Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/25788 E. 2023/12141 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/25788
Karar No
2023/12141
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2013/346 E., 2016/111 K. Avukat ... HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.09.2019 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte taraflardan kimsenin gelmemiş olduğu belirlendikten sonra eksiklik nedeni ile geri çevrilen dosya eksik hususlar tamamlanarak tekrar gelmekle işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 09.11.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davacıya ait, davalıya kasko sigortalı aracın meydana gelen kazada hasarlandığını ve pert olduğunu açıklayıp araç hasarına ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 51.400,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, aracın tescil kaydı üzerinde dain-i mürtehin kaydı bulunduğundan davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, diğer taraftan poliçe primlerinin ödenmemesi nedeniyle poliçenin iptal edildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. ASLİ MÜDAHİL Yapı Kredi Bankası vekili; aracın tescil kaydı üzerinde banka lehine dain mürtehin kaydı bulunduğunu, banka alacağının tahsili amacıyla rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattıklarını davacı yanında davaya müdahale ederek hükmedilecek tazminatın bankaya ödenmesi kayıt ve şartıyla davaya muvafakat ettiklerini bildirmiştir. IV. MAHKEME KARARI Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, temyiz dilekçesinde; dain-i mürtehin sıfatına haiz olan bankanın davaya asli müdahale talep etmesi nedeniyle davacının aktif dava ehliyetini kazandığını, poliçenin iptalinin geçerli olmadığını, poliçenin tesliminin makbuz hükmünde olup poliçenin iptaline ilişkin tebligatın geçersiz belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 879 uncu maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1453 ve 1456 ncı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Davacı vekili, davacıya ait, davalıya kasko sigortalı aracın meydana gelen kazada pert olacak şekilde hasarlandığını açıklayıp araç hasarının poliçe teminat kapsamında ödenemesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, poliçenin menfaatdarı ve dain-i mürtehin hakkı sahibinin .... olduğunu, ayrıca poliçe priminin de ödenmediğinden poliçenin iptal edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Dain-i mürtehin hakkı sahibi Yapı Kredi Bankası AŞ vekili, hükmedilecek tazminatın bankaya ödenmesi şartıyla davaya muvafakat ettiklerini ve davacı yanında davaya müdahale talebinde bulunduklarını beyan etmiştir. Mahkemece, dain-i mürtehin hakkı sahibi banka tarafından şarta bağlı muvafakatının olduğunun bildirildiği, ancak şarta bağlı muvafakatin geçerli olmadığı, bu sebeple davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiştir. Varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Dain ve mürtehin; rehin alacaklısı anlamına gelir. Dain-i mürtehin sigorta yaptıran kişiye vermiş olduğu borç ya da kredi nedeniyle, ödenecek tazminattan birinci derecede alacaklı olan ve bu durumunun poliçede belirtildiği gerçek ya da tüzel kişidir. Malikin alacaklı lehine yaptırdığı sigortalarda rehin alacaklısı (dain ve mürtehin) sigorta lehtarı yani sigortalı olarak gösterildiğinden, rizikonun gerçekleşmesi durumunda sigorta tazminatını talep ve dava hakkı öncelikle sigorta lehtarı durumunda olan rehinli alacaklıya ait bulunmaktadır ( Ulaş, I. Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku, Ankara 2012, s.176 ). Bu açıklamalardan sonra, yerel mahkemece dava aktif husumet (sıfat) gerekçesiyle reddedilmiş olması nedeniyle, uyuşmazlığın çözümünde öncelikle davada sıfat kavramı üzerinde durulması yerinde olacaktır. Sıfat, davaya konu subjektif hak ile taraflar arasındaki ilişkidir. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler şekli taraf kuramına göre o davanın tarafları iseler de, bu her zaman o kişilerin taraf sıfatına sahip oldukları anlamına gelmez. Taraf sıfatı dava şartı değildir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır (Pekcanıtez, H./Atalay, O./Özekes M. Medeni Usul Hukuku, Ankara 2012, s. 248-249 ). 