Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/1612 E. 2023/6206 K.

Konu: Tasarrufun İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1612
Karar No
2023/6206
Karar Tarihi
Konu
Tasarrufun İptali

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1026 E-2020/843 K HÜKÜM/KARAR : Kabulüne /Esastan Reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/725 E-2019/266 K Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı ... vekili ve davalı ..., ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... ve ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... ve davalı ...'tan alacaklı olduğunu, davalı borçlular aleyhine Denizli 4. İcra Müdürlüğü'nün 2017/2587 sayılı dosya ile takip yapıldığını, takibin kesinleştiğini, bilinen adreslerinde yapılan menkul haciz tutanaklarının aciz vesikası hükmünde olduğunu, davalı borçluların adlarına kayıtlı Pamukkale İlçesi, Gürcan Mah. 1597 ada, 3 parsel ve 7 parselde bulunan hisselerini düşük bedeller ile diğer davalı ...'a devrettiklerinin tespit edildiğini beyan ederek, davalılar arasındaki tasarrufların iptalini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde, davacının davasını hangi kanun hükmüne dayalı olarak açtığını açıklamak zorunda olduğunu, davacının hem BK'nun 19. ve hemde İİK'nun 227 ve devamı maddeleri hükümlerinden aynı anda yararlanamayacağını, bu maddelere dayalı davaların gerek dava ön şartı ve gerekse ispat usulleri yönünden birbirlerinden çok farklı olduğunu, müvekkillerinin satış amacının ortağı oldukları ... Ltd. Şti.'nin ticari açıdan zor günler geçirmesi nedeniyle şirket borçlarını ödeyip şirketi iflastan kurtarmak için o tarihlerde adlarına kayıtlı olan taşınmazların büyük kısmını ... Şirketine devrettiklerini, bir kısmını satıp parasını şirkete koyarak borç ödediklerini, davaya konu taşınmazında yine ... Şirketinin borçlu olduğu firmanın sahibi olan ...'a borca karşılık satıldığını, satıştan kısa bir süre sonra davalı ...'ın müvekkillerine gönderdiği ihtarname ile taşınmazın tahliyesini talep ettiğini, tahliye ile ilgili sürecin halen devam ettiğini, müvekkilleri ile davalı ... arasında hiçbir akrabalık bağı bulunmadığı gibi müvekkillerinin bu kişinin sahibi ve ortağı olduğu şirkete borçları dışında bir bağları bulunmadığını belirterek haksız, dayanaksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, tasarrufun iptali davasının şartlarının olup olmadığının belirsiz olduğunu, bankanın verdiği krediye karşılık bono almasının alışılageldik bir uygulama olmadığını, icra takibine konu olan bononun davalılar ... ve ...'ın şirketin kredi borcu için verdikleri şahsi kefaletlerinin teminatı olduğunu, teminat şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin ve kredi sözleşmesi bakımından kefaletin şartlarına uygun olup olmadığının incelenmesi gerektiğini, kredi sözleşmesiyle bağlantılı bonoda borcun doğum tarihinin bononun tanzim tarihi olmayıp kredi sözleşmesi tarihi olduğunu, bunun da araştırılması gerektiğini, davacının iddialarının aksine davaya konu taşınmaz satışlarının muvazaalı değil gerçek satış olduğunu, müvekkilinin sadece davalıların değil tüm hissedarların hisselerini de satın aldığını, taşınmazı satın alırken Denizbank'tan kredi kullandığını, satış bedelinin beş ayrı hissedara ayrı ayrı ödendiğini, müvekkilinin aldığı kredi sonrası taşınmaza ipotek konulduğunu, halen taşınmazın ipotekli olduğunu, müvekkilinin 24 aydır kredi taksitlerini ödediğini, resmi kayıtlara göre yapılan ödemeler ile piyasa rayiçleri arasında çok büyük fark olmadığını, taşınmazların düşük bedelle satıldığı iddiasının yersiz olduğunu, taşınmazda davalıların 70 yaşındaki annesi ...'un oturduğunu, onun ricası üzerine ve haksız işgalin yarattığı zararı telafi edici mal tevdi edilmesi sonrasında şimdilik tahliye davası açılmadığını, davalıların şirketi ile müvekkili şirket arasında ticari ilişki olduğunu, birbirlerine mal alıp sattıklarını, şirketler arasında organik bağ bulunmadığını, davalılar ve müvekkili arasında akrabalık bağının söz konusu olmadığını, davalıların alacaklılarından mal kaçırmadıklarını, bilakis şahsi mallarını satarak şirketin borçlarını ödemeye çalıştıklarını, müvekkilinin ortağı Simetri Grup şirketinin ...'tan alacağını peyder pey yapılan ödemeler ve mal mukabili tahsil ettiğini, müvekkiline ait Simetri Grup Şirketinin 2014 yılında davalıların paydaş olduğu bir taşınmazı satın aldığını, bu taşınmaz üzerindeki fabrikayı çalıştırdığını ve 2016 yılında Erkan Saygın isimli kişiye 1.000.000,00 TL bedelle sattığını, satış bedelinin Simetri Grup Finansbank hesabına yatırıldığını, satış parasının tamamının taşınmazın satın alınması için alınan kredinin bakiye borcuna ve Simetri Grup'un diğer ödemelerine gittiğini, satışın muvazaalı olmadığının açıkça ortada olduğunu, şayet alacaklılardan mal kaçırma gayesi olsa idi satış parasının Simetri Grup'ta kalmaması gerekeceğini belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 21.03.2019 tarihli ve 2017/725 esas ve 2019/266 karar sayılı kararıyla; ... taşınmazın devir tarihindeki rayiç değeri ile devir bedeli arasında fahiş oranda değer farkı olmadığı fakat davalıların anneleriyle birlikte devir tarihinden itibaren 7 sayılı parselde ikamet etmeye devam ettikleri, bu durumun davalıların da kabulünde olduğu, taşınmaz hissesinin devir tarihinden itibaren uzunca bir süre geçmiş olmasına karşın taşınmazı satın alan davalı ...'