Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/14531 E. 2023/342 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/14531
Karar No
2023/342
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/131 E., 2022/89 K. MAHKEMESİ : Ladik Asliye Hukuk Mahkemesi HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; 28.09.2011 tarihinde davalı ...'a ait ve taşıyıcı firması ... olan otobüste yolculuk eden davacının meydana gelen kaza sonucu malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 200.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl davada meydana gelen kazada davalının ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğu belirtilerek, 200.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ...'ın mirasçıları vekili cevap dilekçesinde; davalı ...'ın 13.07.2013 tarihinde vefat ettiğini, davanın açıldığı tarihte davalı ölü bulunduğundan ölü kişiye karşı dava açılamayacağını, dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, manevi tazminat taleplerinin çok yüksek olduğunu ve davacının maluliyet durumunun yeniden tespit edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının sorumluluğunun birleşik kasko poliçesindeki artan mali mesuliyet sigortası limiti ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, zorunlu mali mesuliyet sigortası limitini aşan zararları da karşıladığını, yeniden kusur ve maluliyet tespiti gerektiğini belirterek fahiş ve haksız manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesini istemiştir. 3. Davalı .... davaya cevap vermemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 16.03.216 tarihli ve 2014/115 Esas, 2016/20 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 70.000,00 TL'nin davalılar ... ve ... yönünden haksız fiil tarihi olan 28/09/2011 tarihinden, davalı ... yönünden dava tarihi olan 18/11/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı 1. Mahkemenin 16.03.2016 tarihli ve 2014/115 Esas, 2016/20 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesi 03.04.2019 tarih ve 2016/9716 Esas, 2019/4028 Karar sayılı ilamında; "...Olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı BK.'nın 47. maddesi hükmüne göre (6098 sayılı BK. md. 56), hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Mahkemece davacının manevi tazminat talebi yönünden yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; somut olayda, davacının yolcu olduğu aracın tam kusurlu olarak sebebiyet verdiği trafik kazasında davacı malul kalacak şekilde yaralanmıştır. Olay nedeniyle davacının duyduğu acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davalı tarafın sorumluluğun niteliği de göz önünde tutularak, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşecek şekilde hak ve nasafet kuralları çerçevesinde manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı miktarda manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, takdir olunan manevi tazminatın bir miktar fazla olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun şekilde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkeme, 04.12.2019 tarih ve 2019/110 Esas, 2019/132 Karar sayılı kararıyla, davanın kısmen kabulü ile 60.000,00 TL'nin davalılar ... ve ... yönünden haksız fiil tarihi olan 28/09/2011 tarihinden, davalı ... yönünden dava tarihi olan 18/11/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin, 04.12.2019 tarih 2021/2075 Esas, 20218095 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 03.11.2021 tarih ve 2021/2075 Esas, 2021/8095 Karar sayılı ilamında; "...1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılmış olmasına ve delillerin takdirinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; manevi tazminatın takdirinde BK'nun 47. (TBK'nun 56.) maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nasafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına göre; davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece 16/03/2016 tarihinde verilen kararla, manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilerek, hükmedilen manevi tazminattan davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuş, bu kararı sadece davalı ... vekilinin temyiz etmesi üzerine, 17. Hukuk Dairesi tarafından 03/04/2019 gün ve 2016/9716 Esas 2019/4028 Karar sayılı ilam ile takdir olunan manevi tazminatın bir miktar fazla olduğu ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın davalı ... yararına bozulduğu anlaşılmıştır. Şu durumda, manevi tazminat yönünden verilen 16/03/2016 tarihli karar davalı ... dışındaki davalılar tarafından usule uygun tebligata rağmen temyiz edilmediğinden, temyiz etmeyen bu davalılar yönünden 70.000,00 TL'lik manevi tazminatın miktarı kesinleşmiştir Hal böyle iken, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, sigorta şirketi dışındaki davalılar yönünden ilk kararın kesinleştiği gözetilmeksizin, anılan davalılar yönünden daha düşük miktarda manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir. 3-Bozma sebebine göre davacı vekilinin karardaki vekalet ücreti ve diğer yargılama giderine yönelik temyiz itirazının ise incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkeme, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 70.000,00 TL'nin (Davalı ... Anonim şirketi yönünden sorumluluğunun 60.000,00 TL ve faizleri ile sınırlı olacak şekilde ve dava tarihi olan 18.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte), davalılar ... ve ... yönünden haksız fiil tarihi olan 28/09/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu, yargılama giderlerine ilişkin hükümlerinin hatalı olduğunu, davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin de hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalıların sürücüsü, maliki ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddenin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ıncı maddeleri, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukuken imkan bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Mahkemenin 16.03.2016 tarih 2014/115 E., 2016/20 K. Sayılı kararı davalı ... lehine bozulduğu, temyize gelmeyen davalı ... mirasçıları yönünden kararın kesinleştiği anlaşıldığından yeniden vekalet ücretine karar verilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na eklenen geçici 3 üncü madde atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7 inci maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın 6 ncı bendinde yer alan "Davalılar" ibaresi çıkartılarak yerine "Davalı" ibaresinin yazılmasına, yine aynı bentte yer alan " ve ..." ibaresinin çıkarılarak 7. Bent olarak "Davalı ... hakkında karar kesinleştiğinden vekalet ücretine ilişkin olarak karar verilmesine yer olmadığına" ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle ve madde numaraları yapılan değişikliğe uygun olarak yeniden teselsül ettirilmek suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 12.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/14531, K. 2023/342, T. 12.01.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-14531-e-2023-342-k-ae7aaf3817e5