Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/1301 E. 2023/750 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1301
Karar No
2023/750
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/297 -2021/806 HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili asıl ve birleşen davada; davacıya ait 65 EE 314 plaka sayılı araca 14.03.2000 tarihinde suç şüphesi nedeniyle el konulduğunu ceza yargılaması sonucunda aracın davacıya iadesine karar verildiğini, davacının bu karardan ancak, Gümrük Ve Ticaret Bakanlığı Doğu Anadolu Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü Van Gümrük Müdürlüğünün 30.09.2013 tarih ve B.02.1 GÜM.1.08.03.641.04.(2009/1373)-14382 sayılı yazısı ile haberdar olduğunu, davacının el konulan ... plaka sayılı aracının kamyonet olduğunu ve ticari araç olarak kullanıldığını, bahse konu aracı ile nakliyat ve taşımacılık yapmakta olduğunu, bu el koyma kararının hukuka aykırı olarak devam etmesi nedeniyle davacının bu kazancından mahrum kaldığını ve muhazafa süresince aracın yıprandığını ileri sürerek, uğranılan zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili birleşen dava dilekçesi ile asıl dava dosyasında alınan rapor doğrultusunda geriye kalan 77.176,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili asıl ve birleşen davada; davanın zamanaşımına uğradığını dava değerinin düşük olduğunu, davanın işlemi yapan kuruma yöneltilmesi gerektiğini, davalı idarenin yasadan kaynaklanan yetkisini kullandığını, bu nedenle idarenin bir kusur ve ihmalinden söz edilmesinin mümkün olmadığını, yasal prosedür gereğince işlemlerin gerçekleştiğini idarenin kusurunun olmadığını, davacının olay nedeniyle kazanç kaybına uğramadığını ancak kazanç kaybı hesaplanacaksa zorunlu giderlerin de dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 21.05.2015 tarih ve 2013/475 Esas, 2015/462 Karar sayılı kararıyla, davacının aracın net geliri ve yoksun kalınan kâr mahrumiyetine yönelik davasının kabulü ile maddi tazminatın 11.08.2019 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile davalıdan tahsiline, araç bedeli ve yıpranma bedeline yönelik talep konusunda ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 20.01.2020 tarih ve 2019/1612 Esas, 2020/164 Karar sayılı ilamı ile “...davacıya ait araca akaryakıt kaçakçılığında kullanıldığı iddiasıyla 14.03.2000 tarihinde el konulduğu, Van 1. Ağır Ceza Mahkemesince sanıkların toplu kaçakçılık suçundan cezalandırılmasına ve suç vasıtası araçların müsaderesine karar verildiği, hükmün temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 2003/21332 Esas sayılı kararıyla 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nda yapılan lehe yasa değişikliği yönünden değerlendirme yapılmak üzere hükmün bozulduğu, bozma sonrasında, Van 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.03.2005 gün, 2004/127 Esas ve 2005/95 Karar sayılı ilamıyla sanıkların toplu kaçakçılık suçundan cezalandırılmasına ve suç vasıtası araçların müsaderesine karar verildiği, hükmün temyiz edilmesi üzerine de Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 06.04.2009 gün, 2006/8499 Esas ve 2009/4139 Karar sayılı ilamıyla kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, akaryakıtın müsaderesine ve el konulan araçların sahiplerine iadesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacının yoksun kalınan kazanca dair talebi yönünden, hükme esas alınan bilirkişi raporu kesin, açık, anlaşılır olmadığı gibi, denetime ve hüküm kurmaya da elverişli olmadığı, öncelikle davaya konu araca ait vergi kayıt ve beyanları ile el koyma öncesi gelir durumunu gösterir her türlü belge ilgili kurumlardan tespit edilip dosya içerisine alınarak ve aracın yılın her günü çalışamayacağı da gözetilerek bir zarar hesabı yapılması gerekirken, hayatın olağan akışına aykırı şekilde yılın her günü çalışacağının kabulü ile zararın belirlenmesi doğru olmadığı, ayrıca, davacının yaptığı iş ve kapasitesi gözetilerek yeni bir araç temin etmesi için gereken makul süre de gözetilerek sadece bu süre için davacının kazanç kaybı hesabı yapılması gerekirken bu durum dikkate alınmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya uygun düşmediği...” gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, aracın sahibine iadesi için gerekli işlemlerin yapılmayarak aracın iadesinde gecikmeye neden olunduğu gerekçesiyle davalı idarenin tazminatla sorumlu olduğu kabul edilmiş, ancak davacının da zararın artmasına sebebiyet verdiği için alınan bilirkişi raporunda hesaplanan zarar üzerinden %60 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak asıl davanın kabulüne, 1.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Dairemiz bozma kararı sonrası eldeki asıl dava ile birleştirilmesine karar verilen birleşen davanın ise kısmen kabulüne, bilirkişi raporunda hesaplanan zarar %60 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak 55.192,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının olayda ağır kusuru olduğunu, ceza davasının beraatle sonuçlanmadığını, zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırıldığını, hakkaniyet indiriminin de daha yüksek olması gerektiğinden verilen kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacıya ait araca suçta kullanıldığı gerekçesiyle el konulması ve muhafaza altında kaldığı sürece aracı kullanamamaktan kaynaklanan kazanç kaybı ve aracın uygun koşullarda muhafaza edilmemesi nedeniyle oluştuğu iddia edilen yıpranma bedelinin davalı idareden tazmini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu (mülga) 41 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazları yönünden; tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi olanağı bulunmamasına göre davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; davacı vekilinin birleşen davaya yönelik dava dilekçesi 12.10.2015 tarihinde davalı idareye tebliğ edilmiştir. Davalı vekili ise açılan davaya karşı diğer cevapları ile birlikte 16.10.2015 tarihli cevap dilekçesinde birleşen davanın süresinde açılmadığını ileri sürerek zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Mahkemece, davalı vekilinin bu yöndeki savunması üzerinde durulmaksızın karar verilmiştir. Zamanaşımı defi hakkında inceleme yapılıp, öncelikle bu hususların sonuca bağlanması gerektiğinden, davalı tarafın birleşen dava dilekçesindeki talebin zamanaşımına uğradığı ile ilgili def’i yönünden olumlu ya da olumsuz karar verilmesi için birleşen davadaki hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 3. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin birleşen davaya yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile kararın BOZULMASINA, 3. Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin birleşen davaya yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 23.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/1301, K. 2023/750, T. 23.01.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-1301-e-2023-750-k-d4a45226c216