Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/13197 E. 2024/9904 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/13197
- Karar No
- 2024/9904
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/479 E., 2022/480 K. Taraflar arasında görülen sigorta tahkim yargılaması sonucunda verilen İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya zorunlu mali mesuliyet sigortalı aracın karıştığı kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 40.000,00 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... sunulan raporda, tedavinin ve iyileşme süresinin sonlandığına yönelik bir değerlendirme bulunmadığı, ayrıca maluliyetin deri hastalıkları ile ilgili olduğu ancak raporun tanziminde dermatolog hekimi katılmadığı görülmekle, raporun iyileşme süresi dolmadan verildiği ve ilgili branş hekiminin raporun tanziminde yer almadığı ve bu nedenle raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı kanaatine varılmıştır. Ayrıca yetişkin bir insanda vücut yüzey alanı yaklaşık 1,8 metrekare yani 18 santimetredir. Bu vücut alanının 41 karşılığı 180 santimetre karedir. Başvuranda tespit edilen skarın /keloid/ yara tamir dokusunun vücut yüzeyine göre oranının ne kadar olduğu, diğer taraftan skar yapının vücut yüzeyine oranı yanında fonksiyonel eksikliğe veya anatomik olarak kayba sebebiyet verip vermediğinin dikkate alınıp alınmadığı sağlık kurulu raporundan anlaşılamamakta olup, raporun usulüne uygun tanzim edilmediği ve hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı kanaatine varılmıştır. Sigorta şirketine başvuru anında kaza tarihine göre yürürlükteki Yönetmelik çerçevesinde ve illiyet bağını sağlar biçimde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu olmadan sigorta şirketinin sorumluluğunun belirlenmesi olanaklı değildir. Bu rapor sunulmadan sigorta şirketine başvurulmuş olması ve sonrasında tahkime başvuru yapılmış olması, aslen dava şartı eksikliği teşkil etmektedir...." gerekçesiyle davacı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; sunulan maluliyet raporunun mevzuata uygun olduğunu, hakemlerce uzmanlık alanı olmayan konularda yorum yapmasının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Gerekçe Uyuşmazlık; davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazası nedeni ile bedensel zarara dayalı tazminat talebine ilişkindir. Davacı vekili, davacının meydana gelen kazada yaralanıp malul kaldığını açıklayıp tazminat talebinde bulunmuş, Hakem Heyetince davadan önce sigorta şirketine yapılan başvuruda sunulan maluliyet raporunun mevzuata uygun olmadığı gerekçesiyle başvurunun usulden reddine karar verilmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 51 inci maddesinde " Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler." düzenlemesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddelerinde, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir düzenlemesine yer verilmiştir. Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine başvuruda bulunduğu, Karayolları Trafik Kanunun 97 inci maddesi hükmü gereğince zarar görenin sigorta şirketine başvuru şartını yerine getirmiş olduğu anlaşılmaktadır. Hakem heyetince, sunulan maluliyet raporunun mevzuata uygun olmadığı belirtilmiş ise de TBK'nın 51 inci maddesi gereğince Hakem Heyetince konusunda uzman bilirkişilerden usulüne uygun maluliyet raporu alınabileceği gibi davacıya bu yönde de süre verilebilecek iken davanın usulden reddine karar verilmesi doğru değildir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 30/23 maddesinde kanunda hüküm bulunmayan hallerde HMK hükümlerinin sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanacağı, HMK'nın 431 inci maddesinde hakem heyetinin bilirkişi seçimine karar verebileceği, HMK'nın 266 ve devamı maddelerinde bilirkişinin oy ve görüşünün alınacağı düzenlenmiş olduğuna göre İtiraz Hakem Heyetince, davacıda oluşan yara nedbesinin (skar) keloid veya hipertrofik skar niteliğinde olup olmadığı ve vücut yüzeyinin yüzde birinden fazla alanı kaplayıp kaplamadığı hususlarına da dikkat edilerek davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenerek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı şekilde içerisinde "plastik cerrahi uzmanının" da bulunduğu yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,17.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi