Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/4204 E. 2024/11552 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/4204
Karar No
2024/11552
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2228 E., 2021/2295 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/21 E., 2021/479 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 20.04.2017 tarihinde davacılar ...'ün babası, ...'ün eşinin, davalı ... şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılan aracın karıştığı tek taraflı trafik kazasında vefat ettiğini, davacıların desteklerini yitirdiklerini, davalı ... şirketine yapılan başvuruya olumlu yanıt verilmediğini iddia ederek açtığı belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacı ... için 500,00 TL, davacı ... için 500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, talebini ... için 2.350,41 TL'ye, ... için 245.939,29 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; meydana gelen kazanın karayolu sayılmayan bir yer olduğunu, ayrıca kazanın oluş şekli itibariyle aracın işletilme halinde bulunmadığından müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, kusur durumunun ve destekten yoksunluğun bilirkişi raporu ile belirlenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 08.03.2018 tarihli ve 2017/478 Esas, 2018/125 karar sayılı kararı ile; "...Somut olayda dava dışı ...'a ait traktörün Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile davalı ... şirketine sigortalı olduğu, kaza sırasında traktörün arkasında bir adet pırpır isimli makinenin bulunduğu, traktörün rölantide çalışır vaziyette pırpırın ise çalışmaz halde bulunduğu, vefat edenin pırpırın temizliği sırasında pırpıra kolunu kaptırması sonucunda vefat ettiği, olayda başka herhangi bir kimseye izafe edilecek kusurun bulunmadığı hususunda ceza soruşturması sonucunda verilen bir kovuşturmaya yer olmadığına dair karar olduğu, olayın oluş şekli dikkate alındığında ZMSS poliçesi kapsamında davalı ... şirketine başvurulabilmesi için ön şart olan aracın işletilmesi şartının gerçekleşmediği" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF VE SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin bu kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin 13.11.2020 tarihli ve 2018/1878 Esas ve 2020/1668 Karar sayılı kararı ile; "...Buna göre somut olayda davacılar, destekleri ...'ün, davalı tarafından sigortalanan traktörün arkasında takılı bulunan pırpır tabir edilen tarım makinesi çalıştığı sırada, tarım makinesine takılan ipleri çıkarırken, çalışır vaziyetteki makineye takılarak vefat ettiğini belirterek tazminat talebinde bulunmuştur. Dosya içerisindeki soruşturma dosyasındaki işletenin ifadesine, diğer ifadelere ve tutanaklara göre kazanın meydana geldiği anda traktörün rölanti durumda çalıştığı tespit edildiğinden, aracın işletilme halinde olduğu anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesi her ne kadar aracın işletme halinde olmadığını belirtmiş ise de, traktörün rölanti de çalıştığı kabul edilmiş, ancak söz konusu çalışma işletim hali sayılmamıştır. Ancak, aracın çalışır vaziyette olması yanı sıra ölenin çalışır vaziyetteki traktöre bağlı tarım aletine kapılmış olmasına göre aracın işletim halinde olduğu kanıtlanmış olmakla, ilk derece mahkemesi tarafından işletimde olmadığı kabul edilerek davanın bu nedenle reddine karar verilmiş olması yanısıra, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde, kazanın meydana geldiği yer itibariyle teminat kapsamında kalıp kalmadığı, kusur durumu ve zararın belirlenmesine ilişkin deliller de toplanmaksızın eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olduğu..." gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulüne, dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Bu bağlamda, yapılan yargılama ve toplanan delillere ve ceza soruşturmasındaki maddi olgulara göre; davacıların eşi ve babası olarak murisi ...’ün olay günü bahçesini sürmek için anlaştığı dava dışı ...’a ait traktörün rölantide çalıştığı anda ve pırpır makinesine dolanan ipleri kesmek istediği sırada tarım makinesinin otomatik modda aniden çalışması üzerine makineye kolunu kaptırması sonucunda yaralanarak vefat ettiğinin sabit olduğu, traktörün, kaza tarihini de kapsayan 02/01/2017-02/01/2018 dönemine ait ZMMS poliçesinin davalı tarafından tanzim edildiği, davacı eş ile kaza tarihinde ergin olmayan diğer davacı oğlunun kendisinin vefatı nedeni ile eylemli ve düzenli desteğinden yoksun kaldıklarının tartışmasız olduğu, traktörün rölanti halinde çalıştığı sırada olayın meydana gelmesi nedeni ile traktörün işletim halinde iken kazanın gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, yine yukarıda açıklandığı üzere kazanın meydana geldiği yerin karayolu olarak kabulü gereken yerlerden olup kazanın ZMMS poliçe teminatı kapsamında olduğu, bu itibarla da Mahkememiz’ce de denetime elverişli görülmekle benimsenen kusur ve aktüer hesap bilirkişi raporları doğrultusunda 2918 sayılı KTK’nın 91.m. delaleti ile 85.m. gereğince işletene düşen hukuki sorumluluğu üstlenen davalı ... şirketi aleyhine bedel artırım talebi gibi davanın kabulüne karar vermek gerektiği kanaatine varılmakla" gerekçesi ile davanın kabulüne, davacılardan ... yönünden 245.939,29 TL, diğer davacı ... yönünden ise 2.350,41 TL olmak üzere toplam 248.289,70 TL destekten yoksun kalma tazminatının 20.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, bu karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ... yönünden mahkemece verilen hükmün kesin olduğunu, diğer davacı ... yönünden, aracın işletilmesi sırasında kaza meydana geldiğinden, davalının sürücünün kusuruna isabet eden oranda ve sigorta teminatı ile sınırlı olarak zarardan sorumlu olduğunu, hesaplama yönteminde hata bulunmadığını ancak faiz oranının yasal faiz olması gerektiğini belirterek davalı vekilinin davacı ... hakkındaki karara yönelik istinaf talebinin kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın bedel artırım talebi gözetilerek kabulüne, davacılardan ... yönünden 245.939,29 TL, diğer davacı ... yönünden ise; 2.350,41 TL olmak üzere toplam 248.289,70 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... şirketinin temerrüt tarihi olan 20.06.2017 tarihinden itibaren 2.350,41 TL'nin değişen oranlarda avans faizi ile 245.939,29 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kazanın karayolu sayılmayan yerde meydana gelmesi sebebiyle sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığını, kazanın etrafı tellerle çevrili tarlada, özel mülkte meydana geldiğini, karayolu ile bağlantısı bulunmadığını, aracın işletilme halinde olmadığını, somut olaya 01.06.2015 tarihli genel şartların uygulanması gerektiğini Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli iptal kararının ise olaya uygulanamayacağını bu nedenle hesaplamanın teknik faiz kullanılarak yapılması gerektiğini, ücret belirlenemiyorsa asgari ücret ile hesaplama yapılması gerektiğini, müteveffanın müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılan aracın karıştığı trafik kazasında vefat edenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 1. Davalı vekilinin davacı ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazının incelenmesinde; Miktar ve değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, HMK'nın 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması halinde, anılan Kanunu'nun 366 ncı maddesi atfıyla 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz delikçesinin reddine karar vermek gerekir. HMK'nın 362/1.a maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesiyle HMK'ya eklenen ek 1 inci maddesinde öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2021 yılı için 78.630,00 TL’dir. Anılan kural gereğince temyiz edenin sıfatına göre hükmedilen ya da mahkemece kabul edilmeyen bölümünün miktar veya değeri 78.630,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi kabil değildir. Kesin olan kararların temyizinin istenilmesi halinde Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi tarafından bu konuda temyiz dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi verilmemiş olması halinde Yargıtayca da temyiz isteminin reddine karar verilebilecektir. Somut olayda ilk derece mahkemesi davacı ... yönünden 2.350,41 TL destekten yoksun kalma tazminatına karar verilmiştir. İhtiyari dava arkadaşı olan davacılar yönünden temyiz sınırı her bir dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenecektir. Aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan davacılar yönünden temyize konu edilen miktar, yukarıda belirtilen temyiz kesinlik sınırının altında kaldığından, davalı vekilinin davacı ...'e yönelik temyiz dilekçesinin HMK’nın 362/1-(a) maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davalı vekilinin davacı ...'e yönelik temyiz itirazının incelenmesine gelince; Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; kazanın karayolu ile bağlantılı yerde aracın işletilmesi sırasında olmasına, kusur raporunun oluşa uygun, denetime elverişli bulunmasına göre, karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin davacı ... yönünden miktardan REDDİNE, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin davacı ...'e yönelik yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/4204, K. 2024/11552, T. 25.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-4204-e-2024-11552-k-74255db8877a