Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2010/7719 E. 2010/10910 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/7719
Karar No
2010/10910
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vdl vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve Sağlık Bakanlığı aleyhine 07/01/2002 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 06/04/2010 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalılardan ..., duruşmasız olarak incelenmesi de davalı Sağlık Bakanlığı vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 26/10/2010 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacılar vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalılardan ...'ın temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davalılardan Sağlık Bakanlığı'nın temyiz itirazına gelince; dava, tedavi hatası nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemlerine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılar tarafından temyiz olunmuştur. Dava, başlangıçta SSK Başkanlığı aleyhine açılmıştır. Yargılama sırasında SSK Başkanlığı Sağlık Bakanlığı'na devredilmiş ve anılan Bakanlık vekili tarafından temsil edilmiştir. SSK Başkanlığı'nın Sağlık Bakanlığı'na devrine ilişkin 5283 sayılı Yasa'da göreve ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Davalı Sağlık Bakanlığı bir kamu tüzel kişiliği olup kural olarak, işlem ve eylemleri kamusal nitelik taşır. Somut olayda, davalı Bakanlığın yasa ile kendisine verilmiş bulunan görevi yerine getirmediği ileri sürülmüştür. Görevin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hizmet kusuru niteliğindedir. İdarenin hizmet kusurundan doğan zararlardan dolayı İdari Yargılama Usulü Yasası'nın 2/1-b maddesi gereğince idareye karşı idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekir. Görev sorunu, açıkça veya hiç ileri sürü1mese de yargılamanın her aşamasında mahkemelerce kendiliğinden gözetilir. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davalılardan Sağlık Bakanlığı yönünden yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddedilmesi gerekirken, işin esasının çözümlenmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenle davalılardan Sağlık Bakanlığı yönünden BOZULMASINA; bozma nedenine göre bu davalının öteki temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına; diğer davalı ...'ın temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddiyle kararın bu davalıya yönelik bölümünün ONANMASINA ve davacılar yararına takdir olunan 750.00 TL duruşma avukatlık ücreti ile aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalılardan ...'a yükletilmesine 26/10/2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Dava, haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasıdır. Bu davalarda müruru zaman zarar görenin zararı ve faili öğrenmesinden itibaren BK'nun 60/1 maddesine göre (1) senedir. Bu süre trafik kazalarında ise, Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/1 maddesine göre olay tarihinden itibaren (2) senedir. Davalılar yönünden eylem suç teşkil ediyorsa o takdirde TCK'nun 102/4 maddesi gereğince uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağından müruru zaman olay tarihinden itibaren (5) senedir. Olayın özelliğine göre, olay tarihinden itibaren bu süreler içinde hukuk davası açılmadığı süresinde zamanaşımı iddiası ileri sürüldüğü takdirde davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir. Ceza davasının devam etmesi, kusur, işten güçten kalma, maluliyet oranının tespiti gibi konularda raporun geç alınması, yukarıda belirtilen yasanın öngördüğü süreleri uzatmaz. Somut davamızda da olay tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında yukarıda belirtilen süreler geçmiş olduğundan ve süresi içinde de zamanaşımı iddiasında bulunulduğundan zamanaşımı itirazına konu edilen tazminat talepleri yönünden ıslah ve ek davanın reddine karar verilmesi düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun görüş ve kararlarına katılmıyoruz. 26/10/2010

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/7719, K. 2010/10910, T. 26.10.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2010-7719-e-2010-10910-k-c698b3692341