Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2010/3392 E. 2010/4767 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/3392
Karar No
2010/4767
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı Maliye Hazinesi'ne izafeten İstanbul Muhakemet Müdürlüğü ve ... aleyhine 16/02/2007 gününde verilen dilekçe ile TMK'nun 1007.maddesine dayalı tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliğine dair verilen 17/11/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, tapu sicilinin tutulmasından dolayı uğranılan zararın, Devletin sorumluluğuna ilişkin Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince, ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, hatalı tespitin kadastro çalışmaları sırasında oluştuğu, idarenin eylem ve işleminden doğan zararın çözüm yerinin idari yargı yeri olduğu gerekçesiyle, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesi reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur. Davacılar, 766 sayılı Tapulama Yasası uyarınca adlarına tespit gören 413 parsel sayılı taşınmazın 1996/4 sayılı Genelge çerçevesinde 2896/3302 Sayılı Yasa uygulaması ile orman dışına çıkartılarak işgalci olarak gösterildiklerinin, daha sonra Eyüp Asliye 1. Hukuk Yargıçlığı'nın 1999/365-2004/422 sayılı kararıyla orman sayılarak hazine adına tescil edildiğini belirterek, uğradıkları zararın davalılardan alınmasını istemişlerdir. Tapu Sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından Medeni Yasa'nın 1007. maddesi ile tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devletin sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiştir. Bu sorumluluk asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan, zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir. Sicil tutma işleminden ya da bir işlemin yerine getirilmemiş olmasından kaynaklanan uyuşmazlıklarda Borçlar Yasası’nın haksız eylemden doğan sorumluluğa ilişkin kurallarının uygulanacağı da kuşkusuzdur. Tapu işlemleri, kadastro tespiti işlemlerinden başlayarak birbirini izleyen işlemler olup tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kayıtlarda oluşan hatalardan da Devlet, Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince kusursuz olarak sorumludur. Kusursuz sorumluluk, tapu siciline bağlı çıkarların ve mal varlığına ilişkin (ayni) hakların, yanlış tescil sonucu sicile güven ilkesi yönünden değişmesi ya da yitirilmesi, bu haklardan yoksun kalınması temeline dayanır. Çünkü sicillerin doğru tutulmasını üstlenen Devlet, sicillerdeki yanlış kayıtlardan doğan zararları ödemeyi de üstlenmektedir. Dayanaksız ya da hukuki duruma uymayan kayıtlar düzenlemek, taşınmazın niteliğinde yanlışlıklar yapmak da aynı kapsamda düşünülmüştür. Devletin kadastro işlemlerinden sorumluluğunun kapsamı Medeni Yasa'nın 1007. maddesi kapsamında düşünüldüğünde, eldeki davaya adli yargıda bakılması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18/11/2009 gün ve 2009/4-383-2009/517 sayılı kararı da bu biçimde açılan davaların adli yargı yerinde görülmesi gerektiği yolundadır. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, uyuşmazlığın esası incelenip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 22/04/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/3392, K. 2010/4767, T. 22.04.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2010-3392-e-2010-4767-k-fab6eec13cf2