Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/5772 E. 2021/7891 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/5772
- Karar No
- 2021/7891
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Davacı ... vekili Av. ... tarafından, davalı ... Sigorta A.Ş aleyhine 19/02/2019 tarihli dilekçe ile trafik kazası sonucu cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine Uyuşmazlık Hakemince yapılan inceleme sonucunda; başvurunun kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı vekilinin başvurusu üzerine yapılan itiraz incelemesinde; İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazının reddine dair verilen 22/10/2019 tarih ve 2019/İHK-14824 sayılı kararın davalı vekilince süresi içinde temyizi istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya incelenerek gereği görüşüldü: K A R A R Davacı vekili; 28/12/2016 tarihinde müvekkilinin yolcu olduğu ve davalıya trafik sigortalı aracın karıştığı tek taraflı trafik kazasında müvekkilinin ağır yaralandığını ve travma sonrası stres bozukluğu yaşadığı, kaza ile ilişkili travmatik olayları istem dışı olarak sürekli yaşantıladığını ve %15 oranında malul olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.100,00 TL maddi tazminatın başvuru tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş; 16/05/2019 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 149.836,00 TL ye yükseltmiştir. Davalı vekili; başvurunun reddi gerektiğini savunmuştur. Uyuşmazlık Hakem Heyetince; başvurunun kısmen kabulü ile 136.982,00 TL daimi maluliyet, 10.354,00 TL geçici iş göremezlik, 1.000,00 TL ulaşım masrafı olmak üzere toplam 148.336,00 TL tazminatın 09/01/2019 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karara davalı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiş; karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. 1)Dava, trafik kazası sonucu cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gereklidir. Söz konusu belirlemenin ise, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Somut olayda; davacı vekilince dosyaya sunulan ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 28/11/2018 tarihli raporda, davacının travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle tüm vücut fonksiyon kaybı oranı %15 olarak belirlenmiştir. Anılan bu raporun tanziminde, kaza tarihi itibariyle uygulanması gereken Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmeliği ekindeki cetvellerin kullanılması, Dairemizin yerleşik uygulamalarıyla kabul edildiğinden kullanılan cetvel bakımından rapor usule uygundur. Ne var ki; rapor, tanzim tarihi itibariyle davacı muayene edilmeden düzenlenmiş, davacının daha önce 08/06/2017 tarihinde yapılan muayene bulgularının rapora aktarıldığı belirtilerek değerlendirme yapılmıştır. Ayrıca davalı vekili, davacının belirtilen yönetmelik uyarınca bir yıl sonra kontrol edilmesi gerektiğini, davacının sadece 08/06/2017 tarihinde muayene edildiğini, sürekli kaydı ile rapor düzenlenmesinin mümkün olmadığını savunmaktadır. Davacının maluliyetinin haksız fiil sorumlusunun fiili sonucu oluştuğunun, yani haksız fiil ile maluliyet arasında illiyet bağı bulunduğunun belirlenmesi sorumluluk açısından zorunludur. Bu nedenlerle bilirkişi raporu karar vermeye elverişli değildir. Eksik inceleme ile karar verilemez. Bu durumda, davacının psikolojik tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakları dosya arasına getirtildikten sonra muayenesi de yapılarak, davacıya ait 28/11/2018 tarihli rapor da irdelenmek suretiyle en yakın üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı başkanlığından içerisinde pskiyatri uzmanı da bulunan bir heyetten yeni bir rapor alınarak, kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmeliğine göre, kazadan sonra oluştuğu belirtilen travma sonrası stres bozukluğu rahatsızlığının kaza ile illiyet bağının olup olmadığı, maluliyet oranına etki edip etmediği tespit edilerek, rapor tanziminin istenmesi ile oluşacak sonuca göre (maluliyet oranı bakımından davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilerek) karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 2) T.C. Anayasası’nın 36. maddesinin 1. fıkrasındaki adil yargılanma hakkının ve 6100 sayılı HMK’nın 27. maddesindeki hukuki dinlenilme hakkının kapsamında yer alan savunma haklarının etkin biçimde kullanılması bakımından, davada esaslı işlem olan bilirkişi raporlarının taraflara usulünce tebliğ edilmesi gerekir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesinin 23. fıkrasında, bu Kanun’da hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin kıyasen uygulanacağı belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın tahkim usulüne ilişkin tebligatı düzenleyen 438. maddesinde, taraflara aksi kararlaştırılmadıkça tebligatın 11/02/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacağı düzenlenmiştir. Sigorta tahkim yargılamasında da uygulanması gereken Tebligat Kanunu’nun 11. maddesi ise “vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır” düzenlemesini içermektedir. Somut olayda; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına esas alınan 09/05/2019 tarihli hesap raporunun davalı vekiline tebliğine ilişkin dosyada bilgi ve belge bulunmadığı, karara itiraz eden davalı vekili tarafından, tebliğe ilişkin usulsüzlüğün de itiraz sebebi yapıldığı, İtiraz Hakem Heyeti tarafından, ara karar içeriklerinden, ara kararı ve bilirkişi raporunun tarafların sistemde kayıtlı elektronik posta adreslerine tebliğ edilmesi nedeniyle tebligatların usule uygun olduğu kabul edilerek inceleme yapılıp davalı vekilinin tüm itirazlarının reddine karar verildiği görülmektedir. Oysa, davalı ... vekili davada kendisini vekille temsil ettirmekte olup, davaya cevap veren vekil tarafından da tebliğe esas olmak üzere e-mail bilgilerinin cevap dilekçesinde bildirildiği, 7201 sayıl Kanun’un 11. maddesi gereği vekilin bildirdiği bu adrese tebliğlerin yapılması gerektiği gözetilmelidir. Açıklanan tüm bu nedenlerle; vekille temsilin söz konusu olduğu davada yapılacak tüm tebliğlerin vekile yapılması gereği de gözetilerek, karara esas alınan raporların davalı vekiline tebliği sağlanıp eksikliğin bu şekilde giderilmesi ve davalı vekilinin raporlara itirazlarının alınıp değerlendirilmesi ile oluşacak sonuca göre, davalı vekilinin diğer itirazları hakkında değerlendirme yapılması gerekirken, usule aykırı biçimde ve davalı yanın savunma haklarını da kısıtlayacak şekilde yargılamaya devam edilip karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. 3)Kabule göre de; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16. maddesinin 13. fıkrası ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin 17. maddesinin 2. fıkrası gereği, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen vekalet ücretinin 1/5’i tutarında (maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla) olması gerektiği gözetilmeden, tam nispi vekalet ücretine karar verilmesi de doğru görülmemiştir. 4)Bozmanın kapsam ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1), (2) ve (3) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, dosyanın İtiraz Hakem Heyetine iletilmek üzere hakem kararının saklanması kararını veren ... Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 01/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.