Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/1883 E. 2023/7223 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1883
- Karar No
- 2023/7223
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/119 E., 2022/441 K. BİRLEŞTİRİLEN DAVA MAHKEMESİ : Manisa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/63-2016/35 BİRLEŞTİRİLEN DAVA MAHKEMESİ : Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/448-2016/435 BİRLEŞTİRİLEN DAVA MAHKEMESİ : Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi BİRLEŞTİRİLEN DAVA MAHKEMESİ : Manisa 6. Asliye Hukuk Mahkemesi HÜKÜM/KARAR : Asıl dava yönünden karar verilmesine yer olmadığı/1 ve 2 numaralı birleşen davaların kabulü/3 numaralı birleşen davanın kısmen kabulü/ Son birleşen davanın reddi Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; verilen kararın temyizi üzerine hükmün bozulmasından sonra bozmaya uyan mahkemece asıl dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 1 ve 2 numaralı birleşen davaların kabulüne, 3 numaralı birleşen davanın kısmen kabulüne, son birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi kararı davacı vekili ile asıl ve birleşen davada davalı .... Tic. A.Ş vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat Büşra Çakmak ile davalı .... A.Ş. Vekili Avukat ... geldiler. Diğer davalı ... A.Ş. Adına gelen olmadı. Taraflar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 30.05.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; 25.11.2005 tarihinde davalıların işleteni/ Zorunlu ve İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortacısı olduğu aracın, davacının idaresindeki araca çarpmasıyla oluşan kazada davacının ağır biçimde yaralandığını ve iş göremez hale geldiğini, tedavi gideri yapmak zorunda kaldığını, aracının TL iş gücü kaybı tazminatı, 30.000,00 TL araç hasar bedeli, 1.380,00 TL araçta taşınan yük bedeli ile hasarlı aracın taşınma bedeli, 10.000,00 TL bakiye tedavi giderleri ve 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş; 16.12.2008 tarihli ıslah dilekçesiyle, maluliyete ilişkin tazminat talebini 36.715,76 TL'ye ve aracın taşıdığı yük bedeli ve taşıma giderleri talebini 2.072,44 TL'ye yükseltmiştir. Birleşen davalarda davacı vekili; asıl davaya konu kazadan kaynaklanan geçici ve sürekli iş göremezlik zararları için bilirkişi raporları ile tespit edilen 17.286,31 TL, 12.823,20 TL, 36.958,64 TL ve bakiye 129.348,83 TL tazminatların da avans faiziyle birlikte davalılardan tahsilini istemiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; söz konusu poliçede meydana gelen riziko hallerinde azami poliçe teminatlarının belirtildiğini, atfedilen kusur oranının kabul edilemeyeceğini, iş gücü kaybı ile araçtaki yük ve taşıma bedelinin, ayrıca manevi tazminatın poliçe teminat dışında kaldığını, davacı tarafa da araçtaki hasar için 5.000,00 TL, tedavi giderleri için 7.255,00 TL ödeme yapıldığını belirterek asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davalı şirkete ait araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, gerçek zararın ispata muhtaç olduğunu, istenilen maddi ve manevi tazminatların fahiş olduğunu, ticari faiz uygulanamayacağını belirterek asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 04.11.2010 tarihli ve 2006/211 Esas, 2010/336 Karar sayılı kararı ile; davanın kısmen kabulü ile 20.000,00 TL araç hasar bedeli, 36.715,76 TL maluliyet ve geçici iş göremezlik tazminatının (sigorta şirketi poliçe limitiyle sorumlu olmak üzere), davalı ... yönünden dava ve diğer davalı yönünden kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte müteselsilen tahsiline; 2.072,44 TL yük ve taşıma bedeli ile 6.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı .... Tic. A.Ş'den tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 29.11.2011 tarihli ve 2011/3592 Esas, 2011/11401 Karar sayılı kararı ile; "A-Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. B-1) Davacı vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden; mahkemece davacının geçici işgöremezlik süresi için doktor bilirkişiden rapor alınmadan aktüerya uzmanı bilirkişi tarafından belirtilen hastanede yatış süresi esas alınmış ise de geçici işgöremezlik süresi hastanede yatış süresi değil zarar görenin iyileşme ve çalışma hayatına başlayabileceği süreyi ifade eder. Açıklanan nedenle mahkemece davacının yaralanması gördüğü tedavilere göre iyileşme süresinin belirlenmesi için konusunda uzman doktor bilirkişiden rapor alınarak davacının geçici iş göremezlik süresi belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. 