Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/20641 E. 2021/8390 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/20641
- Karar No
- 2021/8390
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Av. ... tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine 19/01/2012 gününde verilen dilekçe ile genel muvazaa hukuksal sebebine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair verilen 21/03/2019 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle dosyanın mahalline geri çevrilmesi sonucu istenilen dosyanın gönderildiği anlaşılmakla temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. K A R A R Davacı vekili; müvekkilinin eşi olan davalı ...’nin açtığı boşanma davasının derdest olduğunu, evlilik birliği içinde edinilen ve davalı eş adına tescil edilen aile konutunun boşanma kararı verilmesi halinde ileride mal rejiminden kaynaklanan olası haklarını karşılıksız bırakmak gayesiyle ve danışıklı olarak kızı olan diğer davalı ...’ya devredildiğini, bu süreç içinde taşınmazın muvazaalı olarak 3. kişilere satılması halinde davacının mal rejiminden doğan haklarının tehlikeye gireceğini belirterek, davalılardan...adına olan tapunun iptali ile diğer davalı eş ... adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılar; devrin muvazaalı olmadığını, davacının taşınmazın alınmasında katkısı olmadığı gibi devirden haberinin de olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir. Mahkemece; davalılar arasında gerçekleştirilen devir işleminin, davacı tarafından açılması muhtemel edinilmiş mallara katılma-mal paylaşımı davasını sonuçsuz bırakmak amacıyla muvazaalı olarak gerçekleştirildiği ve geçerli olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile taşınmazın davalı ... adına olan kaydının iptali ile diğer davalı ... adına tesciline karar verilmiştir. Dava, mülga 818 sayılı BK’nun 18. (6098 sayılı TBK’nun 19.) maddesine dayalı muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları zarara uğratılanlar, tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Çünkü danışıklı olan bir hukuki işlem haksız eylem niteliğindedir. Muvazaalı muamele (danışıklı işlem) ile hakkın zarar gördüğünün benimsenebilmesi için danışıklı işlemde bulunandan bir alacağın var olması ve bu alacağın ödenmesini önlemek amacıyla danışıklı işlemin yapılması gerekir. Satışın danışıklı olduğu kanıtlanırsa davacı, satışa konu edilen maldan alacağını almak için ../... yararlanabilecektir. Davacının bu davadaki amacı, alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Öte yandan medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunmasıdır. Bu çıkarın da karar verilene kadar sürmesi gerekir. 6098 sayılı Kanun’un 19. maddesine göre bir dava açılabilmesi için davacının kesinleşmiş bir alacağının varlığı ön koşul değildir. Ancak davacının bu davayı açmakta hukuki yararı olması için, davalıdan bir alacağının olması gereklidir. Mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönem içinde öğreti ve yargısal kararlar, dava açarken hukuki yararın bulunması gereğini “dava şartı” olarak kabul etmiştir. Bu şart dava konusuna ilişkin genel dava şartlarından biri olup, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve esas hakkında hüküm verilebilmesi için varlığı gerekli olduğundan “olumlu dava şartları” arasında sayılmaktadır. 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda öğreti ve yargısal kararların bu uygulaması aynen benimsenerek, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması “Dava şartları” başlıklı 114. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde açıkça dava şartları arasında sayılmıştır. Somut olaya gelince; 28/06/2011 tarihinde açılan, davalılardan ... ile eşi davacı ... arasında Kadıköy 4. Aile Mahkemesinin 2011/570 esasında görülen ve 13/06/2013 tarihinde kesinleşen boşanma davasında davanın reddine karar verilmiştir. Yargılama sırasında davacı ... tarafından davalı ... aleyhine açıldığı taraflarca beyan edilen ... Anadolu 8. Aile Mahkemesinin 2016/878 esas sayılı dosyasının gönderilmesi için Dairemizin geri çevirme kararı üzerine dosya gönderilmiş, incelenmesinde 28/10/2016 tarihinde davacı-karşı davalı ...’ün üç yıllık fiili ayrılık sebebine dayalı olarak açtığı boşanma davasının kabulüne, manevi tazminat isteminin reddine, davalı-karşı davacı ...’ün maddi, manevi tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddine 27/03/2018 tarihinde karar verildiği anlaşılmış, mahkemece dosyanın istinaf incelemesinde olduğu belirtilmiş, ancak UYAP’tan alınan nüfus kaydından bu kararın da 13/09/2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında; eldeki davada davacının muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescil talebini yöneltmesinde dava tarihi itibariyle hukuki yararı var ise de, kesinleşen boşanma davalarının sonucuna göre davacı lehine mali haklara hükmedilmediği, dolayısıyla davacının hukuki yararının ortadan kalktığı anlaşılmaktadır. Şu halde mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar ve yasal düzenlemeler gözetilerek, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 08/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.