Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/1528 E. 2021/5241 K.
Konu: İlk Derece Mahkemesinde Görülen Tasarrufun İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/1528
- Karar No
- 2021/5241
- Karar Tarihi
- Konu
- İlk Derece Mahkemesinde Görülen Tasarrufun İptali
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki ilk derece mahkemesinde görülen tasarrufun iptali davasında verilen davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin hüküm hakkında davalı ... ... vekilinin, başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelenmesi sonucunda; istinaf talebinin kabulüne, yeniden hüküm kurulmasına ilişkin kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü; K A R A R Davacı vekili, müvekkilinin davalı ...’tan alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine ... İcra Müdürlüğü’nün 2017/27902 sayılı dosyası ile takip yapıldığını, davalı borçlunun aciz halinde olduğunu, davalı borçlunun adına kayıtlı “Hatay ili ... ilçesi, 3. ... 954 nolu parsel 3 nolu, Hatay ili, ... ilçesi, 2. ... 1412 parsel 30 ve 31 nolu işyeri nitelikli bağımsız bölümün diğer davalılara devredildiğinin tespit edildiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufların iptaline, icra dosyalarındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere cebri icra yetkisi verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davanın ... yönünden husumetten reddine, diğer davalılar yönünden ise kabulüne karar verilmiş hüküm süresi içerisinde davalı ... ... vekili tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme neticesinde; davalı ... ... vekilinin istinaf talebinin kabulü ile yeniden hüküm tesisine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerektiği, bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği, özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığının incelenmesi, aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılması gerektiği, keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmeli, öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. İİK’nin 280/son fıkrasına göre ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastıyla hareket ettiği kabul olunur, bu karine ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğini veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunu ispatla çürütülebilir hükmü gereğince ticari işletme devri yönünden tasarrufun değerlendirilmesi gerekir. Mahkemece davalı ... yönünden davanın pasif husumetten reddine, davalı ...’nın davalı borçlunun kızkardeşi olması dolayısıyla, davalı borçlunun durumunu bilen ve bilmesi gereken kişilerden olması gerekçesi ile davalı ... yönünden davanın kabulüne, davalı ...'un dosyada dinlenen davacı tanık beyanlarına göre davalı borçlu ile arkadaşlık ilişkisinin bulunduğunun belirtilmesine göre bu davalı yönünden de davanın kabulüne karar verilmiş, davalı ... ... vekili tarafından söz konusu kararın istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesince yapılan incelemede davalı ... yönünden dava konusu gayrımenkulün satış bedeli ile gerçek değeri arasında misli aşan fark bulunmadığı ve sadece davacı tanık beyanlarına göre davalı ...’un kötü niyetli kabul edilmesinin doğru olmayacağı belirtilerek davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Dava konusu Hatay ili, ... ilçesi, 2. ... 1412 parsel 30 nolu işyeri nitelikli bağımsız bölümün 08/02/2016 tarihinde davalı borçlunun kızkardeşi olan davalı ...’ya, ondan da 04/05/2017 de davalı ... ...’a, Hatay ili, ... İlçesi, 2. ..., 1412 parsel, 31 nolu işyeri nitelikli bağımsız bölüm ise 25/01/2016 tarihinde önce davalı ...’ya ondan da 04/05/2017 tarihinde davalı ... ...’a devredilmiş, gayrımenkullerin kaydında yer alan ipotek bedelleri de davalı ... ... tarafından ödenmiştir. Davalı ... ... vekili dava konusu 30 ve 31 nolu iş yeri nitelikli bağımsız bölümlerin birleşik kullanıldığını, davalı ... ... tanığı ... ... ise davalı ... ile beraber çalıştıklarını, davalı ...’un iş yerini taşımak istediğini, daha önceki iş yerinin aynı binanın 1. katında olduğunu beyan etmiştir. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu yerlerin iş yeri niteliğinde bulunduğunu, ticari işletme devri olduğunu, davalı ...’un babasının söz konusu gayrımenkullerin bulunduğu işhanında benzer faaliyette bulunduğunu, davalı borçlunun durumunu bildiğini iddia etmiştir. Davalı borçlunun dava konusu iş yeri niteliğinde bulunan bağımsız bölümlerde faaliyette bulunup bulunmadığı, ne iş ile iştigal ettiği, davalı ... ...’ın dava konusu bağımsız bölümlerin bulunduğu iş hanında ne işle iştigal ettiği, söz konusu ticari faaliyeti ne zamandır icra ettiği, söz konusu iş hanında kaç iş yeri bulunduğu, davalı borçlu ile davalı ... arasında veya davalı borçlu ile davalı ...’un babası arasında herhangi bir ticari ilişki olup olmadığının ayrıntılı araştırılarak sonucuna göre İİK 280 ve İİK 280/son hükmü maddelerinin değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın HMK’nın 373/2. maddesi gereğince Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 22/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.