Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2010/7236 E. 2010/8476 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/7236
Karar No
2010/8476
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 18/09/2009 gününde verilen dilekçe ile hatalı tedavi nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı Sağlık Bakanlığı ve hastane yönünden görevsizlik, davalı ... yönünden husumet nedeniyle davanın reddine dair verilen 29/12/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Diğer temyiz itirazına gelince; dava, hatalı tedavi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, davalılardan hastane ve Sağlık Bakanlığı yönünden idari yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesi; diğer davalı doktor hakkındaki istem ise Anayasa’nın 129/5. uyarınca husumet yönünden reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur. Anayasa'nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasadaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır. Davacı, davalı gerçek kişilerin kişisel kusurlarına dayandığına göre, dava konusu eylemden dolayı davacının uğradığı zararın davalıların kişisel kusuru nedeniyle gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekir. Yerel mahkemece, açıklanan yönler gözetilmeyerek, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın (2) nolu bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA; öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 12/07/2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (M KARŞI OY YAZISI Dava, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken (görevlerini yaparken) kusurları sonucu şahıslara zarar vermelerinden kaynaklanan ve zarar gören şahısların kamu görevlileri aleyhine adli yargıda açtıkları tazminat davasıdır. Anayasa’nın 129/5. maddesindeki “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabilir” hükmü ile buna paralel olarak düzenlenmiş olan 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13. maddesi hükmünün açık, net ve amir olması, bu düzenlemeler gereğince kamu görevinden dolayı zarar gören kişilerin ancak idare aleyhine idari yargıda dava açabileceği, kamu görevlisi aleyhine adli yargıda dava açılmasının ve açılacak bu davalarda kamu görevlisinin kişisel kast veya kusurunun araştırılmasının mümkün olmaması, yasa hükümlerine aykırı yorum ve uygulama yapılamayacağı, idari yargının görevine giren davaların kamu düzenine aykırı sonuç doğuracak şekilde adli yargıda görülemeyeceği, kamu görevlileri hakkında adli yargıda kişiler tarafından açılan tazminat davalarının kast ve kusur araştırması yapılmaksızın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun görüşüne 2.bent yönünden katılmıyoruz. 12/07/2010

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/7236, K. 2010/8476, T. 12.07.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2010-7236-e-2010-8476-k-b55347ce6e02