Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2009/3850 E. 2010/1187 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/3850
Karar No
2010/1187
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... Türkan vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Genel Müdürlüğü aleyhine 03/06/2008 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 20/11/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, haksız şikayet nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, taraflarca temyiz olunmuştur. Davacı, işlettiği kuaför salonuna gelen davalı idareye ait elemanların, işyerinde müşterilerin bulunduğu sırada kaçak elektrik kontrolü yaptıklarını, kaçak elektrik kullanıldığını söylediklerini, daha sonra elektrik hırsızlığı suçundan yargılanarak beraet ettiğini belirterek, uğradığı maddi ve manevi zararın ödetilmesini istemiştir. Davalı idare ise, davacının kullandığı sayaçta oynama yapıldığı belirlendiğinden kaçak elektrik kullanım tutanağı tutulduğunu, kurum olarak görevin gereğini yaptığını, Cumhuriyet Savcılığı tarafından kamu davası açılmasının şikayetin haklılığını gösterdiğini belirterek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkemece, davacı işyerinde şüpheli sayaç nedeniyle 29/12/2004 günü inceleme yapıldığı, aynı gün kaçak elektrik kullanım tutanağı tutulduğu halde, kaçak kullanıma dayanak gösterilen sayaç açılarak numaratör ile oynanmış olduğuna ilişkin tutanağın bir gün sonra, 30/12/2004 gününde tutulması nedeniyle kurum çalışma sistemine uyulmadığı ve rapor tarihlerinde usulsüzlük bulunduğu gerekçesiyle, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasına karar verilmiştir. Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir”şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir. 2009/3850-2010/1187 Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, BK.nun 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlemiştir. Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır. Somut olayda, davacının işyerine ait sayacın vekalet mühürlerine zarar verilerek açılıp numaratör ile oynanmak suretiyle kaçak elektrik kullanıldığı şüphesiyle suç duyurusunda bulunulduğu anlaşılmaktadır. Sayaç ayar şefliği raporu kaçak elektrik kullanım tutanağından bir gün sonra verilmiş ise de tutanağı imzalayanların açıklamalarından, tutanağın düzenlendiği gün sayaç ile oynanmış olduğu konusunda sözlü olarak bilgi alındığı ve bunun üzerine kaçak elektrik kullanım tutanağı düzenlenip suç duyurusunda bulunulduğu anlaşılmaktadır. Yerel mahkemece, davalı idarenin bazı olgulara dayanarak şikayette bulunduğu ve böylece şikayetin yasal sınırlar içinde kullanıldığı sonucuna varılıp istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA; bozma nedenine göre davacının öteki temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve temyiz eden davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11/02/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi. Bu doküman 5070 Sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2009/3850, K. 2010/1187, T. 11.02.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2009-3850-e-2010-1187-k-be4de825d56b