ın tahliye için resmi işlemlere başlamamış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, her ne kadar borçlu davalılar ile devralan davalı arasında bir akrabalık bağı bulunmasa da tarafların ortağı ve yetkili oldukları şirketler arasında ticari ilişki olduğu, hatta davalı ...'ın sahibi olduğu Simetri adlı şirketin 2014 yılında davalılar ... ve ...'dan bir başka taşınmazı da satın aldığının sabit olduğu, mahkememizde oluşan kanaate göre taraflar arasındaki ilişkinin normal bir alıcı ve satıcı arasında olması gereken ilişkiye göre daha fazla olduğu zira önceki tarihli taşınmaz devri nedeniyle aynı sektörde faaliyet gösteren bir ticaret şirketinin sahibi olan davalı ...'ın diğer davalıların acz içinde olduğunu bilebilecek durumda olduğunun değerlendirildiği, izah edilen nedenlerden dolayı davalılar arasında yapılan devir işlemi niteliğindeki tasarrufun muvazaalı olduğu yönünde mahkememizde kanaat oluştuğu, tarafların fikir birliği içinde hareket ederek alacaklıdan mal kaçırma amacında oldukları değerlendirilmiş olup, İcra İflas Yasasının 277 ve devamı maddelerinde öngörülen tasarrufun iptali şartlarının mevcut olduğu kanaatine varılmakla davanın kabulü ile davaya konu Denizli ili Pamukkale ilçesi Gürcan Mah. 1597 ada 3 ve 7 parsellerde davalılar ... ve ... tarafından, diğer davalı ...'a yapılan 03.12.2015 tarihli hisse devrine ilişkin tasarrufların Denizli 4.İcra Müdürlüğünün 2017/2587 esas sayılı takip dosyasındaki alacak ve fer'ileri ile sınırlı olmak üzere iptaline, davacıya dava konusu taşınmaz hisselerinde cebri icra yolu ile haciz ve satış yetkisi verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ..., ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; satışın rayiç değer üzerinden yapıldığını, taşınmazların tüm hisselerinin satın alındığını, taşınmazlar birlikte kullanılmakta olduğundan bedelleri toplamının nazara alınması gerektiğini, taşınmazlarda halen davalı - borçluların oturduğu yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, şöyle ki, taşınmazların boşaltılması için 10.02.2016 tarihinde ihtarname gönderildiğini, dairelerin şifaen yapılan görüşmeler ile boşaltıldığını, müvekkilin Ankara ilinde, borçluların ise Denizli'de bulunduğunu, ayrıca davalı müvekkilinin birçok sektörde faaliyet gösterdiğini ve birçok şirketle ticari ilişki içerisinde olduğunu, somut uyuşmazlıkta Yargıtay'ın kökleşmiş uygulamalarına benzer mahiyette bir ticari ilişkiden söz edilemeyeceğini, borçluların kredi dosyalarının getirtilmesi taleplerinin mahkemece değerlendirilmediğini, borçluların devir tarihi itibariyle kredi borçlarını ödeyebildiğini, taşınmazlardan elde ettikleri paralar ile de bankalara olan borçlarının ödendiğini, tüm bu ahvale göre de mal kaçırma saikinin söz konusu olamayacağını, beyan ederek kararı istinaf etmiştir. 2. Davalı ..., ... vekili istinaf dilekçesinde; müvekkillerinin dava dışı borçlu şirketi ayakta tutabilmek için 2015 yılı içerisinde mal varlıklarını satarak borçlarını ödemeye çalıştıklarını, Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açılan iflas erteleme talepli dava dosyasının celp edilmediğini, davalı üçüncü kişiden ham madde temin edildiğini, taşınmazların da borçlarına karşılık olarak devredildiğini, ipotek yüklü şekilde satılan taşınmazların rehin şerhleri nazara alındığında devir bedeli ile rayiç değer arasında misli aşan fark oluşmadığını, ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve talepleri veçhile karar verilmesini istemişlerdir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..istinaf taleplerinin 6100 sayılı HMK.nun 353/1-b-1 bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE", karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ..., ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili ve davalı ..., ... vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra İflas Kanu'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi 2. 2004 sayılı İcra İflas Kanun'un 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali hükümleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; davalı borçlular ile davalı 3. kişi ... arasında ticari ilişki olduğunun anlaşılmasına ve dava konusu gayrımenkullerinde borca karşılık devredildiğinin beyan edilmiş olmasına göre davalı ... vekilinin ve davalı ..., ... vekilinin dilekçelerinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin ve davalı ..., ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılar ..., ..., ...'a yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/1612, K. 2023/6206, T. 10.05.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-1612-e-2023-6206-k-e3931c9c9a6f