Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/21876 E. 2022/18094 K. – Tahkim

Konu: Tahkim

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/21876
Karar No
2022/18094
Karar Tarihi
Konu
Tahkim

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tahkim davası hakkında ... ... tarafından verilen karara karşı davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetinin 25.07.2021 tarih ve 2021/İHK-21137 sayılı itirazın reddine dair verilen kararının süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü; K A R A R Davacı vekili, davalıya zorunlu trafik sigortalı aracın 20.08.2016 tarihli tek taraflı kazası sonucu aynı araçta yolcu olarak bulunan müvekkilinin yaralandığını ve sürekli iş gücü kaybının oluştuğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, sürekli iş göremezlik talebini 151.600,84 TL’ye yükseltmiştir. Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. ... Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kısmen kabulü ile 84.261,54 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.212,78 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 1.010,45 TL geçici bakıcı olmak üzere toplam 86.484,77 TL tutarındaki tazminatın 07/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsil edilerek başvuru sahibine ödenmesine, fazlaya ilişkin tazminat talebinin reddine karar verilmiş; davalı vekilinin karara itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur 1-Somut uyuşmazlıkta, davacı vekilinin ... kararına karşı itirazda bulunmadığı, İtiraz Hakem Heyetince de yeni bir karar verilmediği, davalının itirazları reddedildiği anlaşıldığından, hakem kararına yönelik temyiz yoluna başvurmakta davacı vekilinin hukuki yararı bulunmadığından temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 3-Dava trafik kazasından kaynaklı bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Davaya konu kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 1. fıkrasında; "iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır" düzenlemesine; aynı maddenin 4. fıkrasında "iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir" düzenlemesine; maddenin 5. fıkrasında ise "iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık; kamu görevlileri, er ve erbaşlar ile kamu idareleri tarafından görevlendirilen diğer kişilerin vazifelerinin gereği olarak yaptıkları fiiller sonucu meydana gelmiş ise, bu fiillerden dolayı haklarında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunanlar hariç olmak üzere, sigortalı veya hak sahiplerine yapılan ödemeler veya bağlanan gelirler için kurumuna veya ilgililere rücu edilmez. Ayrıca, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölümlerde, bu Kanun uyarınca hak sahiplerine bağlanacak gelir ve verilecek ödenekler için, iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde kusuru bulunan hak sahiplerine veya iş kazası sonucu ölen kusurlu sigortalının hak sahiplerine, Kurumca rücu edilmez" düzenlemesine yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinde; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nın 27.01.2021 tarihli yazısında 03.12.2019-21.12.2019, 23.12.2019-25.12.2019 tarihleri arasında istirahat karşılığında 1.923,36 TL geçici iş göremezlik ödeneği ödenmiş olduğu, sürekli iş göremezlik geliri ile ilgili herhangi bir talebin bulunmadığı yönünde belge düzenlendiği, eldeki başvuruya konu edilen 03.12.2019 tarihli trafik kazasının SGK nezdinde kayıtlara iş kazası olarak geçtiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davacı tarafça sunulan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nın 27.01.2021 tarihli yazısının sürekli iş göremezlik geliri yönünden yetersiz olduğu açık olup gerekli araştırmanın yapılmayışı eksik inceleme niteliği taşımaktadır. Bu durumda; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'na müzekkere yazılarak, davaya konu kazaya ilişkin olarak iş kazası yönünden araştırma yapılıp yapılmadığı ve olayın iş kazası olarak kabul edilip edilmediği; olayın iş kazası olarak kabulü suretiyle, davaya konu kazadaki kalıcı maluliyeti nedeniyle davacıya sürekli işgöremezlik (kalıcı maluliyet) geliri bağlanıp bağlanmadığı; gelir bağlanmış ise, rücuya tabi olup olmadığı ve rücu istemli dava açılıp açılmadığı; bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin ne olduğu hususlarının sorulması; bağlanan gelir rücuya tabi ise 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesi hükmü değerlendirilerek tazminatın belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetli olmamıştır. 4-İtiraz Hakem Heyetince hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda davacının TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresi belirlenmeden, davacının 99 yaşına kadar yaşama ihtimali olduğu kabul edilerek ve bu yaş baz alınarak "irat yöntemi" ile işleyecek/ bilinmeyen devre hesabının yapılmış olduğu, işleyecek aktif dönem ile işleyecek pasif dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin de açık bir şekilde yazılmadığı anlaşılmış olup, bu yönüyle raporun denetime elverişli olmadığı görülmüştür. Bu durumda; davacının TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre bakiye ömür süresi belirlenerek (tablodaki son yaş olan 99 yaşa kadar değil, hesap tarihindeki yaşına göre saptanacak bakiye ömür süresi), aktif ve pasif dönem başlangıç ve bitiş tarihleri ile süreleri gösterilmek suretiyle (karara yalnızca davalının itiraz ettiği ve rapordaki diğer hususlarda davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek) denetime elverişli ek rapor alınıp, oluşacak sonuca göre hükmü temyiz eden davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak da dikkate alınmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir. 5-5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinin (17) numaralı fıkrası ve 19/01/2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 6. maddesi ile adı geçen Yönetmelik'in 16. maddesine eklenen 13. fıkra uyarınca tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 17.maddesi (2) numaralı fıkrasına göre de Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Tarifenin üçüncü kısmına göre nispi avukatlık ücretine hükmedilen durumlarda da talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine tarifeye göre hesaplanan nispi ücretin beşte birine hükmedilir. Açıklanan nedenlerle; ...'nce davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16. maddesinin (13) numaralı fıkrasının uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT'nin 13. maddesi ve AAÜT'nin 17. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıdaki (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin hukuki yarar yokluğundan REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (3), (4) ve (5) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile ... kararının BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalıya geri verilmesine 29.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/21876, K. 2022/18094, T. 29.12.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-21876-e-2022-18094-k-c94ae04b0b70