Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/16569 E. 2025/10202 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/16569
- Karar No
- 2025/10202
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/525 E., 2022/1941 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/830 E., 2019/1055 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 15.11.2015 tarihinde davacının yolcu olduğu ve zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmayan aracın yaptığı trafik kazasında davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davalı kuruma yapılan başvuruya olumlu yanıt verilmediğini ileri sürerek açtığı belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 750,00 TL geçici iş göremezlik ve 250,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 159.779,81 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava açılmadan önce davalı kuruma usule uygun başvuru yapılmadığını, aracın çalıntı olduğunu ve davacının bu durumu bilmesi gerektiğini, bu sebeple zararın teminat dışı olacağını, kusur oranının Adli Tıp Kurumunca (ATK) belirlenmesi gerektiğini, maluliyet oranının da ATK'dan alınacak rapor ile kesin olarak belirlenmesi gerektiğini, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz ile yapılması gerektiğini, hatır taşıması bulunduğunu, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, dava tarihinden itibaren faiz talep edilebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine, 159.779,81 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 28.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; çalıntı aracın meydana getirdiği zararların teminat dışı olduğunu, dava açılmadan önce davalı kuruma eksik evrak ile başvuru yapıldığını bu nedenle talebin usulden reddi gerektiğini, kurumun sorumluluğunun kusur oranı ile sınırlı olduğunu bu nedenle kusur incelemesi yaptırılması gerektiğini, dosyaya sunulan iki maluliyet raporunda maluliyet oranının farklı olduğunu bu çelişki giderilmeden karar verilmesinin yerinde olmadığını, davacının çalıntı olduğunu bildiği araçta seyahat etmesi ve yaralanmalarından emniyet kemeri takmadığının anlaşılması karşısında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmayan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Eldeki davada kaza, 15.11.2015 tarihinde meydana gelmiştir. Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak davacının dava açarken sunduğu 27.10.2017 tarihli Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı raporunda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacıda %15,2 oranında maluliyet bulunduğu tespit edilmiştir. Mahkemece, alınan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 31.07.2019 tarihli maluliyet raporunda ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacıda %23 oranında maluliyet bulunduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar başvuran tarafından alınan ilk rapor kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmemiş ise de ilk raporda tespit edilen arazlar ile daha sonra Mahkemece alınan ikinci raporda tespit edilen arazların aynı olması sonucu tespit edilen maluliyet oranları arasında fahiş fark dikkate alındığında davalının itirazlarını karşılar şekilde Adli Tıp Üst Kurulundan çelişki giderir rapor alınması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalıdır. 3.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52 nci maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 78 inci ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150 nci maddesi uyarınca emniyet kemeri takılması zorunluluğu bulunan araçlardan biri de otomobildir. Davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle zararın artmasında katkısının bulunduğu, dolayısıyla müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine dair davalının savunması mahkemece kabul edilmemiştir. Somut olayda; kazaya karışan araçta yolcu konumunda bulunan davacının, tanık beyanlarında kaza sonrasında davacının aracın dışında olduğunun bildirilmesi ve omurgasında kırıklar bulunması nedeniyle araçtan kendiliğinden çıkmasının hayatın olağan akışına aykırı olması karşısında davacının kaza esnasında araçtan fırlayarak aracın dışına düşmüş olduğu ve emniyet kemeri takmadığı anlaşılmıştır. Buna göre; davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle zararın artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek TBK’nın 52 nci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. VI. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıda (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan sebeple davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.