Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/21902 E. 2024/3748 K.

Konu: Tasarrufun İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/21902
Karar No
2024/3748
Karar Tarihi
Konu
Tasarrufun İptali

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2097 E., 2021/871 K. HÜKÜM/KARAR : Red/ Red İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/408 E., 2019/129 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ... hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, davalıların mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazı borçlu nam ve hesabına elinde tutan ... tarafından 31.08.2015 tarihinde davalı ...'ya devrettiğini belirterek, bu tasarrufun iptaline karar verilmesi talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazın müvekkili tarafından tapu kaydına güvenilerek iyi niyet ile satın alındığını, taşınmazı satın alırken taşınmaz kayıtları üzerinde hiçbir takyidat olmadığını, satışının gerçekleşmesini önleyen, sınırlayan hukuki hiçbir engelin, hiçbir sakıncanın ve tereddüdün bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin hukuki işlemde taraf olmadığını, dolayısıyla HMK 114/d gereğince husumet ehliyeti bulunmadığından, davada hasım olamayacağını, davacının dava açmasında HMK 114/b-h madde gereğince hukuki yararı olmadığını, davanın iyi niyetten de yoksun olduğunu, müvekkili ile ... arasındaki işlemin yasal yönden geçerli, hukuken korunması zorunlu bir satış işlemi olduğunu, davacının kredi borçlularına ek olarak dava dışı üçüncü kişilerin müteselsil kefil olarak sorumluluk üstlendiğini ve artı teminat olarak toplam 3.600.000.00 Euro değerli iki taşınmaz verdiğini, savunarak dava önşartları oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3.Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın miras yolu ile davalı ...'a kaldığı, onun tarafından da davalı ...'ya satılmış olduğu, dava konusu taşınmazın hiçbir zaman davalı borçlu ... adına tescil edilmediği, ortada borçlu adına kayıtlı bir taşınmazın alacaklıdan mal kaçırmak kastıyla tasarrufundan söz edilemeyeceği, İİK 278 ve 280 maddelerinde aranan iptal sebeplerinin gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf etmiştir. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde ,nam-ı müstear iddialarının dikkate alınmadığını, dava konusu taşınmazın gerçek malikinin borçlu olduğunu, 28.07.1971 ve 15.09.1992 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin değerlendirilmediğini, davalı-borçlunun bankaya verdiği beyanında dava konusu taşınmazı kendi mal varlığı olarak gösterdiğini, davalı ... ...ın davalı-borçlunun genel müdürü olduğunu, ana taşınmazdan ayrılan dava dışı 252 parsel sayılı taşınmazın nihayetinde davalı-borçluya devredildiğini, davalıların alacaklılardan mal kaçırmak kastıyla hareket ettiklerin, belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın tüm talepleri yönünden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın davalı ...'a miras yolu ile kaldığı, davacı tarafından delil olarak sunulan 28.07.1971 tarihli ve 15.09.1992 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinde, davalı-borçlunun satış vaadi alacaklısı olarak yer almadığı, bu sözleşmelerde yer alan satış bedellerinin davalı-borçlu tarafından ödendiğinin, ve taşınmazın davalı-borçlu tarafından nam-ı müstear yolu ile satın alındığının ispatlanamadığı, davalı-borçlunun 23-44 yıl gibi uzun bir süre kendisine ait taşınmazı alacaklılardan mal kaçırmak kastı ile diğer davalı üzerinde bıraktığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf talebinin HMK 353/1-b/1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçelerinde belirttikleri nedenleri yineleyerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun'un 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve davacı vekilinin sunduğu sözleşmelerin borçluyu bağladığı düşünülse dahi bu sözleşmelerin borcun doğumundan çok önce yapılmış olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/21902, K. 2024/3748, T. 24.04.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-21902-e-2024-3748-k-be3d6eddd71f