Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/16984 E. 2024/38 K. – Tasarrufun İptali
Konu: Tasarrufun İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/16984
- Karar No
- 2024/38
- Karar Tarihi
- Konu
- Tasarrufun İptali
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/406 E., 2017/427 K. DAVA TARİHİ : 24.05.2013 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı ... vekili ve davalı ... ile ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ...'nin davacı kurumun amme borçlusu olduğunu, söz konusu borcu nedeniyle 6183 sayılı kanun gereğince ödeme emri gönderildiğini, borçlu tarafından... 9. İdare Mahkemesi'nin 2008/1334 Esas sayılı dosyasından ödeme emrine karşı iptal davası açılmış ise de, davanın reddine karar verildiğini, borçlu adına haczi kabil mal bulunamadığını, ancak miras yolu ile edindiği dava konusu taşınmazın 3/20 oranındaki hissesini, miras yoluyla edindikten 3 gün sonra 1.200,00 TL bedelle 26.05.2008 tarihinde davalı ...'e devrettiğini, ...'in de kısa bir süre sonra taşınmazı diğer davalılar... ve ...'e devrettiğini, davalılar arasındaki bu işlemlerin alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla yapılmış muvazaalı işlemler olduğunu, taşınmazın devir bedellerinin gerçek değeri yansıtmadığını belirterek,... İli, ...İlçesi, Yukarı Dudullu , Adalı Mahallesi, 918 Ada, 1 Paselde kayıtlı 252,48 m2 yüzölçümlü arsa vasıflı taşınmazın 3/20 hissesinin satışına ilişkin bu tasarrufun davacı kurum alacağı yönünden iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; diğer davalılar ile hiçbir ilişkisinin bulunmadığını, taşınmazı 2000 yılında satışa çıkardığını ve 8 sene sonra satıldığını, mal kaçırmak amacının bulunmadığını, satışın muvazaalı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin diğer davalılarla gayrimenkulün satışı haricinde herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını, ekonomik durumunun elvermemesinden ötürü dava konusu gayrimenkulü sattığını belirterek davanın reddini istemiştir. 3. Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davacının muvazaa iddiasının yerinde olmadığını, taşınmazı yatırım amaçlı satın aldıklarını, müvekkillerinin davalı ...'yi tanımadıklarını belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alınan bilirkişi raporu ile taşınmazın 3/20 hissesinin gerçek değerinin çok altında bir fiyata ... tarafından ...'e, onun tarafından da tamamının diğer davalılar... ve ...'e satıldığı, bu durumda davalılardan ...'nin mal kaçırma amacıyla hareket ettiği, diğer davalıların bu olguyu bilebilecek durumda oldukları gerekçesiyle davanın kabulüne,... İli, ...İlçesi,...Mahallesi, 918 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın 3/20 hissesinin satış suretiyle devrine ilişkin davalılar arasındaki 26.05.2008 ve 15.07.2008 tarihli tasarrufların davacı kurum yönünden iptaline karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... ile ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın maddi gerçeğe ve hukuki mesnede uygun olmadığını, haksız bir karar olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. 2.Davalı ... ile ... vekili temyiz dilekçesinde; davalı ...'nin ve davalı ...'in mal kaçırmak amacıyla dava konusu taşınmazı elden çıkardıklarını davalılar ... ve ...'in bilme durumlarının söz konusu olmadığını, davalıların tapu siciline güvenerek dava konusu yeri satın aldıklarını, davalılar ile diğer davalılar ... ve ... arasında bir akrabalık olmadığını, davalıların dava konusu taşınmazın bulunduğu mahallede oturmakta olup buradaki taşınmazların hızla değer kazanmakta olduğunu bildikleri için dava konusu yeri yatırım amaçlı olarak aldıklarını, mahkemeye işbu dosyanın görevsizlikle... Asliye 2. Ticaret Mahkemesinin 2013/156 Esas, 2013/283 Karar sayılı 20.11.2013 tarihli kararı ile geldiğini, davalı vekili olarak taraflarına vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6183 sayılı Yasa’nın 24 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 24 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, dava konusu taşınmazın tapuda gösterilen satış değeri ile bilirkişi tarafından belirlenen gerçek değeri arasında mislini aşan fark bulunmasına göre, usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin (3) numaralı bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.6183 sayılı AATUHK'nun 25.maddesinde, iptal hükmünün borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimselerle bunların mirasçılarına veya kötüniyet sahibi diğer kişilere karşı istenebileceği; aynı Yasanın 30.maddesinde borçlunun malı bulunmadığı veya borca yetmediği takdirde amme alacağının bir kısmının veya tamamının tahsiline imkan bırakmamak maksadıyla borçlu tarafından yapılan bir taraflı muamelelerle borçlunun maksadını bilen veya bilmesi lazım gelen kimselerle yapılan bütün muamelelerin tarihleri ne olursa olsun hükümsüz olduğu; 31.maddede de 27,28,29 ve 30 maddelerde sözü edilen tasarruf ve muamelelerden faydalananların, elde ettiklerini elden çıkarmışlarsa takdir edilecek bedelini bu kanun hükümleri dairesinde vermeye mecbur oldukları hüküm altına alınmıştır. Somut olayda, dava konusu taşınmaz hissesi davalı borçlu ... tarafından 26.05.2008 tarihinde davalı 3.kişi ...'e, ... tarafından 15.07.2008 tarihinde davalı 4.kişiler ... ve ...'e 1/2'şer hisse şeklinde devredilmiştir. Davalılar ... ve ... eldeki davada 4. kişi durumunda olduklarından onlar hakkında iptal kararı verilebilmesi için kötüniyetli olduklarının davacı tarafından ispatlanması yani adı geçen 4. kişilerin borçlunun durumunu ve amacını bilen veya bilebilecek kişilerden olduğunun ispatlanması gerekli olup, 4.kişiler yönünden bedel farkı varlığının iptal nedeni olarak kabulü mümkün değildir. Bu nedenle, mahkemenin davalı 4.kişiler ... ve ... yönünden bedel farkını gerekçe göstererek davayı kabul etmesi doğru görülmemiştir. O halde; mahkemece öncelikle davalı 4.kişiler ... ve ... yönünden mevcut delillerin 6183 sayılı AATUHK'nun 30.maddesi gereğince değerlendirilmesi; iptal koşullarının, yani kötüniyetlerinin varlığı halinde 26.05.2008 tarihli tasarruf tarihine kadar olan davacının alacak ve ferileri tespit edilerek, bununla sınırlı olarak tasarrufun iptaline ve davacıya haciz ve satış yetkisi tanınmasına, aksi halde yani davalı 4.kişiler ... ve ...'in kötüniyetli olduğu, yani borçlunun durumunu ve amacını bilen veya bilebilecek kişilerden olduğunun ispatlanamadığı takdirde davanın davalı 3.kişi ... yönünden bedele dönüşmesi nedeniyle 6183 Sayılı AATUHK'nun 31.maddesi gereğince davacının 26.05.2008 tasarruf tarihine kadar olan alacak ve ferileriyle sınırlı olarak davalı ...'in devraldığı taşınmaz hissesini elden çıkardığı tarihteki değeri kadar tazminatın davalı ...'ten tahsiline karar verilmesi gerekirken eksik düşünce ve yetersiz gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir. 3. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinde değişiklik yapan 5904 sayılı Yasanın 35. maddesi “6183 sayılı Yasanın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir” hükmü gereğince maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nispi vekalet ücreti takdir edilmesi de doğru görülmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... ve ... vekilinin, (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalılar ..., ... ve ...'e iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 08.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi