Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/25532 E. 2024/1195 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/25532
Karar No
2024/1195
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/4843 E., 2021/1289 K. DAVALILAR : 1- ... vekili Avukat ... 2- Sinpaş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 01.11.2011 HÜKÜM/KARAR : Red/Red İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/937 E., 2018/845 K. Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemece yetkisizlik kararı verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 12.05.2016 tarihli ve 2016/6563 Esas, 2016/5833 Karar sayılı ilamıyla bozma kararı verilmiş, dosya aynı mahkemeye gönderilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın esastan reddine karar verilmiştir. Mahkemenin kararı davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Bölge Adliye Mahkemeleri, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 ve geçici 2 nci maddeleri uyarınca kurulmuş ve Adalet Bakanlığı’nın 07.11.2015 tarihli 29525 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan kararı uyarınca tüm yurtta 20.07.2016 tarihinde göreve başlamışlardır. 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasında “Bölge Adliye Mahkemelerinin 26.09.2004 tarihli 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmi Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar 1086 Sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.", (2) numaralı fıkrasında “Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez.” hükmü yer almaktadır. Eldeki davada; davacı vekili tarafından davanın ilk olarak İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış olup, mahkemenin 04.06.2013 tarih ve 2011/477 -2013/93 sayılı yetkisizlik kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 12.05.2016 tarih ve 2016/6563-5833 sayılı bozma ilamı ile kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, İlk Derece Mahkemesinin kararı istinaf yasa yoluna tabi olmayıp, değişiklikten önceki HUMK hükümlerine göre temyize tabidir. Yasa yolu adının yanlış gösterilmesi ona istinaf hukuki vasfını kazandırmayacaktır. Buna göre; İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin davanın reddine dair 19.07.2018 tarihli kararının temyiz incelemesinin Yargıtay tarafından yapılması gerektiği göz önünde bulundurulduğunda, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi’nin 16.09.2021 tarih ve 2019/4843 Esas 2021/1289 Karar sayılı kararının yok hükmünde olduğu anlaşıldığından, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi’nin anılan kararının kaldırılmasına karar verilerek işin esasının ve İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu davanın reddine dair kararının temyiz incelemesine geçilmiştir. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu ... aleyhine başlatılan takibin sonuçsuz kaldığını, dava konusu taşınmazı davalı Sinpaş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Anonim Şirketin den gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın almasına rağmen adına tescil ettirmediğini belirterek, taşınmazın borçlu adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Sinpaş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, davalı ......'in edimlerini yerine getirmediğinden tescile hak kazanmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı borçlu, cevap dilekçesi sunmamıştır. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 04.06.2013 tarihli ve 2011/477 Esas, 2013/93 Karar sayılı kararı ile; mahkemenin yetkisiz olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin12.05.2016 tarihli ve 2016/6563 Esas, 2016/5833 Karar sayılı ilamı ile; mahkemenin yetkili olduğu ve esas hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün 2014/3327 Esas (2011/17471 Eski) sayılı takip dosyasında davacı tarafın birden fazla defa haciz işlemi yaptığı, haciz tutanağının İİK 277 gereğince geçici aciz vesikası hükmünde olduğu sabittir.Ancak davalı ... adına kayıtlı olan Çankırı Çerkeş ilçesinde iki adet taşınmaz bulunduğu, davacının bu taşınmazların üzerine haciz uyguladığı, ancak hacizden sonra davalı ... hissesisinin satışı için gereken işlemleri yapmadığı, bu nedenle icra müdürlüğünce davacının kesin aciz belgesi verilmesi istemini reddettiği anlaşılmıştır. Dava tarihinin 01.11.2011 olup geçen 7 yıllık yargılama süreci içinde bono asıl borçlusundan da davacının alacağını tahsil edilebileceği gibi davalı ... yönünden de İİK 277 anlamında kesin aciz vesikasını dosyaya ibraz etme dava koşulunu yerine getirmediği anlaşılmıştır. Davacının 94/2 gereğince dava açabilmesi için öncelikle İİK 277 gereğince takip dosyasında kesin aciz vesikası alma şartını yerine getirmediği, bu nedenle mahkememiz dosyasında dava açmak için dava şartını yerine getirmediği, İİK 89 gereğince ikinci haciz ihbarnamesi ile alacağını isteyebileceği dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı ..." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; aciz belgesi niteliğinde belgelerin sunulduğunu, davalı üçüncü kişinin İİK'nın 89/1 ihbarnamelerine itiraz ettiğinden alacağın tahsil imkanı kalmadığını, Tüketici Mahkemesindeki davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.06.2013 tarih ve 2011/477 Esas -2013/93 sayılı yetkisizlik kararı; Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğinden; yeniden yapılan yargılama sonunda verilen kararın istinaf yoluna tabi olmayacağından; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 16.09.2021 tarih ve 2019/4843 Esas 2021/1289 sayılı kararının yok hükmünde olduğundan; kaldırılmasına, 2. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 3. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, davalı üçüncü kişi ile borçlu arasındaki sözleşmenin fesh edildiği ve borçlunun taşınmazdan tahliyesine karar verilmiş olduğu anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, (2) ve (3) numaralı bentlerde yazılan gerekçe ile davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 143/5.maddesi gereğince davacıdan harç alınmamasına, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/25532, K. 2024/1195, T. 06.02.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-25532-e-2024-1195-k-2bb121c585d3