6102 sayılı Kanun'un 1453 üncü maddesi uyarınca malı rehin alan kimse o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi, aynı Kanun'un 1406 ncı maddesi uyarınca bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Yine 6102 sayılı Kanun'un 1456/1 inci maddesinde "Sınırlı ayni hak ile takyit edilmiş bir mal üzerindeki, malike ait menfaat sigortalandığı takdirde, kanunda aksi öngörülmemişse, sınırlı ayni hak sahibinin hakkı sigorta tazminatı üzerinde de devam eder" düzenlemesine; 1456/2 nci maddesinde ise "Sigortacıya, mal üzerinde sınırlı ayni hak bulunduğu bildirildiği takdirde, ayni hak sahiplerinin izni bulunmadıkça, sigortacı sigorta tazminatını sigortalıya ödeyemez. Ayni hakkın sicille alenileştiği veya sigortacının bunu bildiği durumlarda bildirime gerek yoktur. Sigortalı menfaate konu malın tamiri veya eski hâline getirilmesi amacıyla ve teminat gösterilmesi şartıyla, tazminat sigortalıya ödenebilir" düzenlemesine yer verilmiştir. Ayrıca Türk Medeni Kanunu'nun 879. maddesi uyarınca, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatının alınması gereklidir. Böyle bir durumda, sigortalı durumda olan rehin hakkı sahibi olduğundan sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkının da öncelikle ona ait olması gerekir ve sigorta ettiren, ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatını almak suretiyle sigortadan, kendi menfaati de zedelendiği takdirde, tazminat istemek hakkına sahip olur. Öncelikle talep hakkının rehin hakkı sahibinde olması, yani sigorta bedelinin rehin hakkı sahibine ödenmesi gerektiği durumda, rehin hakkı sahibinin muvafakatinin bulunması halinde sigortalıya sigorta bedeli ödenebilir. Bu durumda dava açma hakkı da öncelikle rehin hakkı sahibinde olduğundan bir dava şartı olarak aktif dava ehliyeti olan davacı sıfatının da rehin hakkı sahibinde olduğu, buna karşın daini mürtehinin muvafakati halinde bu şartın yerine getirilmiş sayılacağı Dairemiz yerleşik içtihatları ile de ortaya konulmuştur. Somut olayda; davaya konu kasko sigorta poliçesinde, dava dışı bankanın dain mürtehin sıfatı ile hak sahibi olduğu görülmekte olup davacının sigorta poliçesine dayanarak tazminat talebinde bulunabilmesi için, dain mürtehinin bu konuda açık muvafakatının alınması gerektiği gözetilerek karar verilmelidir. Davaya konu sigortalı araç üzerinde Yapı Kredi Bankası AŞ lehine dain mürtehin kaydı bulunmaktadır. Davacı sigortalı tarafından açılan eldeki bu davaya bankanın muvafakat edip etmediği sorulmuş, banka tarafından verilen 10.11.2013 tarihli yazı cevabında, hükmedilecek tazminatın bankaya ödenmesi kayıt ve şartıyla davaya muvafakat edildiği bildirilmiştir. Anılan muvafakat, kayıtsız ve şartsız muvafakatı içermediğinden anılan muvafakatın geçerli olmadığı konusunda mahkemenin kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır. Nitekim dosyanın incelenmesinde, dain mürtehin hakkına sahip Yapı Kredi Bankası AŞ tarafından 28.02.2014 havale tarihli dilekçe ile davacı yanında davaya asli müdahale talebinde bulunulduğu, ayrıca adı geçen banka tarafından verilen 20.01.2021 tarihli cevap ile kredi alacağının tahsili maksadıyla rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı, davaya konu sigortalı aracın icra takip dosyasında satışının yapıldığı anlaşılmaktadır. 4721 sayılı Kanun'un “Sigorta tazminatı üzerinde hak” başlıklı 879'uncu maddesinin birinci fıkrası ise “Muaccel olan sigorta tazminatı, malike ancak bütün rehinli alacaklıların rızasıyla ödenebilir” şeklindedir. Öncelikle kredi borcunun ödenen miktarı kadar kısım yönünden dain-i mürtehin banka davaya muvafakat vermese bile, davacının davada aktif husumet (sıfat) ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekir. Diğer taraftan rehinli alacaklı banka tarafından davacı yanında asli müdahale talep edildiği ve alacağının tahsili maksadıyla takibe geçildiği ve davanın tarafı ... geldiği gözetildiğinde, rehin alacaklı bankanın artık davaya muvafakatının bulunmasına da gerek yoktur. Açıklanan nedenlerle mahkemece, davacı sigortalının aktif dava ehliyetinin bulunduğu gözetilerek işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2. Bozma ilamının neden ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. V. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Duruşmada vekille temsil olunmayan davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 09.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/25788, K. 2023/12141, T. 09.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-25788-e-2023-12141-k-5b80702fa7a0