2) Davacı vekili dava dilekçesinde talep edilen tazminata avans faizi uygulanmasını talep etmiş, mahkemece hükmedilen tazminata yasal faiz uygulanmış ise de davalılara ait araçlar ticari araç olup davacı avans faiz isteyebileceğinden talep gibi avans oranında faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde yasal faize hükmedilmesi doğru değildir. C-1)Davalı ...Ş. ve davalı ... yönünden, davacı vekili kaza nedeniyle araçta meydana gelen hasar bedelini de talep etmiş mahkemece alınan bilirkişi raporunda aracın tamirinin ekonomik olmadığı belirtilerek araç bedeli belirlenmiş ise de raporda hasarlı parçalar, parça ve işçilik giderleri belirtilmediğinden rapor bu hali ile hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Mahkemece davalı ... tarafından araç hasarına ilişkin ödeme yapıldığı belirtildiğine göre sigorta şirketinden hasar dosyası getirilerek bilirkişiden ek rapor alınarak davacıya ait aracın hasar bedeli, hasar bedeline göre tamirinin ekonomik olup olmayacağı hususları belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken açıklanan hususlar gözetilmeden hüküm kurulması isabetli görülmemiş hüküm bu nedenle bozulmuştur. 2) Mahkemece hükme esas alınan aktüerya uzmanı bilirkişi raporunda ,davacının yaralanması nedeniyle geçici ve daimi iş göremezlik tazminatı hesabı yapılırken her iki tazminat yönünden de kaza tarihinden itibaren hesaplama yapılmış ise de daimi işgöremezlik tazminatı geçici tam işgöremezlik süresinin bitimi tarihinden itibaren hesaplanması gerekirken bu hususun gözetilmemiş olması , ayrıca Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre davacının pasif dönem gelirinin net asgari ücret üzerinden hesaplanması gerekirken aktif dönem gelirinin %60 oranına göre hesap yapılması doğru görülmemiştir. D-Davalı ..., davalıya ait aracın Zorunlu ve ihtiyari Mali Sorumluluk Sigortacısıdır. Zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları A-1.maddesinde sigortacı poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarar uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı karayolları trafik kanununa göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği, Motorlu Kara Taşıtları ihtiyari mali sorumluluk sigortası genel şartlarının sigorta teminatının kapsamı başlıklı 1. maddesinde ise sigortacı aracın işletenine yükletilebilecek hukuki sorumluluğu poliçe teminatı kapsamında olmak şartıyla zorunlu mali sorumluluk sigortası haddi üstünde kalan kısmını poliçede yazılı azami miktara kadar temin edeceği düzenlenmiştir.Bu hale göre davalı ... şirketinin her iki poliçeden sorumluluk limitleri farklı olduğundan hüküm fıkrasında her iki poliçe yönünden sorumluluk limitlerinin belirtilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 08.06.2017 tarihli ve 2012/177 Esas, 2017/329 Karar sayılı kararı ile; davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 6.000,00 TL'nin kaza tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ...Ş'den tahsiline; davacının aracındaki yük ve aracın taşınmasından dolayı 2.072,44 TL maddi tazminatın kaza tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ...Ş'den tahsiline; araç hasar bedeli olarak 17.350,00 TL ve bozma ilamından önce maluliyet sebebi ile karar altına alınan 36.715,76 TL'nin (davacı tarafından açılan ek davaların zamanaşımı süresinden sonra açılması, ilk kararla belirlenen tazminatın davalılar için kazanılmış hak oluşturduğu dikkate alınarak) davalı ... yönünden Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) limitinin 5.000,00 TL, ihtiyari sigorta limitinin 30.000,00 TL olduğu ve daha önce sigorta tarafından 5.000,00 TL yapmış olduğu ödeme ile Manisa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/55 E.-2007/345 K. sayılı dosyasının aynı kaza sebebiyle kesinleşmiş ve sigorta şirketi tarafından ödenmesi karar altına alınmış 5.000,00 TL alacağın sigorta limitlerinden düşülmesi suretiyle 25.000,00 TL ihtiyari sigorta limitiyle sınırlı olarak) sigorta şirketi yönünden dava tarihinden ve diğer davalı ...Ş. yönünden kaza tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte her iki davalıdan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen (ilk bozma üzerine verilen) kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı .... Tic. A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 04.11.2019 tarihli ve 2017/4783 Esas, 2019/10057 Karar sayılı kararı ile; "1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince yapılan yargılamada delillerin takdirinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; daha önce temyize konu edilip bozma kapsamı dışında bırakılan ve daha önce temyiz edilmediği için davanın diğer tarafı lehine usuli kazanılmış hak teşkil eden yönlere ilişkin temyiz itirazlarının yeniden incelenmesinin mümkün olmamasına göre; davacının geçici işgöremezlik süresinin, konusunda uzman bilirkişi heyeti tarafından usulünce belirlenmiş olmasına göre; davalı .... Tic. A.Ş. vekilinin aşağıdaki (2 nolu) bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davacı taraf, davaya konu kaza nedeniyle araç hasar bedelinin de tahsilini istemiş; mahkeme ise, bozma ilamına uyarak aldığı 30.05.2016 tarihli makine mühendisi bilirkişi raporuyla belirlenen 17.350,00 TL'nin davalılardan tahsiline hükmetmiştir. Araç hasar bedelinin belirlenmesi bakımından farklı bilirkişiden de rapor alındığı ve davacı vekilinin (08.01.2013 tarihli) rapora karşı beyan dilekçesinde, davalı ... tarafından poliçesindeki limit gereği 5.000,00 TL'nin ödendiği ve mahkemenin ilk hükmünden sonra da 20.000,00 TL. ödendiği için araç hasarı yönünden sigorta şirketi ile aralarında ihtilaf kalmadığı; araç hasarı için yeniden inceleme yapılmasına gerek olmadığı şeklinde beyanda bulunduğu görülmektedir. Davacı vekilinin anılan beyan dilekçesindeki ifadeler, mahkemenin ilk kararında hükmettiği araç hasar bedeli (20.000,00 TL ile davalı ... tarafından düzenlenen poliçelerdeki maddi zarara ilişkin limitler (5.000,00 TL ve 30.000,00 TL) dikkate alındığında, davacının araç hasar bedelini davalı ... şirketinden tahsil ettiği kanaatini doğurmaktadır. Açıklanan bu vakıalar karşısında mahkemece; davacı vekilinden, araç hasar bedeli talebi ve sigorta şirketinden yapılan tahsilatlarla ilgili net açıklamada bulunmasının istenmesi; davalı ... şirketinden, davaya konu kaza nedeniyle davacı aracında oluşan hasar için yapılan ödemelerin araştırılması; tüm bunlardan sonra, davacı vekilinin 08.01.2013 tarihli beyan dilekçesi de dikkate alınarak bu talep hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi doğru görülmemiştir. 3-Davaya konu edilen geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatının belirlenmesi amacıyla, bozma ilamı kapsamında yargılamaya devam edilirken alınan bilirkişi raporlarıyla hesaplanan maddi tazminatların tahsili için ek dava mahiyetindeki birleşen davalar açılmış; mahkeme tarafından "birleşen davaların dava ve ceza zamanaşımı süresi içinde açılmadığının anlaşıldığı" gerekçesiyle, birleşen davalar zamanaşımından ret edilmiştir. Birleşen davalara ait dava dilekçelerinin davalılara tebliği üzerine, davalı ... tarafından verilen cevap dilekçelerinde, birleşen davalardan ikisi için zamanaşımı def'inin ileri sürülmediği; birleşen davalardan birinde ise, zamanaşımı def'inin süresinden sonra verilen cevap dilekçesinde ileri sürüldüğü görülmektedir. Zamanaşımının, doğmuş bir alacağa son veren sebeplerden olmadığı, sadece alacağın talep edilebilmesi imkanını ortadan kaldırdığı ve hukuki mahiyetinin de itiraz değil def'i olduğu dikkate alındığında; ancak, ileri sürüldüğü takdirde ve sadece ileri süren taraf bakımından dikkate alınabileceği açıktır. Zamanaşımı, hakimin re'sen dikkate alabileceği borcu sona erdiren itiraz sebeplerinden farklı olarak, sadece ileri süren taraf lehine uygulama alanı bulur. Zamanaşımı müessesesinin hukuki mahiyeti nedeniyle, birleşen davalarda zamanaşımı def'ini yasal cevap süresi içinde ileri sürmeyen davalı ... şirketinin zamanaşımından yararlandırılamayacağı; herbir davalı yönünden zamanaşımı savunmasının (sürede olup olmayışı da dikkate alınarak) ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği dikkate alınmadan, yanılgılı değerlendirme ve eksik incelemeyle, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. Kabule göre; davaya konu kazada bir kişinin öldüğü ve davacı ile birlikte iki kişinin de yaralandığı; olay tarihi itibariyle yürürlükte olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri gereği zamanaşımı süresinin 15 yıl olduğu; KTK'nun 109/2. maddesindeki yollama nedeniyle uygulama alanı bulan 15 yıllık ceza zamanaşımı süresi dolmadan birleşen davaların açıldığının gözetilmeyişi de doğru olmamıştır." