Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/2291 E. 2023/11891 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/2291
- Karar No
- 2023/11891
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/876 E., 2021/422 K. HÜKÜM/KARAR : Asıl ve Birleşen Davanın Kısmen Kabulüne Taraflar arasında görülen trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl davada davacı dava dilekçesinde; 09.12.2010 tarihinde davalının kullandığı aracın kendisine çarpması sonucu oluşan trafik kazasında yaralandığını ve malul kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri, tedavi ve yol giderleri olarak 500,00 TL maddi tazminat ile 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiş, asıl ve birleşen davada sürekli ve geçici maluliyet tazminatı talebini 9.683,99 TL' ye, bakıcı gideri talebini 13.755,64 TL' ye ıslah etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; 09.12.2010 tarihinde davalı ...' un kullandığı ve diğer davalı ...' ın maliki olduğu aracın davacı yaya çarpması sonucu oluşan trafik kazasında yaralandığını ve malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile daimi ve geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri, tedavi ve yol giderleri olarak 500,00 TL maddi tazminat ile 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl ve birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; olayda kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; olayda kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 03.06.2014 tarihli ve 2011/399 Esas, 2014/166 Karar sayılı kararıyla; birleştirilen Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/56 Esas sayılı dava dosyasının tefrikine, asıl dava (2011/399 Esas) ile bu dosya ile birleşen Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/584 Esas sayılı dava dosyası ile ilgili olarak; davalılar ... ve ... hakkındaki maddi tazminata ilişkin davanın kabulüne, 23.439,63 TL'nin davalı ... ve ...'dan tahsilde tekerrür olmamak üzere müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminata ilişkin asıl dava (2011/399 Esas) ile birleşen Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/584 Esas sayılı dava dosyasında davanın kısmen kabulüne, takdiren 5.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... ve ...'dan tahsilde tekerrür olmamak üzere müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 25.05.2017 tarih ve 2014/23389 Esas, 2017/5925 Karar sayılı ilamı ile davalılar ... ve ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek davacı tarafından aracın sürücüsüne, işletenine ve Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasını yapan sigorta şirketine karşı Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinde aynı istemlerle açtığı davanın tefrikine karar verilmesinin hatalı olduğu, davalı ... ile diğer davalılar arasındaki sorumluluk müşterek ve müteselsil sorumluluk olduğundan tefrik edilen dosyanın da asıl dava ile birlikte yürütülmesi gerektiği, davacı dava dilekçesinde faiz isteminde bulunmamış olup ıslah dilekçesi ile tazminat taleplerine dava tarihinden itibaren faiz istemiş olmakla bu hususun göz ardı edilerek faize hükmedilmemesinin hatalı olduğu gerekçeleri ile davacı yararına; kaza tarihinde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşleri Yönetmeliğine uygun şekilde davacının yaralanmasının maluliyet oluşturup oluşturmadığı, oluşturdu ise maluliyet oranının tespiti ve maluliyetinin dava konusu kaza sonucu meydana gelip gelmeyeceğine ilişkin Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik ve hatalı rapora göre yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile davalılar yararına hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılamada davacılar murisinin kazada %75, davalı ...'ın %25 oranında kusurlu olduğu, bozmadan sonra Adli Tıp Kurumu'ndan alınan maluliyet raporuna göre davacının %74 oranında sürekli iş göremezliği oluştuğu, alınan hesap raporunun benimsendiği belirtilerek asıl davanın kısmen kabulü ile 21.286,00 TL maddi tazminatın 28.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'tan alınarak davacılara miras hisseleri oranında ödenmesine (Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1079 Esas, 2018/621 Karar sayılı dosyasında Axa Sigorta A.Ş aleyhine hükmedilen 8.443,71 TL tazminatın ödemelerde tekerrür olmaması kaydıyla dikkate alınmasına) birleşen davanın kısmen kabulü ile 21.286,00 TL maddi tazminatın 28.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... ve Halil'den 06.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara miras payları oranında ödenmesine, asıl dava 2017/876 esas ve Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1079 esas 2018/621 karar sayılı dosyalarda hükmedilen tazminat miktarlarının infaz aşamasında ödemede tekerrür olmaması için dikkate alınmasına, asıl davada 7.500,00 TL manevi tazminatın 28.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'tan alınarak davacılara miras hisseleri oranında ödenmesine, birleşen davada 7.500,00 TL manevi tazminatın 08.