstünde olanların araç kullanamayacaklarını açıkladığı, konuya ilişkin Karayolları Motorlu Taşıtlar Zorunlu Mali Sorumluluk Genel Şartları B.4.d maddesinde ise tazminatı gerektiren olayın işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa ödemede bulunan sigortacının sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılması veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebileceğinin açıklandığı, taraflar arasındaki poliçenin genel şartlarına göre sigortacının rücu hakkının doğumu için kazanın salt (münhasıran) alkolün etkisiyle meydana gelmiş olması gerektiği gerekçesi ile davanın kabulü ile, 378.150,43 TL'nın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hükmedilen tazminatın 335.000,00 TL'ye ödeme tarihi olan 23.06.2017 tarihinden itibaren, bakiye kalan 43.150,43 TL'ye ise ödeme tarihi olan 30.06.2017 tarihinden itibaren reeskont faizi yürütülmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; zamanaşımı de'filerinin değerlendirilmediğini, sürücünün aracı müvekkilinin iradesi dışında kullandığını, müvekkilinin kusursuz olduğunu, aksinin ispat edilemediğini, tanıklarının dinlendiğinde bu durumun açığa çıkacağını, tanık ...'ın aracın müvekkilinden habersiz alındığını ifade ettiğini, kazanın alkolün etkisi ile olmadığını, rücu edilemeyeceğini, kazanın ceza dosyasında dinlenen tanığın belirttiği gibi plakası belirlenemeyen siyah bir araç nedeni ile meydana geldiğini, sürücünün kusurunun olmadığını, tanık beyanı alınmadığından ispat edilemediğini, ceza dosyasında alınan son kusur raporunda plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün %60 oranında kusurlu olduğunun vurgulandığını, söz konusu olayda mirasçıların müvekkiline karşı doğrudan dava açmış olsa idi mevzuat ve yüksek mahkeme kararları gereğince müvekkilinin bir tazminat ödemesinin söz konusu olmayacağını, müvekkilinin şahsen sorumlu olmayacağını ve ödemeyeceği bir tazminatın ödenmiş olmasının müvekkiline rücu edilme hakkını vermeyeceğini, kaza sonucunda vefat eden kişinin müvekkilinin kardeşi olduğunu, kardeşi ile mirasçı olan eşi arasında boşanma davası bulunduğunu ve taraflar ayrı yaşamakta iken vefat olayının gerçekleştiğini, davacının kendisini iyi savunmamış olmasının sorumlusunun müvekkili olmadığını ileri sürerek istinaf yoluna başvurulmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile, davacı tarafından dava dışı alacaklılara 23.06.2017 ve 30.06.2017 tarihlerinde ödeme yapılmış olup, işbu dava ise ödeme tarihlerinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan 28.08.2017 tarihinde açıldığı, davalı yan aracın davalının iradesi dışında kullanıldığını iddia etse de tanık anlatımından sürücünün aracı yedek anahtar ile çalıştırmak suretiyle kullandığı, aracın gizlice alındığının davalı tarafça ispat edemediği, mahkemece alınan bilirkişi heyet raporuna göre kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana geldiğinin anlaşıldığı, davaya konu kazaya ilişkin Tarsus 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/456 E., 2015/110 K. sayılı dosyasında görülen destekten yoksun kalma tazminatı davasında da sigortalı araç sürücüsü...'in kazanın meydana gelmesinde %100 oranında tam kusurlu kabul edildiği ve kararın Yargıtay denetiminden geçip kesinleştiği, davalının kazanın plakası belirlenemeyen siyah bir araç nedeni ile meydana geldiği iddiasını da ispatlayamadığından davalı tarafın kusura ve kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelmediğine yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmediği, sigortalı araç sürücüsü... ile eşi arasında boşanma davası olduğunu, kazanın meydana geldiği sırada ayrı yaşadıklarını bu nedenle sigorta şirketinin ödeme yapmaması gerektiğini iddia etse de davalı yan bu iddiasını ispatlayamadığından, İmamoğlu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin UYAP sistemi üzerinden temin edilen 2012/228 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde davanın, evliliğin ölüm ile sona erdiği gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşıldığından davalı yanın bu istinaf sebebi de yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile teminat altına aracın sürücüsünün alkollü olması sebebiyle ödenen zararın rücuen tazmini talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98 inci maddesi, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4. maddesi. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,6502 Sayılı Tüketici'nin Korunması Hakkında Kanunu'nun 73/2 nci maddesi gereğince davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığınaDosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/4689, K. 2024/8081, T. 24.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-4689-e-2024-8081-k-496d09f0e36e