Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/2427 E. 2023/2461 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/2427
- Karar No
- 2023/2461
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/925-2021/1290 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda davanın kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nce kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının trafik sigortacısı olduğu aracın karıştığı kazada yaralanan 3.kişinin tedavisinin davalı tarafça yapıldığını, tedavi bedeli olarak hesaplama yapılırken Sağlık Bakanlığı tarifesini uygulamayan davalının 4.491,97 TL fazla tedavi gideri hesapladığını, yapılan başvuru üzerine 11.415,20 TL'nin 08.03.2010'da ödendiğini, davacının yaptığı ödemeyle TTK'nun 1301 inci maddesi gereği halef olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının bakanlık tarifesine aykırı hesapla fazladan tahsil ettiği 4.491,97 TL'nin davacının ödeme tarihi olan 08.03.2010'dan işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 18.08.2011 tarihli ıslah dilekçesiyle alacak davası olarak açtıkları davayı tamamen ıslah ile itirazın iptali davasına dönüştürdüklerini bildirmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının aynı alacak için davadan önce icra takibi yaptığını, itiraz etmeleriyle duran takipte itirazın iptali davası açmayan davacının aynı alacak için alacak davası açmasının mümkün olmadığını ve derdestlik itirazında bulunduklarını, davacının ödeme yaptığı 3.kişi tarafından ihtirazi kayıt konulmadan ödenen bedeller için halefi olarak dava açan davacının rücu hakkı bulunmadığını, davacıdan fazla tahsilat yapılmadığını, avans faizi isteminin yersiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 14.05.2014 tarihli ve 2011/1064 Esas, 2014/402 Karar sayılı kararı ile; davanın kabulü ile 4.491,97 TL'nin ödeme tarihi olan 08.03.2010'dan işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 08/05/2017 tarihli ve 2014/23114 Esas, 2017/5106 Karar sayılı kararı ile; "...kazada yaralanıp davalı tarafından tedavisi gerçekleştirilen dava dışı ... adlı kişiye ait tüm hasta dosyasının davalı hastaneden getirtilmesi, yine dosya kapsamında tamamı bulunmayan, davacı sigortacı nezdinde açılan hasar dosyasının tamamının getirtilmesinden sonra, adli tıp uzmanı bilirkişiden, hasta dosyasına göre yapılan tedavilerin mahiyeti, bu tedaviler için davalının tahsil ettiği bedellerin ne olduğu, davacı iddiasında ifade olunan, olay tarihi itibariyle trafik kazaları nedeniyle hastanelerin acil servislerinde uygulanan tedavilere ilişkin Sağlık Bakanlığı Tarifesi hükümlerine ve yaralanmanın mahiyetine göre tedavi gideri bedellerinin ne kadar olması gerektiği, davalı tarafından fazladan tahsil edilen bir bedel bulunup bulunmadığı ve varsa miktarının ne olduğu konularında, ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamı gereği alınan rapor ile iptali de yapılmamış olan SUT hükümlerine göre davalının fazladan tahsil ettiği tutarın hesaplandığı, davacı sigortacının davalıya fazladan ödediği bedeli rücuen talep hakkının bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile Silivri 2. İcra Müdürlüğü'nün 2011/2143 Esas sayılı dosyasında davalı itirazının iptaline ve takibin 4.027,88 TL asıl alacak üzerinden ödeme tarihi olan 08.03.2010'dan işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davacının davalıya rücu hakkının bulunmadığını, avans faizine karar verilmesinin hatalı olduğunu, özel hastane olarak otelcilik hizmetleri de verildiğinden bunların hesaba dahil edilmeyişinin hatalı olduğunu ve bu hizmetlerin de tedavi görene verildiğini, anılan bedeller dahil edilmeden yapılan hesapla 7.387,32 TL olarak tahsil edilmesi gereken tutar belirlemesi yapılmasının kabul edilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacı tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk (trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan 3.kişi için tedavi gideri ödemesi yapan davacının ödediği bedelin, davalı tarafça olması gerekenden yüksek tahsil edildiği iddiasına dayanan alacak talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 176 vd maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 91 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olmasına, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına; özellikle, daha önce temyize konu edilip bozma kapsamı dışında bırakıldığı için kesinleşen yönlere ilişkin yeniden inceleme yapılmasının mümkün olmamasına, davalı tarafça fazladan tahsil edilen tedavi gideri bedellerini usulünce hesap eden 25.06.2020 tarihli uzman bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle davalıya tedavi gideri ödeyen davacının ödediği bedelin olması gerekenden yüksek olduğu iddiasına dayanan alacak istemine ilişkindir. Davacı taraf davalının fazladan tahsil ettiğini iddia ettiği 4.491,97 TL'nin davalıdan tahsili için alacak istemiyle eldeki davayı açmış, 18.08.2011 tarihli ıslah dilekçesiyle davasını tamamen ıslah ederek itirazın iptali davasına dönüştürmüştür. Mahkemece, davanın tamamen ıslahı nedeniyle ıslah harcının yatırılması için davacı yana süre verildiği halde gerekli harcın yatırılmadığı gerekçesiyle, ilk bozmadan önceki hükmün verildiği 14.05.2014 tarihli celsede kurulan ara karar ile ıslah dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin bozma ilamından sonra yargılamaya devam eden mahkeme tarafından, "davanın kısmen kabulü ile Silivri 2. İcra Müdürlüğü'nün 2011/2143 Esas sayılı dosyasında davalı itirazının iptaline ve takibin 4.027,88 TL asıl alacak üzerinden ödeme tarihi olan 08.03.2010'dan işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline" şeklinde hüküm tesis edilmiştir. Mahkemece hüküm tesis edilirken, dava türünün değiştirilmesine ilişkin ıslah dilekçesinin 14.05.2014 tarihli celsede reddine karar verildiği ve davanın ıslahtan önceki ilk hali olan alacak davası olduğu hususu gözetilmeden itirazın iptali şeklinde hüküm tesis edilmiş olup, bu durum önceki ara kararın yok sayılmasına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26 ncı maddesindeki taleple bağlılık ilkesine aykırı olmuştur. Açıklanan nedenlerle; davacı tarafın ıslahının yapılmamış sayılmasına karar verilmiş olması nedeniyle davanın alacak davası olduğu, 6100 sayılı HMK'nun 26 ve 297 nci maddelerindeki düzenlemeler gözetilerek davacının iadesini talepte haklı olduğu kabul edilen ve bilirkişi raporuyla hesaplanan tutar için alacak hükmü kurulmasını (icra dosyasındaki itirazın iptali yönünde hüküm kurulmadan) teminen hükmün bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 27.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.