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ve den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara miras hisseleri oranında ödenmesine, asıl dosya 2017/876 Esasta davalı Talat aleyhine hükmedilen manevi tazminatın ödemede tekerrür olmaması açısından infazda dikkate alınmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; mahkemenin davalı ...Ş.' yi davaya dahil edip yargılama yapmasına karşın karar aşamasında hükme dahil etmemesinin hatalı olduğunu, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirtmiştir. Davalı ... vekili ve davalı ... aynı içerikteki temyiz dilekçelerinde; kararın temyiz kanun yoluna tabi olduğunu, bozma kararında davacı tarafından aracın sürücüsü, işleteni ve ZMMS poliçesini düzenleyen sigortacıya karşı açılan davanın birlikte görülmesi gerektiğinin belirtildiğini, ancak dosyaların birleştirilerek birlikte görülmediğini, bozma kararı dışında kalan hususların kesinleştiğini, bu kapsamda, manevi tazminata yönelik bir bozma bulunmamasına ve mahkemece ilk kararda verilen 5.000,00 TL manevi tazminat kesinleşmiş olmasına rağmen kesinleşen kararı aşacak şekilde 7.500,00 TL manevi tazminata ve faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ıslah ile faiz talep edilebileceğine ilişkin bozmanın hatalı anlaşıldığını, ıslah dilekçesinde sadece maddi tazminatın ıslah edildiğini ve faiz başlangıcına dair bir talep bulunmadığını bu durumda ancak maddi tazminata ıslah tarihinden itibaren yasal faize karar verilebileceğini, kararın bu haliyle uygulanması halinde aynı kaza ve talepler nedeniyle bir davada iki ayrı karar ile iki defa maddi ve manevi tazminat ödemek zorunda kalacağını, maluliyet raporunun bozma öncesi ilk rapor ile aynı tesis edildiğini, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun rapor vermeye yetkili olduğunu, verdikleri raporda olaydan önce kişide demans ve organik beyin sendromu olduğuna ilişkin bulguların bulunduğu, kişinin bünyesinde var olan bu hastalıkların yaşı da göz önüne alınarak kaza öncesinde de başkasının bakımına muhtaç olduğu, kazanın etkisi ile yeni lezyon oluşmadan kişinin klinik durumunun ağırlaşmış olduğunu belirttiğini, bu görüşünü de tekrarladığını, ancak rapor vermeye yetkisi bulunmayan Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu nun Üçüncü İhtisas Kurulu'na görüş sorduğu, hiçbir yeni delil ve bulgu olmamasına rağmen bu defa Üçüncü İhtisas Kurulu'nun görüşünü tamamen değiştirerek maluliyet oranı belirlendiğini, söz konusu raporun 2. Üst Kurulunun hem yetkili kurum olmaması, hem ilk görüşlerinden dönmelerinin sebebinin hiçbir yeni delil, bulguya dayanmamasına karşın, bu rapora dayalı olarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalının kusuru bulunmadığını, bozmanın gereklerinin yerine getirilmediğini belirmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve bileşen dosyada dava; davalılardan sürücüsü ve işleteni olduğu aracın 09.12.2010 tarihinde davacılar murisi yayaya çarpması sonucu maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının yaralanmasının maluliyet oluşturup oluşturmadığı, oluşturdu ise maluliyet oranının tespiti, ıslah ile maddi ve manevi tazminat taleplerine faiz işletilmesini talep edip edemeyeceği, manevi tazminat miktarı yönünden davalıların usuli kazanılmış haklarının ihlal edilip edilmediğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ncı ve devamı maddeleri, 2918 Karayolları Trafik Kanunun 85 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bozma sonrası mahkemece verilen kararın bozmaya uygun olması, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmaması, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmamasına göre davacılar vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince; Davacı vekili 20.000,00 TL manevi tazminat talep etmiş, bozmadan önceki ilk kararda davacı lehine 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmiş, davacı vekili manevi tazminat miktarına yönelik olarak kararı temyiz etmemiştir. Anılan hükmün davacılar ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar, Yargıtayca, tefrik edilen dosyanın asıl dosya ile görülmesi gerektiği, ıslah dilekçesi ile faiz talep edilmiş olmakla faize hükmedilmemesinin hatalı olması yönünden davacı lehine, maluliyet oranının belirlenmesi bakımından kaza tarihinde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı İşlemleri Yönetmeliği' ne göre maluliyet oranı belirlenmesi için davalı yararına karar bozulmuştur. Manevi tazminata ilişkin bozma yapılmamıştır. Mahkemece bozma ilamına uyulması üzerine manevi tazminat miktarı kesinleşmiş, davalı lehine manevi tazminat miktarı yönünden kazanılmış hak doğmuştur. Bu yön gözetilmeden davalının usuli kazanılmış haklarına aykırı olacak şekilde manevi tazminat miktarının arttırılarak 7.500,00 TL'ye karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin tüm, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeple davalılar vekilinin diğer temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılara iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 06.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.