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 18.11.2021 tarihli ve 2020/119 Esas, 2021/441 Karar sayılı kararı ile; asıl dava yönünden bozma kapsamında olmayan hususlarda karar verilmesine yer olmadığına, bozma kapsamında olan tazminatların yargılama sırasında ödendiğinden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleşen 2015/131 Esas sayılı dosya yönünden davanın kabulü ile 12.823,20 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline, 2016/63 Esas sayılı dosya yönünden davanın kabulü ile 17.286,31 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline, 2016/448 Esas sayılı dosya yönünden 36.958,64 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline, davalı ... yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine, 2021/61 Esas sayılı dosya yönünden davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen (ikinci bozma üzerine verilen) kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davacı vekili ile asıl ve birleşen davalı .... Tic. A.Ş vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davacı vekili, zamanaşımının, sürekli sakatlığa ilişkin kesin raporun öğrenilmesinden sonra işlemeye başlayacağının kabul edilmesi gerektiğini, son birleşen dava yönünden davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile davanın reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hesap bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeksizin ve yeni bir bilirkişi raporu alınmaksızın dosyaya sunulan bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin eksik inceleme ve araştırmaya dayalı şekilde karar verildiğini, davacı lehine sonuçlanan birleşen üç dosyaya ilişkin olarak davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davalı taraflardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacı tarafa iade edilmesine ilişkin karar verilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Asıl ve birleşen davalı .... Tic. A.Ş vekili, avans faizi verilmesinin hatalı olduğunu ve davanın uzamasında kusurları olmadığı için hakkaniyet gereği faizden indirim olması gerektiğini, davacının daha önce alınan raporunda geçici iş göremezlik süresi 3 ay olarak belirlenmişken Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından tamamen afaki biçimde 9 aya kadar uzayabileceği tespitinin raporlar arasında çelişki yarattığını, davacının 9 ay gerçekten çalışıp çalışmadığının araştırılması gerektiğini, maddi tazminat hesabının hatalı olduğunu, hesaplamalarda davacı gelirinde ortalama alınarak hesaplanan 2.750,00 TL yerine bordrolarda da geçen 574,29 TL'nin dikkate alınması gerektiğini, davacının bakiye ömür sonunun tamamında aynı işi yapamayacağının dikkate alınmayışının hatalı olduğunu, araç hasarı konusunda rapor tanziminde sadece gazete küpürüne bakılıp tespit yapıldığını, eksper raporu ya da araç fotoğrafı sunmayan davacının araç hasar bedeli hesabının hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, yakın takip nedeniyle davacının da kazada kusurlu olduğunu, aleyhlerine sonuçlanan tüm davalar açısından Borçlar Kanunu (BK) 52 nci maddesinin dikkate alınmasını, davanın raporların temini aşamaları nedeniyle yıllardır devam ettiğini bu nedenle BK. 52 nci maddesi uyarınca hesaplanan miktardan indirim yapılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) Poliçesi/İhtiyari Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi(İMSS) ile teminat altına alınan, diğer davalının işleteni olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı zarar nedeniyle asıl ve birleşen davalardaki maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43, 44, 46 ve 47 nci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Bozma sonrası mahkemece verilen kararın bozmaya uygun olması, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmamasına göre; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Asıl ve birleşen davada davacı vekili ile asıl ve birleşen davada davalı .... Tic. A.Ş vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ve asıl ve birleşen davalı .... Tic. A.Ş.'ye yükletilmesine, 8.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı .... Tic. A.Ş.'ye verilmesine, 8.400,00 TL vekalet ücretinin davalı .... Tic. A.Ş.'den alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,30.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.