Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/16030 E. 2022/10939 K. – Sigorta Tahkim

Konu: Sigorta Tahkim

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/16030
Karar No
2022/10939
Karar Tarihi
Konu
Sigorta Tahkim

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki sigorta tahkim davası hakkındaki Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin 14/01/2019 tarih 2017/İHK-1451 sayılı kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili; davacının 27/08/2007 tarihinde, davalı ... şirketinin Zorunlu Mali Mesuliyet sigortalı aracında yolcu olarak bulunduğu sırada gerçekleşen tek taraflı trafik kazasında yaralandığını belirterek ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000,00 TL tazminat talep etmiş, daha sonra talebini 80.000,00 TL'ye çıkarmıştır. Karşı taraf vekili, davanın reddini savunmuştur. Sigorta Tahkim Komisyonunca, talebin kabulü ile 80.000,00 TL.'nin davalı tarafından ödenmesine karar verilmiş, davalı vekilince Komisyon nezdinde itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazının reddine karar verilmiş; karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava, trafik kazası sonucu oluşan yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. maddesinde (6098 sayılı TBK'nun 49. md) haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de (TBK'nun 72. md) haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine (TBK'nun 72. maddesinde 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüştür) tabi olduğu belirtilmiştir. Buna karşılık 2918 sayılı KTK'nun 109/1. maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise, uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını kabul etmiştir. Görüldüğü gibi, BK'nun 60 ve 2918 sayılı KTK'nun 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından 1 yıl yerine, 2 yıl olarak öngörülmesidir (TBK'nun 72. maddesi ile bu konuda da paralellik sağlanmıştır). Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise, haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur. Bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir. Açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; kaza sonucu sadece davacı yaralanmıştır. Kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'ya göre zamanaşımı süresi 8 yıldır. Davaya konu trafik kazası 27/08/2007 tarihinde meydana gelmiş, hakem heyetine başvuru ise 26/08/2016 tarihinde yapılmıştır. Davalı taraf, davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığı savunmasında bulunmuş olmasına rağmen, gerek Uyuşmazlık Hakem Heyeti gerekse İtiraz Hakem Heyeti, zamanaşımı savunmasını reddetmiştir. Açıklanan nedenlerle; olay tarihi ve hakem heyetine başvuru tarihi dikkate alındığında KTK'nın 109/2. maddesindeki uzamış ceza zamanaşımı süresi içinde de davanın açılmadığı gözetilerek karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 27/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/16030, K. 2022/10939, T. 27.09.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-16030-e-2022-10939-k-525b56522dbb