Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2009/14542 E. 2010/10849 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/14542
- Karar No
- 2010/10849
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ...Ş vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 23/09/2008 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 10/09/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı ... ve katılan ... İmpresit ortak girişimi vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan davalı ... 5.Bölge Müdürlüğü'nün temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, yol yapımı nedeniyle davacıya ait aydınlatma direklerini besleyen yeraltı kablolarının kopartılmasından dolayı uğranılan maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, davalılardan ... Büyük Şehir Belediye Başkanlığı hakkındaki istem reddedilmiş; diğer davalı ... hakkındaki istemin ise bir bölümü kabul edilmiş; karar, katılan ile davalılardan ... tarafından temyiz olunmuştur. Karayollarının yapımı, iyileştirilmesi ve bu kapsamdaki işlerin denetlenmesi ...'nün kamu hizmeti kapsamındaki görevleri arasında olup bu görevin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hizmet kusuru niteliğindedir. İdare’nin işlem ya da eylemi nedeni ile doğan zararlardan dolayı İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1-b maddesi gereğince idareye karşı, idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekir. Görev sorunu, açıkça veya hiç ileri sürülmese de kendiliğinden gözetilir. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davalılardan ... hakkındaki istem yönünden, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddedilmesi gerekirken, adı geçen davalı yönünden işin esası incelenerek, maddi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davalılardan ... yönünden BOZULMASINA; bozma nedenine göre kararı tek başına temyize hakkı bulunmayan ...'in temyiz dilekçesinin reddine ve temyiz eden müdahilden peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 25/10/2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesine göre; idarenin (kamu kurumunun) "eylem ve işlemleri" sonucu zarar gördüğünü ileri süren hak sahiplerinin açacakları tam yargı davalarına bakma görevi İDARİ YARGININ yetki sınırları içine girmektedir. Görev konusu kamu düzeni ile ilgili olup, (zira mahkemelerin görevleri yasalarla belirlenir.) taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında hakim tarafından re'sen değerlendirilip, görev hususunun yasalara uygun olarak karara bağlanması gerekir. Yargıtay uygulamalarında idarenin eylemi, "plan ve projeye bağlanmayan" haksız eylem niteliğinde görüldüğü hallerde, hak sahiplerinin açtığı tazminat davalarında görevli mahkemelerin Adli yargı olacağı kabul edilmektedir. Ancak, ben bu uygulamayı 2577 sayılı Kanunun 2/1-b maddesine aykırı gördüğüm için bu görüşe katılmıyorum. Zira, mahkemelerin görev sınırları yasalar ile belirlenip, yasalara aykırı şekilde yargı kararı ile belirlenemez. Ayrıca, 2577 sayılı Kanunun 2/1-b maddesinde hiçbir ayrım yapılmaksızın idarenin tüm "eylem ve işlemlerinden dolayı" idari yargının görevli olduğu açıkça belirtildiğine göre, idarenin “plan ve projeye bağlı olmayan” eylemleri de adından anlaşılacağı üzere “eylem” olduğundan ve Yasa’da tanımlanan görev kapsamına “eylem” de alınmış olduğundan ve burada önemli olanın eylemin niteliği olmayıp eylemin kimin tarafından yapıldığıdır. Yasa, idarenin (kamu kurumunun) eylemlerini idari yargının görev sınırları içerisine almış olduğuna göre, idarenin haksız eylem niteliğinde kabul edilen eylemlerinde görevli mahkemenin (Yargının) adli yargı olacağına ilişkin düşüncelerin doğru olmadığı kanaatindeyim. Somut olayımızda da davacı taraf, davalı idarenin (kamu kurumunun) kamu hizmetini yerine getirirken ortaya koyduğu eylem veya işlemlerinden zarar gördüğünü ileri sürerek bu davayı açtığına göre davaya bakma görevi idari yargının yetki sınırları içinde kalacağından adli yargı hakiminin yargı yolu bakımından dava dilekçesinin reddine karar vermesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüş ve düşüncelerine katılmıyorum. 25/10/2010