Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/21459 E. 2023/2412 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/21459
- Karar No
- 2023/2412
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/856 E., 2021/594 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 13.11.2012 tarihinde meydana gelen çift taraflı trafik kazası neticesinde davacının aracında hasar oluştuğunu, taraflar arasında davalının yetkili acentesi aracılığı ile akdedilen kasko poliçesi olduğunu, prim ödemesinin de davalı tarafın yetkili acentesi olan Koç Sigorta Ltd. Şti'ye 24.10.2012 tarihinde 4.000,00 TL olarak yapıldığını, davalının kazanın ihbar edilmesi üzerine anılan ödemenin tarafına ulaşmaması nedeni ile poliçeyi iptal ettiğini beyan ettiğini, davalının sorumlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla pert bedeli olan 65.000,00 TL sigorta tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında sigorta sözleşmesinin kurulmadığını, davacı tarafın dayanak olarak göstermiş olduğu makbuzun geçerli olmadığını, anılan makbuzun primin alındığına dayanak teşkil etmeyeceğini, müvekkili şirketin davacı şirket ile acentenin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi halinde ödendiği iddia olunan primlerin ilk taksitinin de dahil hiçbir taksitinin ödenmediğinin tespit edileceğini, makbuzdaki imzanın davacı şirket yönetim kurulu başkanına ait olup, bu konuda imza incelemesi yapılmasını talep ettiklerini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEMENİN İLK KARARI Mahkemenin 27.01.2015 tarih ve 2013/156 - 2015/39 sayılı kararı ile sigorta poliçesinin yürürlüğe girmesi için TTK'nın 1431 inci maddesi uyarınca primin peşin ödenmesi veya taksitle ödeme kararlaştırılmış ise en azından 1. taksidin ödenmesi gerektiği, tek ödeme belgesi olan 24.12.2012 tarihli 4.000,00 TL bedelli ve davacı şirket çalışanı ... tarafından düzenlenen tahsilât makbuzunda yazan bedelin davalı şirkete gerçekten ödendiğinin ispat edilmesi gerektiği, incelenen davacı defterlerinde bu primin gerçekten ödendiğine dair kayıt olmadığı, davacı başkaca delillerle de sigorta primini veya en azından ilk taksidini davalı ... şirketine ödediğini ispat edemediği sigorta poliçesini ve tahsilât makbuzunu düzenleyen ... 'ın davacı şirket ortağı olması nedeniyle şirket aracının hasarını davalı ... şirketine ödetmek amacıyla her zaman düzenlenmesi mümkün olan tahsilât makbuzunu düzenlediği, buna göre sigorta poliçesinin yürürlüğe girmediği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş; Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 16.04.2018 tarih ve 2017/4980 - 2018/4154 sayılı kararında "....davalı tarafından dava konusu olayın dava dışı acente tarafından yapıldığından davanın acenteye ihbar edilmesini istediği, yapılan ihbara cevap veren acente Koç Sigorta A.Ş. davalı ile arasında sigorta poliçesi kesimi ve prim tahsilatı yetkilerini kapsayan acentelik sözleşmesinin mevcut olduğunu, Gemlik Şubesine yetkili olarak 12.08.2011 tarihinde ... Silvan’a vekaletname verildiğini, ... ’ın vekaletnamenin dışında fiiliyatta poliçe tanzimi ve prim tahsili hususunda da yetkili olduğunu beyan ederek kesilen tahsilat makbuzları ve zimmet tutanağını ibraz etmiştir. Zimmet tutanağında, davaya konu ödeme belgesi olan 24.12.2012 tarihli 4.000,00 TL bedelli senedin de arasında bulunduğu tahsilât makbuzunun teslim alan olarak ... tarafından imzalanmıştır. Acente tarafından verilen vekâletten ... 08.02.2013 tarihinde azil edilmiştir. Uyuşmazlığa konu makbuzun tarihinin 24.10.2012 tarihi olduğu, bahsedilen vekâletten azil tarihinden önce olduğu görülmektedir. Böylece davacı tarafından yapılan ödemeyle davacı ve davalı arasında sigorta ilişkisi kurulmuş olmaktadır. Acente tarafından alınan paranın sigorta şirketine intikal ettirilmemesi sigorta ettirenin prim ödemesi yapmadığının kabulü olarak addedilemez. Kaldı ki ihbar edilen tarafından kasko sigortası poliçesinin sigortalının kendi beyanı ile iptal edildiği beyan edilmesine rağmen, dosya kapsamından bu durumu ispat edecek sigortalıya yapılan bir tebligat olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece işin esasına girilerek, ihbar edilen acentenin ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılarak tutulması gereken ticari defterlerin şirket tarafından tutulup tutulmadığı, ticari defterlerin usulüne uygun açılış ve kapanış kayıtlarının bulunup bulunmadığı, iddia edilen ödemenin bulunup bulunmadığı incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği" belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; ihbar olunan acente Koç Sigorta A.Ş'nin ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde tahsilat makbuzu ve ödeme kaydının ticari defterlerde yer almadığı ancak acente tarafından defterlere ödemenin işlenmemiş olmasının sigorta prim ödemesi yapılmadığını göstermeyeceği sigorta şirketi ile acente arasındaki iç ilişki olup ödemenin yapıldığı tarih itibariyle ... ' nın acente adına parayı tahsile yetkili olduğundan taraflar arasında kasko sigorta ilişkisinin kurulduğu ve paranın acenteye ödenmekle davalı ... şirketinin sigorta poliçesi kapsamında sorumlu olup bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 09.06.2014 tarihli raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 50.000,00 TL kasko tazminatının dava tarihi olan 16.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı şirketin yaptığını iddia ettiği ödemeyi acentenin deftere kaydının yapılmamasının savunmayı desteklediğini ,davacı şirketin sahibi ve aynı zamanda acente çalışanının sahte belge ile hile yaptığının aşikâr olduğunu, yapılan ödemenin davacının muhasebe kayıtlarında olmadığını, 23.10.2012 tarihinde düzenlenen sigorta poliçesine ait ödemenin 31.10.2012 tarihine kadar yapılmaması üzerine poliçe tarihi itibarıyla davacı şirketin sigortasının iptal edildiği ve bu durumun aynı gün poliçe sahibine bildirildiğini,bu iptal üzerine çekicinin 15.11.2012 tarihinde başka bir sigorta şirketine sigorta ettirildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Kasko Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu sigortalı araçta oluşan hasarın tazmini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1409 ve 1430 uncu maddeleri, Kasko Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 23.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.