Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2009/9555 E. 2010/5361 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/9555
- Karar No
- 2010/5361
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... Uluslararası Ağır Yük Taşımacılığı San. Tic. Ltd. Şti vekili Avukat Serhat Şendilmen tarafından, davalı ... Belediye Başkanlığı aleyhine 07/06/2007 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 04/03/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davalının diğer temyiz itirazına gelince; dava, haksız eylem nedeni ile uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur. Davacı, park halinde bulunan kendisine ait TIR aracının, davalı tarafından sebebini anlayamadıkları bir şekilde çekildiğini, bu sırada araçta hasar oluştuğunu, hasarın onarımı süresince kazanç kaybına uğradıklarını, ticari itibarlarının da zedelendiğini belirterek, uğradığı maddi ve manevi zararın ödetilmesini istemiştir. Davalı ise, davacıya ait TIR aracının park yasağı olan otoyol üzerinde bulunduğunu, uyarılara rağmen bulunduğu yerden kaldırılmaması nedeni ile sözleşmeli firması tarafından aracın çekildiğini, davacının istemlerinin yersiz olduğunu ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkemece; davalının, 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası ve Yönetmeliği uyarınca, trafik akışını sağlamak için park yasağı bulunan yerlere park edilmiş araçları kaldırma yetkisi bulunduğu, yasaklara aykırı olarak park edilmiş bulunan davacıya ait aracın çekim giderleri ile yediemin ücretinden davacının sorumlu olduğu; ancak, aracın hatalı çekilmesi nedeni ile oluşan hasardan ve kazanç kaybından davalının sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle istemin bir bölümünün kabulüne karar vermiştir. Dosya içeriğinden, aracını park yasağı bulunan otoyol üzerine park eden davacının da kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Davalı, yasak yere park edilmiş bulunan aracı çekerken hasar oluştuğundan davacının bölüşük kusuru nedeniyle, saptanan 10.193,08 TL tazminattan Borçlar Yasası'nın 44. maddesi uyarınca, davalı yararına uygun bir indirim yapılması gerekir. Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilmeyerek, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince, davalının 5.000,00 TL tazminat ile sorumlu tutulması suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle hüküm fıkrasının maddi tazminat toplamına ilişkin dördüncü paragrafında yer alan “…10.193,08…” sayı dizisinin silinerek yerine “…5.000,00…” sayı dizisinin yazılmasına; harç alınmasına ilişkin yedinci paragrafının tümden silinerek yerine yedinci paragraf olarak “Alınması gereken 270,00 TL harcın davacıdan peşin alınan 289,70 TL harçtan indirilerek artık 19,70 TL'nin karar kesinleştiğinde ve isteği durumunda davacıya geri verilmesine,” biçimdeki tümcenin yazılmasına; yargılama giderlerine ilişkin sekizinci paragrafının tümden silinerek yerine sekizinci paragraf olarak, “Davacı tarafından yapılan toplam 240,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret edilen bölümü uyarınca takdiren 60,00 TL ile 270,00TL harç toplamı 330,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” biçimindeki tümcenin yazılmasına; davacı yararına avukatlık ücreti takdirine ilişkin dokuzuncu paragrafında yer alan “…1.223,00…” biçimindeki sayı dizisinin silinerek yerine “…600,00…” sayı dizisinin yazılmasına; davalı yararına avukatlık ücreti takdirine ilişkin onuncu paragrafının tümden silinerek yerine onuncu paragraf olarak “Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar gününde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 12. maddesi gereğince, reddedilen maddi tazminat bölümü üzerinden hesap ve takdir edilen 775,44 TL avukatlık ücreti ile tümü reddedilen manevi tazminat nedeniyle aynı Tarife'nin 10/son maddesi uyarınca takdir edilen 575,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,” biçimindeki tümcenin yazılmasına, davalının öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddiyle kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 04/05/2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesine göre; idarenin (kamu kurumunun) "eylem ve işlemleri" sonucu zarar gördüğünü ileri süren hak sahiplerinin açacakları tam yargı davalarına bakma görevi İDARİ YARGININ yetki sınırları içine girmektedir. Görev konusu kamu düzeni ile ilgili olup, (zira mahkemelerin görevleri yasalarla belirlenir.) taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında hakim tarafından re'sen değerlendirilip, görev hususunun yasalara uygun olarak karara bağlanması gerekir. Yargıtay uygulamalarında idarenin eylemi, "plan ve projeye bağlanmayan" haksız eylem niteliğinde görüldüğü hallerde, hak sahiplerinin açtığı tazminat davalarında görevli mahkemelerin Adli yargı olacağı kabul edilmektedir. Ancak, ben bu uygulamayı 2577 sayılı Kanunun 2/1-b maddesine aykırı gördüğüm için bu görüşe katılmıyorum. Zira, mahkemelerin görev sınırları yasalar ile belirlenip, yasalara aykırı şekilde yargı kararı ile belirlenemez. Ayrıca, 2577 sayılı Kanunun 2/1-b maddesinde hiçbir ayrım yapılmaksızın idarenin tüm "eylem ve işlemlerinden dolayı" idari yargının görevli olduğu açıkça belirtildiğine göre, idarenin “plan ve projeye bağlı olmayan” eylemleri de adından anlaşılacağı üzere “eylem” olduğundan ve Yasa’da tanımlanan görev kapsamına “eylem” de alınmış olduğundan ve burada önemli olanın eylemin niteliği olmayıp eylemin kimin tarafından yapıldığıdır. Yasa, idarenin (kamu kurumunun) eylemlerini idari yargının görev sınırları içerisine almış olduğuna göre, idarenin haksız eylem niteliğinde kabul edilen eylemlerinde görevli mahkemenin (Yargının) adli yargı olacağına ilişkin düşüncelerin doğru olmadığı kanaatindeyim. Somut olayımızda da davacı taraf, davalı idarenin (kamu kurumunun) kamu hizmetini yerine getirirken ortaya koyduğu eylem veya işlemlerinden zarar gördüğünü ileri sürerek bu davayı açtığına göre davaya bakma görevi idari yargının yetki sınırları içinde kalacağından adli yargı hakiminin yargı yolu bakımından dava dilekçesinin reddine karar vermesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüş ve düşüncelerine katılmıyorum. 04/05/2010